NİHAYET Aralık ayının 17 si oldu ve bir yığın görüşme neticesinde kutsal gün alındı. Evet, artık bizde bir Avrupa Birliği Üyesi adayı olarak görüşmelere başlayacağız ve sonunda tüm Avrupa bizim için görüşME mi diyecek acaba? Şimdi ben aslında işin siyasi boyutuna hiç karışmayacağım. Bana ne! Nasıl olsa bir grup siyasi aldıkları oya güvenerek işin siyasi kanadını götürecekler kanun çıkartacaklar, çıkarttıkları kanunları uygulayacaklar ya da uygulayamayacaklar.
İşte ben, bu uygulayamayacaklar kısmına, yani işin vatandaş boyutuna bakacağım biraz. Avrupa Topluluğu'nun en önemli kriterlerinden birisinin, hukukun üstünlüğü olduğunu biliyoruz..
Bu ne demek?
Hukuk karşısında devletin vatandaşa karşı üstünlüğü yok demek. Yani, vatandaş eğer haklı olduğunu düşünürse gerektiğinde hükümetine karşı dava açabilecek demek. Bu işin bir boyutu ama ya bu durumda siyasiler çıkıp ta bu tür davrananları vatan haini olarak ilan ederse ne olacak, işte o zaman birde haksız yere vatan haini suçlamasından dolayı bir dava daha...
Bir başka deyişle artı,k “Mühür kimde ise, Süleyman O olmayacak” ya da artık kimse karşınıza geçip de, “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” diye böbürlenmeyecek.
Soru: Acaba, bu gelişim için AT'ye gerek var mıydı?
Cevap: Bakınız; Mustafa Kemal Atatürk'ün Mudafa- i Hukuk hakkındaki düşünceleri.
Şimdi gelin bu konuları bir tarafa bırakalım da toplum olarak bu görüşmelerin bize düşen görev kısmına gelelim. Vatandaş olarak nerdeyiz? ama nerde olmalıyız?. Yani, toplu yaşamın kurallarını ne kadar biliyoruz? Ve ne kadar uyguluyoruz?
Yani bundan sonra: trafikte, lokantalarda, cadde ve sokaklarda, sinema ve tiyatrolarda meskun yerlerde…
- Tepesine mavi lamba asan arabalar, güvenlik şeridinden gidemeyecek
- Kırmızı ışıkta geçmek isteyen ya da kısa yol diye ters istikametten giden aracın şoförü artık medeni olduğunu düşünerek vazgeçecek
- Çöpünü arabanın camından dışarı atan vatandaş, çevre kirlenir diye düşünerek vazgeçecek
- Yaya geçitlerinde yayalara öncelik tanınacak
- Yayalar, geçit varken kendilerini yollara atmayacaklar
- İnsanlar kaldırımlarda yürüyecekler
- Cadde ve sokaklarda insanların yürümeleri için kaldırımlar olacak
- Evlerin dış cepheleri bakımlı ve temiz olacak
- Gece kondular yapıp ondan sonra da devlet bize bakmıyor, hizmet istiyoruz demeyecek
- Sinema veya tiyatroda, birinci gongun çalmasına kadar salonda bekleyip sigara üstüne sigara içmeyecek ve son saniyede içeri hücum ederek diğer seyircileri rahatsız etmeyecek
- Zamanın en değerli unsur olduğunu düşünüp, harcaması konusunda daha dikkatli olacak
- Pazar günleri dinlenme günüdür. Çevredekiler rahatsız olur diye, sabahın köründe evde ya da sokaklarda gürültü üreterek inşaatlar yapmayacak
- Bunları yapanları uyaran vatandaşa, “Memleketi ben mi kurtaracağım, sen mi düzelteceksin?” denmeyecek.
Mı acaba?
Ben bu listeyi başlattım siz devam edin. Sonra da görüşmeler sırasında bu listenin üzerini çizin. Unutmayın ki, bugün düşeceğimiz en büyük yanılgı Avrupalı'nın bize tarihimizden dolayı düşman olduğu ve bunun için bizi kabul etmediği olacaktır. Kısmen doğru da olsa, birlikte yaşamının kuralları ve değerleri vardır ve bu kuralları yöneticiler koyar toplum uygular.
Son maddeye baktığımızda ise, insanın aklına “Eğer memleketi sen kurtarmazsan, ben düzeltmezsem, Avrupalı mı düzeltecek?” sorusu geliyor ki, yazıklar olsun eğer bu duruma geldiysek.
Senden binlerce kez özür dilerim, Mustafa Kemal.
Saygılarımla.