| |
Bence
Geçtiğimiz sayıda sevgili editörümüz Merih IŞIN'ın kavramların Türkçe olmasının yanısıra, doğru ifadeleri kullanmak hususuna dikkatlerimizi çeken yazısını ilgiyle okudum. Merih'in bu konudaki düşünceleri benim için bilinmeyen konular değildi. Daha önce birkaç kez bu konudaki düşünce ve hislerimizi paylaşmıştık.
Benzer düşünceleri MOBİSAD genel başkanı Sayın Murat DURSUN, “aynı ifadeye aynı anlamın yüklenmemesinin politika ve strateji oluşturmayı zorlaştırdığını bu bakımından ortak bir terminoloji yaratılmasının önemini Türkiye Bilişim Vakfı tarafından oldukça titizlikle hazırlanan “Telekomünikasyon: Bilgi Toplumunun Kaldıracı” başlıklı etkinlik kapsamında düzenlenen panelde dile getirdi.
Son olarak sektör STK'lerinin bir araya geldiği aylık toplantıda MOBİSAD'ın önerisi ile gündeme alınan bu husus, Türkiye Bilişim Derneğinin mevcut bir Çalışma Grubunun daha da etkinleştirilmesi ile yakında çözüme kavuşacak olduğu sonucu çıkarılabilir. Sırada çözülecek bu kadar sorun var iken, Merih'in çok önemsediği ve yazıları ile çok katkı sağladığı bu sorun ortadan kalkınca, kendini boşlukta hissetmeyeceğinden eminim…
Geçen aylarda yazdığım bir yazıya değişik tepkiler geldi. Ben oldukça üstü örtülü yazdığım için konunun, doğal olarak anlaşılamadığını ve bunun arzu etmediğim sonuçlar yarattığını gördüm. Bu konuya bir kez daha eğilmek bu nedenle gerekli hale geldi.
Bu köşeyi takip edenlerin bildiği gibi; TELEPATİ'nin Mayıs 2008 tarihli 153üncü sayısında yayınlanan köşemde, yurt dışında Türk şirketlerinin şirket satın almasının hepimizi gururlandırdığını ifade etmiştim. Buraya atanan yöneticilerin bir yandan şirketlerini başarıya kavuşturan ekibin bir parçası olarak bir ekip ruhu içinde çalıştıklarını veya çalışmaları gerektiğini diğer taraftan da ülkemizi dışarıda temsil ettiklerinin bilinci içinde hareket etmeleri gerektiğini de ifade etmiştim.
Bu yazıma hiç düşünmediğim aklımın ucundan dahi geçirmediğim yerlerden tepki aldım. Bu nedenle kastımı net olarak ortaya koymam gerekiyor. Ben, Türk Telekom ve Çalık Grubunun Arnavutluk Telekom'u almalarını çok önemsiyorum. Bu stratejik yaklaşımın bana göre atılacak birkaç güçlü adımla, Türk Telekom'a önemli bir küresel güç olma hedefi sağlayabileceğini de eminim. Ancak, oraya atanan başarılı geçmişleri gerçekten birçoklarımız tarafından yakından bilinen insanların birkaç ay sonra geri dönmelerinin ardında yatan gerçek nedir? Acaba bu gelişmeler ekip ruhunun sarsılmasından mı kaynaklanmıştır? Bu soruların ve başka şu anda burada değinmeyeceğim başka soruların üzerinde durulması gerekiyor. Önemli olan başarıya odaklanmak, yoksa amaç kişilerle uğraşmak olmamalı. Zaten bunu yapan ooooo kadar kişi var ki. Ben sadece Türk Şirketlerinin küresel piyasalarda da başarıları ile gurur duymak ve gurur duymayı sürdürmek istiyorum. 27.06.2008
|
|