Bütünleşim…

Cenk Yapıcı

2.İstanbul Bilişim Kongresi Kurumsal Yazılım 2008 “Bütünleşim” başlığı ile Türkiye Bilişim Derneği İstanbul Şubesi tarafından 3-4 Haziran 2008 tarihleri arasında İstanbul Harbiye Askeri Müze ve Kültür Sitesi'nde düzenlendi. Kurumsal yazılım üreten, uygulayan, kullanan, altyapı sağlayan ve eğitimini veren tüm tarafların katılımı ile geçen yıl ilki düzenlenen kongrede dünyada ve Türkiye'de Kurumsal Yazılım'ın nereye gittiği tartışılmıştı. Bu seneki kongrede ise; bir adım daha ötesine bakarak kurumlarda yazılımların, donanım ve ağ bütünleşimi için önemi tartışıldı ve teknoloji, iletişim ve iş süreçleri anlamında birbiriyle bağlantılı ve kesintisiz çalışan kurumsal yazılımlar ile altyapı kavramına vurgu yapıldı.
2. İstanbul Bilişim Kongresi'nin açılış konuşmasını İstanbul Üniversitesi, İşletme Fakültesi Sayısal Yöntemler Anabilim Dalında Öğretim Üyesi Dr. Erdal Balaban yaptı. Konuşmasında kurumsal yazılımın iş ve eğitim hayatında büyük önem ifade ettiğini belirterek, yapacakları çalışmalarla yazılımın getirdiği yenilikleri ve katma değerleri tüm sektörlere daha fazla anlatacaklarını belirtti. Sayısal uçurumu ortadan kaldırmak için bilgisayar okuryazarlığının önemine değinen Balaban, üniversiteler ve sektör yakınlaşmasının bilgi alışverişinin sağlanması ve dolayısıyla bilim okuryazarlığının da başlamasında etkin rol oynayacağını kaydetti.
Açılış oturumunda konuşan Türkiye Bilişim Derneği (TBD) Başkanı Turhan Menteş; 1971'de kurulan ve 38.yılını kutlayan derneğin, üye sayısı 10 bini aşan en eski sivil toplum kuruluşlarından biri olduğunu söyleyerek başladığı konuşmasına bu kadar çok sayıda gönüllü katılımcının bir başka toplulukta bulunmadığına dikkat çekerek, TBD'nin bir sivil toplum kuruluşu olarak Türkiye'de ne yapılmışsa ya da ne yapılacaksa ilk yapan ilk söyleyen olduğunu ifade etti. Ülkemizin yazılım konusunda hep beklenen ama bir türlü yapamadığı sıçramayı ulusal bilişim politikasının oluşmadığına bağlayan Menteş, ülke olarak elimizdeki potansiyel gücü katma değere dönüştüremediğimizden yakındı.

Erişilebilirliğin önemi
2.İstanbul Bilişim Kongresi “Kurumsal Yazılım 2008” açılım oturumuna Ankara'dan video konferans sistemi vasıtasıyla canlı olarak katılan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım şunları kaydetti: “Küreselleşmenin en önemli silahı bilgidir ve bilişim ve haberleşme altyapısının en iyi şekilde tesis edilmesiyle sağlanır. Küresel altyapıyı iyi kurup etkin şekilde kullanmak başarıyı beraberinde getirecektir. Bilişim ve haberleşme teknolojilerini kullanmak ve bilgiyi en kısa yoldan paylaşmak sayısal uçurumu ortadan kaldıracak ve bilgi toplumu olma yolundaki ilerleyişimizi sürdürecektir. Bilişim ve haberleşme teknolojilerinin eğitim, sağlık ve kamu kuruluşlarında etkin olarak kullanılmaya başlamasının sektördeki hareketliliğin daha da artmasına ve dolayısıyla sektörün genişlemesine olanak sağlayacaktır. Günümüzde erişilebilirlik, hayattaki en önemli kavramlardan biri haline geldi. Erişemezseniz, insanları birbirleriyle buluşturamazsanız, ne sosyal refahı ne de birlik beraberliği ne de sağlıklı bilgi akışını sağlayabilirsiniz. Bilişim ve haberleşme ağının sürekli büyütülmesi bizim çok hassas olduğumuz konudur. Erişimde geniş bant İnternet çalışmalarının tamamlanıp ülke çapında sağlanması konusunda hızla ilerliyoruz. İnternet kullanım oranı Amerika'da yüzde 70, Avrupa da yüzde 60, Afrika'da 3,8'dir ve dünya ortalaması ise yüzde 19'dur. Şu anda Türkiye'deki geniş bant kulanım oranı Avrupa Birliği'nin altında, ancak 2012 yılında Avrupa Birliği seviyesine ulaşacağımıza inanıyorum. Türkiye'nin yarısından fazlasını 25 yaş ve altındaki genç nüfus oluşturuyor. Unutmayalım ki Türk insanı değişimlere yeniliklere ve gelişimlere en açık insandır. Bilişim ve haberleşme teknolojileri beraberinde değişimi, gelişimi ve sanal ortamda küresel işbirliğini getirir. Yatırımlara okullarımızdan ve gençlerimizden başladık okullarımızın tamamına geniş bant erişim sağlıyoruz zamanla uydu üzerinden geniş bant hizmeti vererek hızlı bağlantının gitmediği mekân bırakmama amacındayız.”

Bilişimde bilgi sinerjisi
2. İstanbul Bilişim Kongresi açılış oturumunda söz alan bir diğer konuşmacı ise Delaware Üniversitesi'nden Prof. Tuncay Saydam'dı. Son yarım yüzyıldır tüm yaşantımızı değiştiren bilgisayar devriminin temel taşının bilgi ve bilgiye odaklı kavramlar, teknolojiler ve yenilikler olduğunu belirten Saydam bilgi hakkında şunları söyledi: “Damarlarımızda akan ve tüm hücrelerimize  hayat ve işlevsellik götüren kanımız ne ise, düşünsel ve entelektüel  hücrelerimizin kanı da bilgidir.  Kurumsal işlevselliğin temel öğesi bilgidir, toplumsal işlevselliğin kaynağı ve tüm vatandaşlara ulaşımın temeli yine bilgidir.  Bilgisel görevdeşlik temelini bilgi bütünleşikliği oluşturur. Bilgi yönetimi, gerekli bilgilerin en güncelliği ve tutarlılığı, en kolay ve çabuk erişimi, bilgi dağıtımı, bilgi filtrelemesi ve temizliği, bilgi eşzamanlılığının ve üstün bir bilgi sinerjisinin sağlanması için gerekli kontrol ve yönetimsel yöntemlerin kullanılmasını  içerir. Bilgi üretimi, kullanımı, yönetimi ve paylaşımında oluşacak bu bütünleşik sinerji, bilginin tekil değer ve enerjisine ayrı bir üstel  değer katacaktır. Bilgiyi ve önemini, kişi, kurum ve toplum düzeyindeki sürekliliği ve işlevselliği ile birlikte algılarsak,  bilginin üretimi, erişimi, dağıtımı, güvenliği, ekonomisi, yönetimi ve bütünleşikliği daha da çarpıcı olacaktır. Gittikçe küreselleşen bir dünyada, kişisel, kurumsal ve toplumsal rekabetlerin en yüksek katma değerli itici güçleri, bilgiyi bulmakta, üretmekte ve yönetmekte gösterecekleri sürekli yeni buluşları ve bunları kısa zamanda bilgi ürünlerine çevirmedeki üstün becerileri olacaktır.”
Oturumunda söz alan Doğuş Üniversitesi Rektörü Prof. Mithat Uysal yazılım alanında Türkiye'nin büyük başarılar elde edebilme şansını kaçırdığını kaydetti. Yazılımda araştırma ve geliştirme konusunda bazı kurumların destek verdiğine işaret eden Uysal, bunların tek başına yeterli olamadığını, ciddi bir stratejinin ve politikanın izlenmesi gerektiğini ifade etti. Enformatik enstitüler aracılığıyla yüksek lisans ve doktora eğitimlerinin sağlandığını söyleyen Uysal, Türk eğitim sistemindeki kalitenin uluslararası standartlarda yenilikler getirecek düzeyde olup olmadığının sorgulanmasının gerektiğini ve inovasyon sağlayacak ticari bilginin öğrencilere verilmesinin önemini vurguladı.

Yerel yönetimlerde bilişim bütünleşimi
Kurumsal Kaynaklar ana başlığı altında yapılan “Yerel Yönetimlerde Bilişim Bütünleşimi” adlı oturuma katılan İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Fatih Belediyesi ve Beşiktaş Belediyesi'nin yetkili kişileri, belediyecilikte bilişim konularını masaya yatırdılar.
Oturumda; “Belediyecilikte Bilişim Odaklı Başarılar” konu başlıklı bir sunum gerçekleştiren Fatih Belediye Başkan Yardımcısı Okan Erhan Oflaz, Fatih Belediyesi'nin bilişime ve teknolojik yeniliklere bakış açısını ve bu konuda verdikleri hizmetleri katılımcılarla paylaştı. Güçlü bir teknoloji altyapısına sahip olduklarını belirten Oflaz, Fatih Belediyesi'nin kent bilgi sistemi veritabanına yakın saha çalışmaları ile her türlü coğrafi özelliklerin eklendiğini ve ulaşılabilir hale getirildiğini kaydetti. Elektronik imza ve mobil imza hizmetini kusursuz tümleşme ile kullanıcıların hizmetine sunan ilk belediye olduklarını söyleyen Oflaz, bu sayede ağa bağlı her cihaz ile bilgi edinme, teklif verme, bina beyanı, imar durumu, işyeri ruhsatı ve evlenme müracaatı gibi birçok hizmetten faydalanma olanağının sağlandığını ifade etti.
İstanbul'da E-Belediye Uygulamaları başlıklı bir sunum gerçekleştiren İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Bilgi Teknolojileri Daire Başkanı Hakkı Tok, İstanbul'un sahip olduğu her bir birim için yazılan uygulamalar için tümleştirme çalışmalarında bulunduklarını ve bu sayede sağlanan esneklik ve çeviklikle bakım giderlerinin azaldığına, işlevselliğin artığına dikkat çekti. Veri ambarı projelerinin hayata geçmesiyle müşteri ilişkileri yönetiminin daha iyi hizmet vermeye başlayacağını belirten Tok, 153 numaralı telefondan ulaşılabilen Beyaz Masa ile vatandaş hizmetleri birimi oluşturduklarını hatırlattı. Altın Örümcek en iyi Kamu Kurumu ödülünü 4 yıl üst üste aldıklarını ifade eden Tok, İnternet ve mobil teknolojilerle tüm hizmetlerini tümleştirmeye devam edeceklerini söyledi.

Servis Odaklı Mimari (SOA)
TÜBİSİS'ten Kemal Şahbaz, Hizmet Yönelimli Mimariler adlı oturumda Yazımlımda Servis Odaklı Mimari (SOA) konulu bir sunum gerçekleştirdi. Servis Odaklı Mimari'nin (SOA) tümleşik yazılım paketlerini ve bilgileri daha iyi görebilmeyi, iş dünyasında daha hızlı hareket ederek daha iyi kararlar almayı sağlayacak karma uygulamaların sorunsuzca kullanımını kolaylaştırdığını anlatan Şahbaz, iyi tanımlanmış, esnek ve bağlı bileşenlerle oluşturulan bu sistem mimarisinde kullanılan her servisin standart bir arayüzü olduğundan ve tüm servislerin tek odak noktasında birleştirilebileceğinden bahsetti.
Oracle İş Geliştirme Müdürü Kemal Ülkü ise sunumunda, SOA-Servis Odaklı Mimari uygulamalarından bahsetti. Ülkü, kamudan özel sektöre kadar günlük yaşamın her noktasında faaliyet gösteren kurumlar için bireye farklı kanallarla, kesintisiz ve doğru hizmeti sağlayabilmenin bir zorunluluk haline geldiğini ifade ettiği sunumunda, Servis Odaklı Mimari sayesinde düşen maliyetlerle, daha esnek ve atak bir bilişim teknolojileri altyapısının oluşturulabileceğine ve sonucunda da iş kullanıcısı ile bilişim teknolojilerinin yakınlaşmasının sağlanacağına işaret etti. SOA'yı mimari tarzı olarak Lego taşlarına benzeten Kemal Ülkü, uygulamalardaki kabiliyetlerin yapıtaşları (servis) şeklinde yeniden tasarlanmasının taşların farklı şekillerde birleştirilmesiyle yeni iş olanaklarının oluşturulması ve istenildiğinde kolaylıkla değiştirilmesine imkân sağladığını kaydetti.

Web 2.0 ile elektronik ticaret ve içerik
Değerli insanlara Türkiye'de çalışmaları için çekici bir ortam oluşturabilmek ve çalışanlarına vereceği değer ile, onların daima yaratıcı ve verimli ürünlerini ortaya koymak isteyecekleri yer olmak misyonunu taşıyan Yoğurt Teknolojileri'nin kurucusu Cemil Türün, teknoloji ve tasarım konularında dünyada satılabilecek düzeyde ürünler ortaya koymayı pek becerememiş olan Türkiye'den Yoğurt Teknolojileri olarak bir iddia ile ortaya çıktıklarını ve amaçlarının, teknoloji konusunda kendine güveni olmayan bir ülkenin yetiştirdiği insanlar olarak bazı ilkleri gerçekleştirmek ve dünyada adlarını özgün tasarım ve teknoloji üreten bir firma olarak tesis etmek olduğunu söyledi. Web 2.0, E-Ticaret ve İçerik isimli sunumunda konuşan Türün, Web 2.0'ın siteler arası içerik paylaşımı ve kullanıcının ürettiği her türlü içeriği destekleyen servisleri en iyi şekilde çalıştırabilme platformu oluşturduğunu hatırlatarak, bu platform sayesinde teknolojik pazarlama sektörünün günden güne büyüdüğünü kaydetti.
Oluşturulacak sanal yaşam biçimleri ile sanal bir ekonominin de meydana getirilebileceğine değinen Türün, gerçek insanla doğrudan en kolay şekilde iletişime geçilen bu dünyada küresel geçerliliği olacak sanal bir para biriminin de yaratılabileceğini belirtti.

E-İmza ve ticari uygulamalar
E-Güven İş Geliştirme ve Pazarlama Müdürü Ayşegül Topoğlu Tüzen, sunumunda katılımcılara elektronik imza uygulamaları hakkında bilgiler verdi. Tüzen elektronik imzayı şöyle tanımlandırdı: “5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nda yer alan şekliyle elektronik imza; başka bir elektronik veriye eklenen veya elektronik veriyle mantıksal bağlantısı bulunan ve kimlik doğrulama amacıyla kullanılan elektronik veriyi tanımlar. Elektronik imza, elle atılan imza ile aynı hukuksal geçerliliğe sahip elektronik veridir.” E-Güven Elektronik Bilgi Güvenliği A.Ş. olarak elektronik sertifika ihtiyacı olan tüm kullanıcılara güvenilir ve etkin hizmet sunmayı amaçladıklarını belirten Tüzen, üretilen sayısal sertifikaların uluslararası geçerliliği olması, Türkiye koşullarına uyarlanabilmesi ve elektronik ortamda kurumların ve bireylerin ihtiyaçlarına cevap verebilmesi için çalıştıklarını vurguladı.
E-imza'nın şaka olmadığını, bilakis çok ciddi bir kavram olduğunu belirten Tüzen, nüfus cüzdanı, pasaport veya sürücü belgesi gibi fotoğraflı ve geçerli resmi belgelerden herhangi birinin aslı ile başvuru yapılabileceğini, ayrıca kişinin kimlik teyidinin yapılabilmesi için T.C. Kimlik numarasını da vermek zorunda olduğunu, ibraz edilen kimliğin bir nüshası E-Güven yetkilisine verilip, başvuru sahibinin kimlik tespiti esnasında bizzat hazır bulunması gerektiğini söyledi. Kimliğini tespit ettiren başvuru sahibinin, bir nitelikli elektronik sertifika kullanıcı sözleşmesi ve ekinde yer alan sertifika başvuru formunu doldurması ve imzalayarak onaylaması yeterli olacağını kaydeden Tüzen, nitelikli elektronik sertifikanın alındığı tarihten itibaren talep edilen süre dikkate alınarak 1, 2 ya da 3 yıla kadar geçerli olduğunu ifade etti.
Elektronik imza İnternet bankacılığı, e-devlet uygulamaları, dilekçe, gümrük ve kamuyla ilgili her tür elektronik işlemlerde kullanılabiliyor.

Eğitim yönetimi ve e-öğrenme
Enocta Genel Müdürü Ahmet Hançer sunumunda elektronik öğrenme ile ilgili birçok detayı katılımcılarla paylaştı. Türkiye'nin sanal ortam üzerinden eğitim teknolojisiyle tanışmasının 90'ların sonunda İnternet kullanımının yaygınlaşması ile gerçekleştiğini ifade eden Hançer, Türkiye'nin elektronik öğrenme konusunda oldukça gerilerde kaldığını, henüz bu hizmeti veren akademik eğitim kurumlarının çok azınlıkta olduğunu, Sakarya Üniversitesi'nin uzaktan eğitim uygulamalarında öncü kurum olduğunu hatırlattı. Elektronik öğrenme uygulamalarını ağırlıklı olarak finans sektörü kurumlarının ve bankaların kullandığını kaydeden Hançer, 2007 yılı sonu verilerine göre 150 şirketin, 20 üniversitenin ve 10 kamu kurumunun elektronik öğrenme sistemini kullandığını söyledi. Dünyada 3 milyara yakın mobil telefon kullanıcısı olduğunu ve bu potansiyelin mobil öğrenme uygulamaları geliştirilerek milyonlarca kullanıcıya hitap edilebileceğine dikkat çeken Hançer, elektronik öğrenme sayesinde maliyetlerin düşeceğine ve eğitimin hedef kitleye daha kısa zamanda daha hızlı ve etkin şekilde ulaşılacağını açıkladı.

E-öğrenme alternatifleri
Intel İş Geliştirme Müdürü Burak Aydın eğitime büyük önem verdiklerini belirterek, Intel'in dünya genelinde yaklaşık 1 milyar Dolar'lık eğitim yatırımına gittiğini kaydetti. Türkiye'de Intel ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın ortak projesi olan Skool'u hayata geçirdiklerini söyleyen Aydın, Skool tasarlanırken, eğitimin sürekliliğinin sağlanması amaçlandığını, bu doğrultuda birkaç farklı durum ve yerde eğitimin sürdürülmesinin düşünüldüğünü belirtti.
Skoool sayesinde öğrenciler eğitimlerine okulda başlayabilir, yolda hareket halinde iken devam edebilir, eve gittiklerinde de kaldıkları yerden devam edebilirler. Bu şekilde, eğitiminin kesintisiz sürmesinde teknolojinin en ileri seviyesindeki ürünlerinden faydalanarak, zaman en iyi şekilde değerlendirilebilir.
Teknolojinin gelişmesiyle eğitimin büyük bir kısmının İnternet üzerinden yapılacağını söyleyen aydın Intel'in bugüne kadar Türkiye çapında 100 bin öğretmeni bilgisayar okur-yazarlığı konusunda eğittiklerini ve 4 yıla kadar 600 bin öğretmene eğitim vermeyi amaçlarını ifade etti. Asus EeePC gibi ‘Netbook' adını alan boyutu küçük, fiyat olarak da satın alınması kolay bilgisayarlar sayesinde eğitimin her an her yerden verilebileceğini sözlerine ekleyen Aydın, ideal öğrenme metotlarını hayata geçirerek kusursuz bir etkileşim platformu hazırlama amacında olduklarını açıkladı.