Av. Tolga İşmen, LL.M. (KCL)
tolga@telepati.com.tr



Kanun-e


Bu kız evde kalmaz

BİR ay sonra bu satırları yazarken Türk Telekom özelleştirmesinin kaderi belli olacak. Yaklaşık 15 yıldır Türkiye Türk Telekom'un özelleştirilmesini bekliyor. Yıllar geçtikçe inandırıcılığı azalan, heyecanı kaybolan bir süreç. Biraz mahallenin güzel kızının hikayesine benziyor. Bizim kız evlilik yaşına gelmiş, çeyizini hazırlamış beklemeye başlamış. Önce babası izin vermemiş evlenmesine kızın, görücüye bile çıkarmamışlar. Daha sonra babası yarım ağız bir iki kere görücüye çıkarmaya çalışmış ama öyle ağır şartlar ileri sürmüş ki, damat adaylarının hevesi kırılmış. En sonunda bakmış kızın yaşı geçiyor, akranı bütün kızlar evlenmiş bir tek bizim kız kalmış evlenmemiş, biraz telaşa kapılmış, kızımız evde mi kalıyor diye. Şimdi, yeni bir görücü süreci içerisindeyiz, bakalım ne olacak. Avrupalı adaylar birer birer sahneden ayrılmaya başladı, zaten Amerikalı adayımız yok. Bir tane uzak doğulu aday vardı, o da sahneden çekildi. Yine bizim mahalleden bir iki aday ile yakın komşumuz körfez ülkelerinden bir iki talibe kaldık. Evlilik teklifi edilmesi için son gün olarak belirlediğimiz 31 Mayıs tarihi yaklaşırken, biraz telaşa girmeye başladık gibi, kızımız evde kalacak mı diye. Kalmaz, kimse merak etmesin bu kız evde kalmaz.

Bu noktada yapılabilecek bazı yanlışlıklar var, bunlara dikkat etmek lazım. Öncelikle, hükümetin, aman ne olursa olsun Türk Telekom'un özelleştirilmesini bu sefer gerçekleştirmemiz lazım, yoksa yurt dışında ve yurt içinde siyasi itibarımız zedelenir endişesine girmemesi ve en önemlisi böyle bir endişeye girse bile bunu potansiyel alıcılara bu endişenin hissettirilmemesi lazım. Bu durumda alıcıların rehinesi olur ve Türk Telekom'un değerinden daha az bir bedele satılmasına razı oluruz. Türk Telekom'un değeri sadece ödenecek milyar Dolar'lar da değildir. Hizmet kalitesi, evrensel hizmet, yapılacak olan yatırımlar, diğer işletmecilere sunulacak altyapı hizmetlerinin fiyatlandırılması, tarifeler hep Türk Telekom'un değerinin birer fonksiyonu. Şöyle bir örnek verelim, Türk Telekom'a 2 Milyar Dolar bedel öneren bir alıcı mı yoksa, 4 Milyar Dolar teklif veren mi daha yüksek bir bedel önermiştir. İkincisi demeden önce, tarifelerin nasıl olacağını sormak lazım değil mi? Türk Telekom'un 20 milyon abonesinden her ay ortalama 1 Dolar daha fazla ücret alan ikinci talip, 25 yıllık imtiyaz süresinin sonunda 6 Milyar Dolar daha fazla paramızı alacaktır. Hangisi daha çok para öneriyor dersiniz? Demek istediğim aman Türk Telekom'u satalım, hem de iyi bir paraya satalım da kamuoyu baskısı azalsın diyorsanız, başka öyle şartlar kabul etmek zorunda kalırız ki, bu satışın Türkiye'ye getirisi değil götürüsü olur. Bence zaten özelleştirme sürecinde bütün satış bedelini bir seferde peşin olarak almak yerine, bir miktar peşin, bir miktar ise imtiyaz bedeli olarak yıllara yayılmış şekilde almak daha doğru olacaktır. Bu takdirde özelleşen şirketin, gelecekte elde edeceği karı şimdiden tahmin edip ona göre bir fiyatlandırma yapma kumarından kurtulursunuz. Babası kızımız 5 erkek evlat verir, ona göre başlık parası veririm diyor, damat ya hiç çocuğu olmazsa diye başlık parasını hesaplıyor. Erkek çocuk olduğu zaman ek başlık parası ödemesinde anlaşırsanız sorun çözülür. Yapılacak bir başka yanlışlık da, satıcı olarak uluslararası standartlara uymayan bir satış yapısında ısrar etmek olacaktır. Biz devletiz, anlayışıyla bazı genel kabul görmüş yapıları ret etmenin sonucu, risk faktörleri yaratmaktır ve her risk faktörü sonunda fiyattan bir iskonto olarak bize zarar getirecektir.

Bence bu kız evde kalmaz, ama evde kalacak diye kötü kocaya verirsek, üç yıl sonra kucağında çocuğu ile baba evine kaçar, o zaman da başımıza sarılan bu belayı temizlemek o kadar kolay olmaz.


Köşe Yazarları