| |
| Merih IŞIN |
| |
|
Editör'ün
karikatürü, 1995 yılında Cenevre telekom fuarında uydu üzerinden
gerçekleştirilen videokonferans ile Rusya'daki çizer Vladimir
Mochalov tarafından çizilmiştir. |
|
|
Editör
Kalıcı olan, yazı dilidir
KIZIM
bugünlerde lisedeki en hareketli günlerini yaşıyor. Bu arada da
üniversiteye hazırlanmaya çalışıyor. Dedim ya lisede diye, tabi
ki edebiyat gibi bir dersleri de var geçmek zorunda oldukları. Geçenlerde
ilgili dersin sayın öğretmeni sınavda bir kompozisyon yazılması
istemiş. Bizimki, gençliğine ve teknoloji ile içiçe yaşayan telepati
dergisinden edindiği bilgi birikimine güvenerek, “Teknolojik” bir
konu seçmiş. Ama sonuç hüsran!
Kız “Komünikasyon” diyor, öğretmenim “İletişim” diye
bastırıyor. “Komünikasyon ve Bilgi Teknolojileri” diyor, sevgili
öğretmenim buna “Bilişim deniyor” diye karşı çıkıyor. Internet’in
dünyada tek olması nedeniyle özel isim olmasının getirdiği özelliğe
göre; cümle içinde büyük harf “I” ile başlayan ve ekini kelimenin
sonundan tek tırnak ile ayırması ayrı bir olay oluyor. Hele ülkemizde
de yaygın olarak kullanılan mobil telefonlar için kullandığı; “Hücresel”,
“GSM”, “NMT” gibi tanımlayıcı ön ekleri ağır ve anlaşılmaz bulununca
ipler kopuyor. Sınav sonucuna itirazımızda; “The Net”, yani Internet’in
resmi olarak Türkçeleşmediği ve özel isim olduğu, Türk Dil Kurumu
(TDK) ve Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyelerinden Sayın Bülent
Sankur’un hazırladığı BilişimTerimleri sözlüğü kullanılarak ispat
edildi.
Teknolojiyi bizim üretmediğimiz, hiç değilse teknolojik terimleri
doğru kullanmamız gerekliliğinin anlatılması ise biraz daha zor
oldu. “Cep telefonu-Pocket Phone” gibi bir deyişin teknolojiyi üreten
ülkelerin sözlüklerinde mevcut olmadığı ve “cep telefonu” deyişini
ise, ceplerimize sığabilecek boyutta herhangi bir telefon olarak
algıladıklarını, öğretmenler odasındaki yabancı dil eğitmeni olan,
bir başka İngiliz öğretmenin şahitliği ile kanıtlayabildik. “İletişim”in
günlük medya anlamında kullanıldığını da geçen ay Ankara’da gerçekleşen
“İletişim Şurası”nda konu ve katılımcıların; TV yayıncılığı, günlük
basılı yayıncılık, RTÜK gibi medya ve kontrol ile ilgili kurum,
kuruluş ve uzmanlarından oluştuğunu ve komünikasyonla herhangi bir
ilgisinin bulunmadığını hep birlikte görmüştük. İletişim Şurası’nda
komünikasyon ve enformasyon teknolojileri (EKT-ICT) ile ilgili hiçbir
firma resmi kurum, kuruluş, dernek ve vakfın bulunmayışını hayretle
izlemiştik.
Son beş yıl içerisinde birbirlerine iyice yaklaşan bilişim ve telekom
teknolojilerine, seviyelerine ulaşmaya uğraştığımız gelişmiş ülkelerde,
ICT-EKT (Enformasyon ve Komünikasyon Teknolojileri) deniliyor. Geçtiğimiz
yıl yine Ankara’da gerçekleştirilen “Bilişim Şurası”nda da telekom
sektörünün temsil edilmediği, sadece bilgisayar camiasının katılımıyla
tamamlanan organizasyonda, “Bilişim” sektörünün kendisi bile, telekom’u
bilişimin içinde kabul etmiyor; onlarda kendi Şura’larını gerçekleştirsinler
diyorlardı adeta. Yani şimdi sıra “Telekom Şurası”nda.
Bunları bir şekilde hallettik ama, “dijital”e birşey
yapamadık. Doğrusunu bilmesine rağmen, medyanın büyük etkisiyle
kompozisyonunda “dijital” kelimesine yer vermişti. Belli ki aklı
sahip olmayı düşündüğü fotoğraf makinasında kalmıştı. “Küresel”
(Bu kelime için de bazıları, Türk okuyucular anlamasın diye “Global”i
tercih ediyor) EKT firmalarından bir tanesinin, pazarlamakta olduğu
lazer yazıcılar için yapmakta olduğu promosyon kampanyası reklamında,
bedelsiz vermeyi taahhüt ettiği fotoğraf makinası için “dijital”
terimini kullanmış olması, kızın bilinçaltına yerleşmiş, bir kaç
yıl önce TDK tarafından Türk Dil Klavuzu ve Türkçeden çıkartılan
bu havalı kelime küçük de olsa bir kaç puanın kırılmasına sebep
oldu.
“Dijital” yerine ne mi kullanıyoruz? Bütün Türk halkının hemen benimsediği
ve kullandığı “Sayısal” kelimesini tabi ki.
Kim yapacaksa, ya da yetkiliyse, bitirsin şu kavram kargaşasını
artık. Benden bu kadar.
Bu yaşananlar, Türkçemizin zemin katının konusu. Ya temeli ne olacak?
Yazılı ve elektronik alfabemize sahip çıkın. Yani, abc ve klavyeye.
Yani “F” klavyeye. Yayın hayatımıza başladığımızdan beri titizlikle
üzerinde durmaya çalıştığımız (Sayı 30, Nisan’98 den bu yana, 11
defa yazmışım) bu önemli konular, milyonlara ulaşan bir gazetemizin
sevilen ve sayılan bir yazarı sayesinde belki de kültürümüz adına
olumlu bir sonuca ulaşabilecek. Yurtsan Atakan’a konuyla ilgili
Net sitesinden (http://www.medyatava.net/turkce)
destek verin, Türkçemizin temeline iki harç da siz atın lütfen.
Saygılarımla
|
|