|
|
Medyasör
Medya, savaş ve lojistik
| GAZETELERDE
çarşaf gibi sayfa sayfa savaş haberleri. Televizyonlarda savaş
özel programları. Savaşla yatıp, savaşla kalkar olduk. Her gazete
kendi muhabirini, “Irak’a ilk giren”, “Savaşı dünyaya ilk duyuran,”
gibi yakıştırmalarla kahraman ilan ediyor. Televizyonlar derseniz,
onlarda öyle. Savaş haberlerinin en gırgırı da, Ali Rumuz isimli
bir girişimcimizin Mardin’de ABD’li askerlere hizmet amacıyla
genelev izin başvurusuyla ilgili idi. Allahtan, Mardin Valisi
Temel Koçaklar, “Yaptığım araştırmada Ali Rumuz isimli bir vatandaş
genelev açmak için Mardin Emniyet
Müdürlüğü’ne müracat ettikten sonra kayıplara karışmış,” şeklinde |
|
resmi bir açıklama yaptı da, olay medyanın gündeminden
düştü. Yoksa bizim medya bu işi günlerce pompalar ve bayağı büyütürdü.
Savaş haberlerinde en fazla geçen kelime de, “Lojistik”. Habercilerimiz,
hemen tüm haberlerinde, yerli yersiz, bilerek bilmeyerek bu kelimeyi
kullanıyorlar. Losijtik,
ne değilmiş?
Bendeniz de, ne ola ki bu “Lojistik”in aslı esası bir bilene sorup
öğreneyim istedim. Kime sorsam doyurucu bir yanıt alamadım. Son
çare, ülkemizin en önde gelen firmalarından olan, Yurtiçi Lojistik’in
Genel Müdürü Dilek Ogan’a başvurdum. İşte Dilek Ogan’ın anlattıkları:
l “Kelimenin kökeni Yunanca ‘logistikos’. “Hesap Bilimi” anlamına
geliyor. Askerlikte, ulaştırma, ikmal, haberleşme, tıbbi yardım
ve benzeri alanlarda, muharebe birliklerini desteklemek amacıyla
yürütüler hizmetlerin tümü olarak görülüyor. Yani askeri anlamıyla,
“Genel Destek Hizmetleri” demekmiş. Roma ve Bizans ordularında idari
işlerden sorumlu subaylara da ‘logista’ denilmesi de bundandır diye
düşünüyorum. Napeleon Bonaparte’ın savaş yönetimi konusundaki uzmanı
Jomini Baronu Henri, Savaş Sanatının Özeti (Prècis de l’art de la
guerre) isimli kitabında lojistiği, keşif, mühendislik ve karargah
işlerini de içeren ‘orduların hareketiyle ilgili pratik bir sanat’
olarak tanımlamıştı. Jomini’ye göre lojistiğin amacı, çarpışmalarda
stratejik ve taktik esnekliği ve baskın yeteneğini sağlamaktı. II.
Dünya Savaşı’nda ABD Kara Kuvvetleri’rindeki her on kişiden yalnızca
üçünün çarpışmalara doğrudan katılması, bunun çarpıcı bir göstergesidir.”
Belli ki Dilek Ogan konuya tam hakim. Bence O’na “Lojistiğin Kraliçesi”
demek doğru olur. Askerlikte lojistiği, tarihine kadar öğrenince,
sıra, sivil lojistiğe geldi. Kraliçeye göre sivil hayatta lojistik
de şöyle:
l “Lojistik hizmet sağlayıcısı olarak bizim müşterilerimiz, genellikle
mal ve hizmet üreten kişiler ya da firmalardır. Mal ve hizmet üreten
kişi ve firmaların, işin hem tedarik tarafını hem de ürettikleri
mal ve hizmetleri, nihai müşterisine iletinceye kadar geçen tüm
etkinlikleri içeren zincire ‘Tedarik Zinciri’ diyoruz. Biz müşterilerimize
kendi ana işlerine odaklanmalarını öneriyoruz. Nedir sizin ana işiniz?
Şampuan üretmek. Nedir sizin ana işiniz? Kozmetik üretmek. Nedir
sizin ana işiniz? İçecek üretmek. ‘Siz kendi ana işinize odaklanın
onun dışında kalan, sizin bu üretimi sağlıklı ve maliyetleri düşük
biçimde yapmanızı, yine aynı şekilde son mamülünüzü, müşterilerinize
ulaştırıncaya kadar gerçekleşen etkinliklerin planlama kısmını ve
de bunun operasyonel kısmını bize bırakın. Sizin karşınıza, sizin
belirlediğiniz hizmetle gelelim.’ Bizim hedefimiz, müşterilerimizin,
yalnızca Türkiye içerisinde değil, dünya bazındaki tedarik zinciri
ihtiyaçlarına cevap vermektir.”
Lojistiğin askerisini de, sivilini de bu vesile
ile öğrendim. En azından “Nakliyat” demek, değilmiş! İsterim ki,
bu yazıyı okuyan genç ve herzaman genç kalmayı bilen meslektaşlarımız
da, işin aslını öğrensinler.
LAF OLA
|
|