Av. Tolga İşmen, LL.M. (KCL)
tolga@telepati.com.tr



Kanun-e

“BİTMEDEN BİTMEZ”

Yogi Berra'nın meşhur sözüdür: “ It ain't over ‘till it's over. ” Bir beysbol koçu olan Yogi bu sözü sezona çok kötü başlayan takımı hakkında gazetecilerin sorularını cevaplamak üzere 1973 yılında söylemiş. Laf aslında yeni, kavram tarih kadar eski. Türkçeye bunu “bitmeden bitmez” diye çeviriyorlar. İyi de ediyorlar daha değişik çevirileri olabilir örneğin “bitene kadar bitmez” ama herhalde “bitmeden bitmez” en doğrusu. Bu yıl oynadıkları son dört maçta milli takım bize ve bütün dünyaya bunu hatırlattı. Daha önce futbolun hayatın basitleştirilmiş bir simülasyonu olduğunu için bu kadar sevildiğini düşündüğümü yazmıştım. Belki de futbol ile hayatın en önemli ortak noktalarından birisi bitmeden bitmediği. Son dört maçımızda son ana kadar oyun bitmedi, son ana kadar kazanan ve kaybeden belli değildi ve son anda kendini oyuna daha çok veren, daha çok gücü olan ve şansı yaver giden kazandı. Biz üç kere kazandık bir kere kaybettik ama bence ülke olarak çok daha önemli bir kazanımımız oldu, milli takım hepimize bitmeden bitmediğini hatırlattı bu konuda ilham verdi. Hepimize o son adımı atıp başarılı olabileceğimiz konusunda bir umut verdi. Tabii her zaman mucizeler olmaz bazen başladığında aslında bitmiştir ama ender de olsa bazen bitmeden bitmez ve son onda başarıyı elde edebiliriz.
Yüksek lisans sonrasında işe girdiğimde ofis yönetimi belirli nedenlerden ötürü bana kötü davranıyordu. Bir şekilde burnumun sürtülmesine ihtiyaç duyulduğu hissi vardı ofiste, büyük ihtimalle de haklıydılar. Bu nedenle ilk günlerde ciddi zorluklar çektim. İlk hafta eşimle işten ayrılıp ayrılmamayı bile tartıştım. Sonra panoma bir yazı yazdım, bayağı büyükçe, “ … ‘till it's over ”. Lafın tamamını yazmadım anlayan biri çıkar diye. Karşıma konan zorluklarla uğraşırken, kendime her yeter artık dediğimde o yazıya baktım ve içimden tekrarladım, “bitmeden bitmez.” Gerçekten o büroda ilerleyen günlerde kendimi kabul ettirdim ve o büroda öğrendiklerim sayesinde bugün işimi iyi yapabiliyorum. Ama eğer kaçıp gitseydim bunlara sahip olamayacaktım. Yıllardır bir teknik direktör gibi genç arkadaşlara devamlı talimat ve tavsiyelerde bulunuyorum. Kendilerini geliştirmeleri ve daha iyi birer hukukçu olmaları için onlarla birlikte çalışıyorum. En önemli kuralım bitmeden bitmez. Hem iyi durumda hem de kötü durumda akıllarında bulunması için. İşler iyi gidiyorken de çok önemli bir kuraldır, gevşeme, rahatlama, bir hata yaparsın, bir topu kaçırırsın golü yemişsin, işi berbat etmişsin.
Tabii Türk milli takımın yarı finale çıkma başarısı çok önemli ama onları tüm gözleri ve beyinleri ile izleyen gençlere 8-12 yaş arasındaki çocuklarımıza bitmeden bitmezi öğretmiş olmaları en önemli başarılıları. Yirmi yıl sonra bu çocuklar iş hayatında zorluklarla mücadele ederken, bütün sorunlar üstlerine üstlerine geliyorken, Semih'i Nihat'ı Arda'yı hatırlayacaklar. Onlar yapmıştı ben de yapabilirim diyecekler, bitmeden bitmez diyecekler. Belki bazıları yine başaramayacak, şansları, kapasiteleri, yetenekleri yeterli olmayacak. Ama içlerinden bazıları 2008 Türk Milli Takımından aldıkları ilham ile başarıya ulaşacaklar o son adımı atabilecekler. Bir millete (ve büyük ihtimalle ötesine) ilham verdiniz. Pek az kişiye böyle bir onur nasip olur. Sağ olun çocuklar. Ama siz de unutmayın, bitmeden bitmez.
Tolga İşmen
29 Haziran 2008, Esentepe


Köşe Yazarları