Numan AYDINOĞLU

@ktör

Memleketim…

Bu gün, yani 26 Haziran sabahı herkes dün akşamki Almanya maçını konuşuyor. Futbol milli takımımıza ve hocasına binlerce övgü ve teşekkür yazılıyor. Ne kadar açız başarıya ne kadar özlüyoruz güzel şeyleri.
Geçen ay kendi penceremden baktığımda “BALIK HAFIZALIYIZ” demiştim. Bu olaylarda üstüne geldi. Bir anda memleketimizde hiç bir sorun yokmuş noktasına geldik.
Biz de öyle davranalım gene güzelliklerden bahsedelim. Ülkemizin güzelliklerinden doğanın bize bahşettiği zenginliklerden bahsedelim..
Önce sizi Norveç'e götürmek istiyorum. Hani şu kitaplarda “Doğa Cenneti, Dünyanın en güzel en yeşil bölgesi” denilen yere, Norveç fiyordlarına. Bergen, Kirkenes arasındaki 6 günlük gemi turunu sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bergen, Gerçekten çok sade ve güzel bir Norveç sahil şehri. Tipik evleri ve denizin şehir içlerine kadar uzanan o meraklı burnu sayesinde her yeri liman haline dönüştürülmüş bir şehir. Şehre gelince, içinizde bir heyecan başlıyor. Bu güzellik size bundan sonra şahit olacağınız, yeni doğa güzelliklerinin müjdecisi gibi geliyor. Ve heyecanla yola çıkıyorsunuz. Gün batmıyor, akşam olmuyor ve yorgun düşen bedeniniz kapanmaya yüz tutan gözleriniz nedense bir akşam ya da gece karanlığı arıyor sizi, yatağa davet etmek için. Maalesef o karanlık gelmiyor ve siz hala güvertedesiniz. Heyecan hala dorukta ve uyuduğunuz zaman o size bahsedilen güzellikleri kaybedeceğiniz korkusu da eklenince, gözleriniz kaya kaya güvertede bekliyorsunuz.
Birinci gün herşey ilk ve herşey güzel. İkinci gün yine öyle. Doğa, deniz, fiyordlar, üzeri karlı ve dumanlı dağlar, eriyen karların oluşturduğu muhteşem şelaleler, birbirinden güzel akvaryum gibi görünen o küçük koylar. O yemyeşil dağların hemen her düz yerine kurulmuş tipik kuzey evlerinden oluşan küçük küçük yerleşim merkezleri sizi kıskandırıyor. Neden bizim ülkemizde böyle değil diyorsunuz.
Gemimiz zaman zaman bu yerleşim merkezlerinde duruyor. Bu kısa dönem içerisinde gemiden inip dolaşıyoruz. Bir küçük şişe suyunun 6 YTL olduğunu buralarda öğrenip şok oluyoruz. Taksi şoförümüzün (taksinin kaç YTL olduğunu sormayın lütfen) bundan hiç şikayetçi olmadıklarını duyunca, bu da ikinci şok oluyor.
Güzellikler bizi kuzeyde Ren Geyikleri, Sami'ler ve Avrupa anakarasının en kuzey noktası North Cape'e varana kadar bizi takip ediyor.
Kirkenes'in İkinci Dünya Savaşında en çok bombalanan (dostları tarafından- İngiliz, Amerika ve Rusya) ikinci şehir olduğunu öğreniyoruz ve tarihi bilgilerimizin eksik kalan kısımlarına yeni ilaveler yapıyoruz. Norveçlilerin en önemli kahramanlarının Ruslar olduğunu gene Orada öğreniyoruz. Ancak Norveçlilerin en çok tercih ettiği tatil yeri ANTALYA. Hemen her tanıştığımız ya da konuştuğumuz kişi en az bir kere Antalya'ya gelmiş. Hatta bindiğimiz bir taksi şoförünün Alanya'da bir Emlak ofisi olduğunu bile öğrendik.
Tüm bunlar bir kenara tüm dünyanın böylesine merak ettiği ve avuç dolusu paralar ödeyerek gittiği Fiyordlar, bana bizim ülkemizin;
Karadeniz Bölgemizin yeşilliklerini, O dağlardan, etrafındaki yeşilliklerin güzelliklerine isyan edercesine fırlayan kaynak sularının oluşturduğu uzun şelaleleri ve şelale ile yeşilliklerin arasından sızan güneş ışıkları ve bu iki birleşimin ürünü gökkuşağını ...
Marmaris, Bodrum, Gökova, Kazdağları gibi bölgelerimizde yaptığınız Mavitur gezilerinde gizlendiğiniz, balık tutup, kendi tuttuğunuz balığı yediğiniz akvaryumlar ve bu akvaryumların içinde kendinizi de attığınız ve yüzdüğünüz akvaryum gibi koyları hatırlattı....
Dünya oraya çuval dolusu para öderken, bizim güzelliklerimizi görmezden gelmemiz ya da yok pahasına ucuzcu turistlere pazarlamamız beni kızdırmadı desem çok yanlış olur.
Biz ne olduğumuzu, nelere sahip olduğumuzu maalesef böyle yerleri görünce anlıyoruz. Sanırım başarı da önce kendimizi tanımamızdan geçiyor. Önce kendi değerlerimizi bilmeliyiz ki, onun pazarlığını da yapabilelim...
Gücümüzü bilmek bence en önce yapmamız gereken şey olmalı ve bunun bize getireceği ÖZGÜVENİ yakalamalıyız. Gerisi kendiliğinden gelir.