Demet ZÜBEYİROĞLU

Büdütör

Biyolojik saat

BU satırları yazarken neredeyse 1 yıldır anne olduğumun bir kez daha farkına vardım. Neden mi? Aylık bir dergiyle yaşıyorsanız, hayatınızın asıl döngüsü bir ay üzerine kuruludur. Gece gündüzü unutursunuz. Normal insanın biyolojik saatinin üzerine kurulu olduğu 24 saatlik o döngüyü. 30 gün içinde o ay yer alacak tüm konuların –röportajların, inceleme yazılarının, makalelerin,…- derlenip toparlanmış, tekrar tekrar okunmuş, kesilip biçilmiş ve hatta yeniden dikilmiş, kullanılacak resimlerin elden geçirilmiş, tasarım aşamasında neyin nereye konulacağına karar verilmiş, tasarım tamamlandıktan sonra film çıkışına gönderilmiş, film çıkışları kontrol edildikten sonra matbaaya iletilmiş ve en son olarak ozalit çıkışın kontrolünü takiben baskıya verilmiş olması gerekir. 2-3 günlük baskı süreci aylık bir derginin elemanlarının nefes alabildiği tek 2-3 gündür. Gelecek sayının hazırlıkları her ne kadar başlamış da olsa… Ve yeni çocuk elinize gelir. Hata var mı diye bir heyecanla elinize alırsınız. Bu kadar çabaya karşın bir hata olmasın diye dua ederek. Yine de insan elinden çıkan her üründe olduğu gibi bazı hayal kırıklıkları yaşanabilir. Neyse ki 10 yıldır çok büyük bir gaf yaptığımız söylenemez. Dile kolay! 10 sene. Geçen yılbaşını bir anne adayı olarak geçirip, yılbaşı gecesi uyuyakaldığımda, 36 haftalık bir bebek taşıyordum. Ve aslında bir başka açıdan 100. kez hamileydim. 100. sayımızı çıkartacak olmanın heyecanıyla ağrı sızı hissedemiyordum. Çünkü aylık bir derginin mensubu olarak gıkımı çıkartmaya hakkım yoktu. Dergi yetişmeliydi. 8 Ocak 2004 büyük gündü bizim için. 100. sayımızın kutlama toplantısı organizasyonunun ağırlığı da bir başka yüktü omuzlarımızda. Anlayacağınız iyice ağırlaşmıştım. J Arkadaşlarımız arasında 8 Ocak toplantısı gecesi sancılarımın tutması esprisi sürekli tekrar edilmeye başlanmıştı. Ama öyle olmadı. 7 Ocak günü saat 11.23'te dünyaya gelmeye karar verdi Mısra. Aceleci davranmıştı. Beklenenden 4 hafta önce. Beklenenden 1 sayı önce mi desem yoksa? O sırada sadece bunu düşünebiliyordum çünkü. Sancılar tuttuğunda tek aklıma gelen 100. sayı toplantımıza katılamayacağım ve Şubat sayısını çıkaramayacağımdı. Gülmeyin bu bir gerçek.

***

  • Mısra Şubat sayısı çıktığında ilk kez bana gülümsedi.
  • Mart sayımız yayınlandığında, duvardaki Mickey Mouse lambasıyla konuşur, ona güler olmuştu.
  • Nisan sayımız eve geldiğinde, dönence diye tabir edilen yatağının kenarına asılı döner oyuncağıyla konuşur gibi sesler çıkarıyordu.
  • Mayıs sayısında bir topaç olmuş, doğduğunda zaten var olan Fransız stili kesimli simsiyah saçları dökülmeye başlamıştı. Altından yenileri çıkıyordu. Artık kucağa alındığında kendini rahatlıkla dik tutabiliyordu.
  • Haziran sayımızı elime aldığımda ilk kez meyve püresi yemeye başladı. Ardından yoğurt. Ağzı, büzüşe büzüşe.
  • Temmuz sayısında ise oturmaya başlamıştı, arkasında yastıklarla. Hala yatakta yüzüstü dönemedi diye hayıflanıyordum. Onun yerine Mickey'sine ilk defa “mayaba (merhaba)” dedi.
  • Ağustos sayısı geldi ardından. Bizimki yüzüstü döndü, mutlu olduk.
  • Eylül geldi çattı. Artık arabasında dik oturup etrafa laf atıyordu. Vapurdakilerle arkadaşlık eder olmuştu.
  • Ekim sayısının hemen ardından yeni bir evde artık yerlerde tek ayak emekler olmuştu.
  • Kasım sayısında koltuklara tutunup sıralıyor, paldır küldür yerlere yuvarlanıyordu. Tüm oyuncaklarının, evdeki bütün eşyaların, araba, köpek (hav hav), kedi, çiçek, böcek ne varsa ismini biliyor. Söylendiğinde anlıyordu.
  • Aralık sayısı çıktı ve Mısra'nın kelime haznesi gitgide genişlerken, yürüme işini de iyice abartmıştı. Evi günde 15 kez tavaf eder olmuştuk. “muştuk” diyorum, neden mi? Çünkü bu eylemdeki yürüteç bizzat kendim oluyorum.
  • Derken dergimizin 112 numaralı sayısına geldiiik! 12 ay gelip geçmişti. Ve bu yazıyı yazarken dizlerimin dibinde “Büdütör” köşesine, “t7y 24yj” tuşlarıyla katkı yapan 1 yaşında küçük bir kız var. Diz üstümün arkasından bana “CEE!” diyor artık. Elindekini uzatarak, verecekmiş gibi

yapıp sonra geri çekerek bana oyun yapan küçük bir kız çocuğu o artık. İŞTE aylık dergi annesinden 12 aylık notlar.

1+112 çocuklu bir anneden.

2005 hepimize sağlık, mutluluk ve başarı getirsin.

Sevgilerimle…