Telekomünikasyon endüstrisinde servis sağlayıcıların
yaklaşmakta olan yarışmacı ortamda başarılı olmalarının en önde gelen
güvencelerinden biri, sundukları ileri servisleri farklılaştırabilme
ve süratle pazara sunabilme yeteneklerini kazanmalarıdır.
TARİHSEL
gelişim içinde telekomünikasyon işleticileri, gerek altyapı gerek işletim
yöntemi açısından, tek bir servisi, ses servisi sunmak üzere yapılanmışlardır.
Ses veya telefon servisinin abonelere sunumundaki asırlık serüveninde
kullanılan teknoloji, manuel santrallarla başlamış, analog elektromekanikten
modern sayısal santrallara kadar uzanmış olmasına karşın, son dönemlere
kadar hepsinde servis mantığı kullanılan anahtarlama yazılımı içinde
‘gömülü’ tutulmuştur.
Manuel santrallarda servis mantığı ve anahtarlama yazılımı ‘operatrisin’
aklında bulunuyordu.
Yeni servislerin
hızlı biçimde geliştirilip yayılabilmesini bu tümleşik (monolithic)
yapı engellemiştir. Bu zorluğu aşmak amacıyla, 1980’lerin başından
itibaren telekomünikasyon alanında ‘Akıllı Ağ’ (IN) mimari yapısı
önerilmiştir. Akıllı ağ yaklaşımında, geleneksel telefon santralında
çağrı denetimi ile servis denetimi işlevlerinin ayrıştırılarak
gelişmiş telekomünikasyon servislerinin süratli yaratılması
ve yönetilmesi yönünde bir hedef izlenmiştir. Uluslararası Telekomünikasyon
Birliği – Telekomünikasyon Standartlaştırma Bölümü (ITU-T),
Avrupa Telekomünikasyon Standartlar Kurumu (ETSI) ve Amerikan
Ulusal Standartlar Kurumu (ANSI) kuruluşları IN’le ilgili standartları
üretmektedir. Çağrı denetimi ve servis denetimi işlevlerinin
ayrıştırılma çabası, IN yeteneklerinin adım adım ve maliyet
etkin yayılımını olanaklı kılmak üzere, ‘yetenek kümeleri’ (CS)
kavramına dayandırılmıştır. 1993’te CS-1’le başlayıp günümüzde
CS-4’e gelen yetenek kümeleri sürümlerinde evrimsel gelişim
iki yönelimle sürmektedir:
. IN-Akıllı Ağ mimarisi prensiplerinin
gelişen mobil ağlar, geniş bantlı ağlar ve Internet gibi yeni
taşıyıcı ağlarına uygulanması,
|
|
. Dağıtılmış
nesneler, gezgin etmenler (mobile agents) gibi yeni bilgi teknolojileri
ve yeni nesne-yönelimli servis mimarileri ile ‘açık
uygulama programlama arayüzlerinin’ (API) sağlanması,
(örneğin Jain, Parlay, TINA).
Sabit, gezgin, kurumsal ağlar ve Internet arasında bağlaşım isteminin
sürekli artmakta oluşu, iletişim servislerinin geliştirilip sağlanabileceği
bir ortak platform, servis sağlayıcının başarısı açısından bu yeteneği
önemli bir bileşen yapmaktadır. Öte yandan, PSTN’de kullanılmakta olan
mevcut sistemlerin tümüyle değişimi yerine, bu sistemlerin ‘servis yeteneklerinin’
IN’yle yükseltilmesi ve çeşitli ağlar (teknolojiler) kapsamında ‘servis
saydamlığının’ sağlanabilmesi de başarı için bir anahtar gereksinimdir.
Böylece, ekonomik bir yaklaşımla geleceğin çoklu servis ağlarının servis
sunumunun desteklendiği açık iletişim servisleri pazarının yaratılması,
‘serbest rekabet’ ortamı oluşturulması amaçlanmıştır. Servislerin yaratılması,
yayılımı ve kullanımı açısından, iletişim altyapı katmanlarından bağımsızlığının
sağlanmış olması hedeflenmiştir. Telekomünikasyon endüstrisi gelişiminde
IN kavramı, geleceğin servis oluşturma platformunda bir başlangıç kabul
edilmekte ve burada basitçe ses çağrı altyapısının değiştirilebilme
(manipülasyonu) yeteneğinden hareket etmektedir. Bu yazımızda kısaca
mevcut sistemlerin sınırlamalarının kaldırılması için bazı çalışma gruplarında
IN’nin izlenmekte olduğu evrimsel gelişim çizgisi ve olası tümleşim
senaryosu tartışılmış ve bu kapsamda (Açık Servis Mimarisi) OSA / Parlay
üzerinde durulmuştur.
Neden akıllı ağlar (IN)?
IN-Akıllı ağlar girişiminin başlıca nedenleri arasında; (1) PSTN’de
servis modelinin oluşturulması düşüncesinden yayılımına kadar geçen
sürenin azaltılması gereksinimi, (2) Ağ işleticilerinin teçhizat sağlayıcılardan
bağımsızlık kazanma isteği ve (3) Servislerin üçüncü-taraf sağlayıcıları
tarafından da geliştirilebilmesi arzusu bulunmaktadır. Pazara servisin
sunuluş süresi ile ilgili olan bu gereksinim, telekom operatörünün
gelirlerini arttırıp rekabet edebilmesinde yaşamsal önem taşımaktadır.
Ağ işleticilerinin teçhizat sağlayıcılardan bağımsızlık isteği aslında
“esneklik” kavramı ile ilgilidir. Burada hiçbir teçhizat sağlayıcısının
“telekom pazarını” tekelleştirememesi amacıyla telekomünikasyon standartlarının
ve servis erişiminin “açık” olması hedeflenmiştir. Başka bir deyişle,
telekom servisi, onu destekleyen altyapının içine gömülü olmamalıdır.
Yukarıda sıralanan istem listesinin günümüzdeki IN teknolojisi ile
ne ölçüde gerçekleştirilebildiği tartışılabilir, ancak, IN servislerine
olan istem, özellikle telekomünikasyon pazarlarının serbestleşmesi
ve kuralsızlaştırılması (deregülasyon) ile sürekli artmaktadır. Bu
bağlamda, üçüncü-taraf servis sağlayıcıların kamu telefon ağ altyapısına
daha açık erişimi, telekomünikasyon ortamının başarılı bir deregülasyon
uygulamasının önemli göstergesi olacaktır.
Aşılacak zorluklar
Mevcut PSTN yapısının yeniden düzenlenmesi veya dönüştürülmesi, uygulamalara
yönelik katmanlarda yalnızca bir bütünleşik servisin (telefon servisi),
birçok farklı işlevsellikleri sağlaması nedeniyle çok zordur. Buradaki
dönüşüm sonucu oluşacak ağa “Yeni Nesil Ağlar / Next Generation Network
– NGN) adı verilmekte ve çoğu zaman IP temelli bir ağa doğru yakınsama
anlaşılmaktadır. Biz yazımızda, ağın serbest rekabete açık servisleri
destekleyebildiği yetenekleri kazandığını vurgulamak istiyoruz. Akıllı
ağlar (IN), bu katı yapıyı (Bu yapıya ağların sınıflanmasında “dikey
tümleşimli” altyapı da denilmektedir) daha esnek biçime getirmek yönünde
atılan ilk adım olmuştur. Ancak, IN’de servislerin başka servisler
üzerinde tanımlanmasına olanak tanınmaz. Servisler birbirinden bağımsız
olmak zorundadır. Çünkü yeni servislerin tasarımında kullanılacak
temel çağrı sürecinde, servislerin ‘yardım çağrıldığı nokta’ ve ‘dönüş
noktası’ üzerinde kurulması zorunluluğu vardır. Halbuki, IN yeteneklerinde
çağrı süresince denetimin, çoğul ortam bilgi değişiminin de olurlu
olacağı, çoklu taraf, çoklu bağlantı çağrılarının desteklenmesi gereği
bulunmaktadır (CS-2). Buna ilave olarak, IN servislerinin yayılımının
ve bu servislere erişim biçiminin daha “açık” olması ve “servis mantığına”,
Internet terminallerinden, hem Servis Kontrol Noktası (SCP) hem de
Internet düğümlerine erişilebilmelidir. Santrallardaki ‘tetikleme
yayılımı’nda santral yazılımlarının yükseltilmesi gereği sorun yaratabilmektedir.
Servis geliştirme ve yayılımı
PSTN’de, servis kavramından yayılımına kadar geçen sürenin IN’le azaltılması
çabası bile günümüzdeki serbest telekom ortamında süratle değişen
müşteri istemlerini tam olarak karşılamaktan uzaktır. Servis yaratılması
ve doğrulanması süreçlerinde kullanılan yöntem ve araçların tam olgunlaşmamış
olması sonucu, istenen hızda servis yayılım otomasyonu henüz sağlanmamıştır.
Burada, genelde servis doğrulanmasının zaman alıcı karakteri, özelde
servis etkileşimlerinin tespitinin karmaşıklığı zorlukları ile karşılaşıyoruz.
Servis bileşenlerinin ‘tekrar kullanımlı’ ve ‘müşteriye özgü’ geliştirilmesi
gereğinin yanı sıra, jenerik servis yayılım ve yönetimine ilişkin
teknolojilerin geliştirilmesi gerekmektedir.
Teknolojiden bağımsızlık
Telefon servisinin sürekliliği kriteri (aynı zamanda “taşıyıcı sınıfı
servis” olarak bilinmekte ve en az 99.999 – beş dokuz, sürekli çalışabilirlikle
ifade edilmektedir) için öngörülen başarım ve güvenirlik ölçütlerini
sağlamak üzere IN platforumu gerçekleştirilirken arızaya toleranslı
teçhizat ve özel yazılım kullanmak gerekmektedir. Telekomünikasyon
protokolleri ve servis mantığındaki değişik gerçekleştirmelerin farklı
teçhizat sağlayıcıların ürünlerinin birlikte çalışabilirliğini güçleştirmektedir.
Sonuç olarak, işleticiler tek bir firmaya bağlı kalmakta ve üçüncü
taraf servis sağlayıcıların IN pazarına girişi engellenmektedir. Bu
zorlukları aşma yönünde, IN bileşenlerinin CORBA gibi ara katman (middleware)
çözümleri ile gerçekleştirilmesi potansiyel olarak, servis mantığının
alt katmanlardaki donanım / yazılım mimarisi ve iletişim protokollerinden
bağımsızlığının sağlanması amaçlanmıştır.
Açıklık
IN servislerinin açıklık kavramından; servis yaratılması, yönetimi
ve yayılımı için standart uygulama programlama arayüzlerinin (API)
varlığı ile uzman olmayanların ticari yazılım ve aletleri ile (yeni)
servislerin geliştirilebilmesi anlaşılmalıdır. Bu açık arayüzler hatta,
uç kullanıcılarca kullanılabilmeli ve kullanıcılar kendi gereksinimlerine
uygun servisler yaratabilmelidir. İlave bir sınırlama, IN yayılımının
dinamik kullanımını geliştirecek aracı servis bileşenleri olanaklarının
bulunmayışıdır.
Tartışılan sınırlamalar ışığında geleceğe yönelik IN gelişiminden
beklenen; daha kapsamlı (geniş) servislere daha çok tarzda erişim
ve mevcut, hatta yeni servislerin daha basitçe, süratli ve maliyet
etkin özelleştirilebilmesidir. Bunun için operatörler, yüksek verimlilikte
ve açık servis yaratılması, yayılım ve yönetim olanaklarının IN servis
platforumlarına tümleşimini talep etmektedir.
Açık servisler mimarisi (OSA)
IN evrimsel gelişimini yansıtan çalışmalar / yakınsama Şekil A’da
gösterilmiştir. Burada, çeşitli endüstri çalışma grupları / girişimlerine
ilişkin çalışmalar; telefon ağları, gezgin ağlar ve IP ağlarını da
kapsaması düşünülen Açık Servisler Mimarisi (OSA) modeline yakınsamaktadır.
Aşağıda kısaca yalnızca OSA / Parlay üzerinde durulacaktır. Şimdi
bu yakınsamanın iş dünyası açısından nedenlerine bakalım.
Telekomünikasyon ağ yetenekleri yukarıda da değinildiği
üzere yanlızca ağ işleticilerinin denetimi ve işletimi altında oluşmuştur.
Bu oluşum sonucu kısmen uyumsuz olan geliştirmelere neden olsa da
ağ ‘güvenliği’ ile ‘bütünlüğü’ güvencesi sağlanabilmiştir. Bu olgu,
oluşan telekomünikasyon ortamında iki tür servis sunum mekanizması
geliştirmiştir. Bunlar ‘ağ merkezli’ ve ‘ağ kenarı’ yaklaşımlarıdır.
Ağ merkezli yaklaşımın güvenlik ve bütünlük üstünlüğüne karşın, örneğin
IN’de iş kararları için kurumsal bilgiye erişim olurlu değildir. Öte
yandan, bilgisayar – telefon arayüzü (CTI) ile başlayan ağ kenarı
yaklaşımı müşteri gruplarınca arzulanan esnekliği sağlamasına karşın,
istenen kendilerine göre kritik ağ – içi bilgilerine erişerek akıllı
ağ sunumuna olanak vermemektedir. Burada istenen ‘kazan-kazan’ senaryosuna
uygun, iki yaklaşımın yararlı yönlerini birleştiren çözümler için,
servis uygulamaları ile servis bileşenleri katmanları arasında konumlandırılan
OSA / Parlay uygulama programlama arayüzleri (API) kavramı bu nedenle
ortaya atılmıştır.
OSA / Parlay
Bir endüstri çalışma grubu olarak OSA / Parlay, telekomünikasyon servisleri
denetimi için açık API tanımlamalarını oluşturmak üzere 1998 yılında
kurulmuştur. Çeşitli telekomünikasyon teknolojilerinin (PSTN, kablosuz
ağlar ve IP ağları) üzerinde çalışacağı altyapı katmanlarından bağımsız
nesne-yönelimli servis denetim API’ların tanımlanması hedeflenmiştir.
Evrensel işaretleme lisanı (Universal Markup Language) UML ile tanımlanan
API, tüm temel ara-katman (middleware) teknolojilerini (DCOM, CORBA,
Java Platform) destekleyecek biçimde tasarlanmıştır. Bilgisayar telefon
tümleşimi (CTI) teknik olarak teşvik edilmekte ve kurumsal BT sistemlerinin
geleneksel IN telefon servislerine erişimi, denetimi ve kurulumu amaçlanmaktadır.
Bu yolla, farklı ortam (media) ağ tipleri (PSTN, telsiz, VoIP) ve
ağ üzerinden aracılık ve ücretlendirme mekanizmaları gibi katmadeğerli
servisler çerçevesinin tanımlanabilmesi için birleştirilmiş soyut
(abstract) servis denetim arayüzlerini sağlamaktadır. Öte yandan,
iş dünyası açısından baktığımız zaman, hedeflenen amaçlar arasında;
. Üçüncü taraf servis sağlayıcılara pazarın
açılımı,
. Kurumların gereksinimlerine göre tasarımlanmış
servislerin yaratılması,
. Küçük ölçekli BT kurumlarının telekomünikasyon
servislerini geliştirebilmeleri,
. Ağ işleticilerin IN altyapılarına erişim
olanaklarının geliştirilmesi, bulunuyor.
EKT sistemleri içerisinde tümleştirilmiş e-posta, müşteri
bilgisi veritabanı (CRM) gibi müşterilerce veya üçüncü taraflarca
denetlenebilen yeni nesil servisler OSA / Parlay API’larla olanaklı
kılınmaktadır. Bu servislerle kurumlar doğrudan telekomünikasyon işleticilere
ilişkin IN yeteneklerini, örneğin; çağrıları verimsiz biçimde kendi
kurumsal sistemlerine yönlendirme gereği duyulmadan, kullanabileceklerdir
(Şekil B). Genel amaçlı BT sistemlerinin kullanımı, süratli biçimde
küçük ve orta ölçekli kurumlara özgü tasarlanmış servislerin sunumunu
hem kolaylaştıracak hem de maliyetleri azaltacaktır. Parlay teknolojisi
yayılımı, çok sayıda telekomünikasyon teçhizat sağlayıcıları, telekom
operatörleri ve kurumsal BT çözüm sağlayıcılarının sayısının artması
sonucunu sağlayacaktır. Telekom pazarındaki oyuncu sayısının artması
tam rekabeet koşullarının oluşmasına katkıda bulunacaktır. Bu açıdan
bakıldığında OSA / Parlay yayılımının deregülasyonu kolaylaştırıcı
etkisi olacağını söyleyebiliriz.
Operatör sistemlerinin mevcut IN yetenekleri ile birlikte
OSA / Parlay API’ları geleneksel IN için uygun bir evrimsel yol oluşturmaktadır.
Ağ üzerinden servis aracılığı ve Parlay çerçeve (framework) arayüzü
ile desteklenen ücretlendirme gibi işlevsellikler, yeni API özellikleriyle
kapsamlı bir çözüm olanağını sunmaktadır. API kavramı günümüz iş ortamı
ve düzenleyici kuruluşlarının, üçüncü taraf servis sağlayıcıların
ve telekom operatörlerin IN işlevselliğinin dolaylı veya tekrardan
pazarlanması istemlerini de desteklemektedir.
Parlay mimarisinde API’lar iki temel türe ayrılır. Bunlardan Parlay
çerçevesi (framework), servis arayüzleri için gerekli yeteneklerin
açık, güvenli, esnek ve yönetilebilir oluşunu sağlar. Bir anlamda,
çerçeve herhangi bir Parlay servisinden bağımsız bir takım işlevsel
yapı blokları gibi düşünülebilir. Parlay mimarisinde ‘servisler’ türü,
uygulamaların altındaki ağ yeteneklerine erişim mekanizmalarını sağlar.
Parlay’a ilişkin beş servis; çağrı denetimi, gezginlik, ileti alışverişi
ve bağlaşım yöntemidir.
Parlay grubunun hedeflerinin kapsamlı ve tümüyle gerçekleştirilmesi
kolay bir iş değildir. Örneğin, işletim, idare ve yönetim (OA&M)
özelliklerinin geliştirilmesi çözümü çok cazip yapabilecektir. Gerçek-zamanlı
servis denetimi gibi karmaşık bir işlevin gerçekleştirilmesi, Oturum
Başlatma Protokolü SIP ve Akıllı Ağ Uygulama Protokolu INAP gibi farklı
çağrı denetim mekanizmalarının tümleşik tek bir API altında geliştirilmesi
sorunlar yaratabilecektir. Parlay konsorsiyumunun teknolojiden bağımsız
yaklaşımı, Parlay’a uyumlu çözüm sağlayan kuruluşların orta-katman
pazarını tekelleştirmesini önlemektedir.