| Ülkemiz telekom sektörünün ilk aylık
dergisi Telepati, 1 Ocak 2004’de 100.sayısını yayınladı.
Telekom teknolojilerini, tam dokuz yıldır yedi alt sektör halinde
inceleyen bağımsız dergi, sektörün serbestleşme dönemine, yine
sektörün yaratıcısı kurum, kuruluş ve en üst yöneticilerinin
katılımıyla gerçekleşecek bir kutlama ile ‘merhaba’ dedi. |
|
1995 yılında yayın hayatına başlayan Telepati dergisinin 100.sayısı,
1.1.2004'de okuyucuları ile buluşurken, ilgili tarihin, Türk telekom
sektörünün serbestleşmesi gibi çok önemli bir güne denk gelmesi ve
yeni yılın coşkusuyla birleşmesi, günün önemini kat kat arttırdı.
Ocak ayının ilk günlerinde, Telekomünikasyon Kurumu ile birlikte
ortak olarak düzenlenen kutlamalar, sektörün üst düzey yöneticilerinin
katılımıyla zenginleşti.
Dokuz yıldır mobil dünyadan santrallara, uydulardan yazılıma, İnternet'ten
sabit telefon altyapısına kadar telekomünikasyon teknoloji ve kültürünü
işleyen aylık tek dergi olan Telepati, “Bilginin paylaştıkça büyüdüğü”
düşüncesiyle yedi yıldır basılı sürümünün her satırının yayınlandığı
Web sitesinden de, dergiye ulaşamayanlara ve tüm dünyaya hizmet vermektedir.
(www.telepati.com.tr / www.telepati.com)
İlk sayısından beri, hazırlamakta olduğu ve bir Türkiye standardı
haline gelen, ‘GSM Telefonları Karşılaştırmalı Tablosu' ve ‘GSM Ürünleri
ve Hatlar' bölümleri ile GSM sektörünün binlerce bayiinin satış kılavuzu
olarak kullandığı Telepati'ye İnternet haricinde, derginin içindeki
formla veya İnternet'ten abone olarak ya da seçkin gazete bayilerinden
erişilebiliyor.
Teknoloji eğitiminin okullarımızda verilmiyor olması, teknolojiyi
bizim mühendislerimizin üretmiyor olması, ülke genelindeki üst düzey
yöneticilerimizin teknoloji devrimini erken yaşlarda yakalayamamış
olmaları dolayısıyla teknolojiye az da olsa uzak kalmış olmaları,
yine genelde işin özünü bilmeyenler tarafından yazılan yazı ve uydurulan
terimlerle ya da isimlerle ‘kirlilik' yaratılması nedeniyle; telekom
teknolojilerinin anlaşılabilmesi, bilinçli kullanımın artması ve
teknik terimlerin anlam ve doğrularının Türk insanına aktarılması
için, Telepati dergisi tamamen Türkçe ve detaylı açıklamalı yayın
yapmaktadır.
Her sayısında; telekom sektörünün ülkemizdeki ve dünyadaki son gelişmelerinin
aktarıldığı ve sektörün önde gelen kurum ve kuruluşlarının üst düzey
yöneticileriyle en az beş-altı adet söyleşinin renk kattığı, 156
sayfalık zengin içeriğiyle ülkenin ilk aylık telekom dergisi olan
Telepati, Ankara ve Zonguldak irtibat bürosundaki uzman kadrosuyla,
Anadolu ve bürokrasinin de nabzının tutmaktadır.
İletişim (medya) sektöründe daha önce herhangi bir deneyimi olmayan,
komünikasyon ve bilişim sektöründe yıllarca edinilen deneyimleri
ile yola çıkan Telepati ekibi, aynı zamanda da derginin ortakları
durumundadır.
Geçtiğimiz dokuz yılda, dört Ulaştırma Bakanı ve Türk Telekomünikasyon
A.Ş. Genel Müdürü gören Telepati, Telekomünikasyon Kurumu'nun (TK),
Aycell'in, Aria'nın, Sabancı Telekom'un ve sektörünün yüzlerce seçkin
kurum ve kuruluşunun doğumuna şahit olmuştur.
Birleşmiş Milletler'in (BM), Dünya telekom standartlarını belirleyen
telekomünikasyon kuruluşu Uluslararası Telekomünikasyon Birliği'nin
(International Telecommunication Union - ITU), Kurum (TK) eliyle
Türk basın sektörüne şimdiye kadar vermiş olduğu tek ‘Teşekkür Belgesi'nin
de sahibi olan Telepati, kırka yakın ulusal ve uluslararası fuar
ve etkinlikte yer almıştır. ITU'nun ülkemizde düzenlediği iki etkinlikte
de ‘basın sponsoru' olarak yer alan dergi; bu yıl üçüncüsü düzenlenecek
olan veİngiliz kuruluşu BEM tarafından organize edilen ‘Caspian Telecoms'
Orta Asya ve Türk Devletleri seminerlerinin ilkinde, ‘The Times'
gazetesi ile birlikte, ikincisinde ise tek başına, organizasyonun
telekom sektörü ‘Dünya Basın Sponsorluğu'nu başarıyla yerine getirmiştir.
Ayrıca, beş ayrı uluslararası etkinlikte de, basın sponsoru olarak
sektörümüzün ve ülkemizin tanıtılması konusunda çalışmalar yapan
Telepati dergisi, ayrıca otuza yakın ulusal etkinlikte yer almıştır.
Telepati dergisi ayrıca, ülkemizde teknolojik üretim yapılmasının
desteklenmesi amacıyla her yıl TUBİTAK, TTGV, TESİD, KOSGEB ve TBD
tarafından ‘teknolojide yenilikçilik, yaratıcılık' konularında düzenlenmekte
olan çeşitli etkinliklere destek vererek veya fiilen katılarak, ARGE
oranının yükseltilmesine ve yerli teknolojinin geliştirilmesine katkıda
bulunmaktadır.
8 Ocak 2004'de;
HP, Sabancı Telekom, Borusan Bilişim-Pargem ve Turkcell'in
sponsorluğu ile Sabancı Center'da gerçekleşen kutlama töreni,
Telepati Genel Yayın Yönetmeni Merih Işın'ın açılış konuşmasının
ve yayını gerçekleştiren personel ve köşe yazarlarının kamu
oyuna tanıtılmasının ardından, Teletomünikasyon Kurumu Başkanı
Doç.Dr. Ömer Arasıl'ın serbestleşme ve lisans konusundaki açıklamaları
ve Ulaştırma Bakanı'mız Binali Yıldırım'ın günün önemini ve
konunun hassasiyetini belirten konuşmaları ile devam etti.
Yayın hayatına başladığı günden beri |
 |
Telepati dergisini maddi ve manevi olarak destekleyen kişi, kurum
ve kuruluşlara teşekkür plaketlerinin verilmesinin ardından, Borusan Filarmoni orkestrası
grubunun klasik müzik konseri eşliğinde düzenlenen kokteyl'e geçildi.
Organizasyonda yaptığı konuşmasında Telekomünikasyon Kurumu Başkanı
Ömer Arasıl, “Bizleri biraraya getirerek burada buluşma imkanı sağlayan
sektörümüzün saygın yayın organı Telepati Telekom dergisinin Genel
Yayın Yönetmeni Sayın Merih Işın'a, köşe yazarlarına ve tüm çalışanlarına
teşekkür ediyoruz. Hep söylemeye çalıştığımız gibi kafamızda varolan
soru işaretlerinin virgül ve küçük detayları kalktı, bir tek noktası
kaldı. Ancak bunun devamı gelecek. Çünkü içinde bulunduğumuz süreç
bir başlangıç, bir devrimdir. Türk ekonomisinde ve buna imkan sağlayan
Türk Kamu Yönetimi anlayışında yepyeni bir sürecin başladığı bir
dönem. Asıl işimiz şimdi başlıyor. Biz kurumumuzun yaptıklarını ve
yapamadıklarını zaten sektörümüzdeki doçent arkadaşlarımızla sürekli
tartışıyoruz. Öncelikle çok şanslı olduğumuzu belirtmek istiyorum.
Hepimizin bildiği gibi telekomünikasyon sektöründe aktörler ve üstlendikleri
fonksiyonlar var. Bu aktörlerin başında birinci sırada siyasal karar
alma mekanizması geliyor, dolayısıyla bizim sektörümüzde de Ulaştırma
Bakanımız Binali Yıldırım geliyor. Görevi, Türkiye için politika
belirlemek ve strateji oluşturmak. İkinci aktör olarak biz tanımlanıyoruz.
Hep nerede olduğumuz tartışılıyor. Ama bizim, ortada mı, sektörde
mi yoksa politikada mı olduğumuzu zaman içerisinde yaptıklarımız
gösterecektir. Telekomünikasyon Kurumu bu işin ikincil düzenlemeleriyle
uğraşıyor. Yani, siyasi karar alma mekanizmasının belirlediği politika
ve stratejilerle, demokrasinin gereği olarak, kendi yetkilendirme
ve düzenlemelerini yapmak durumunda. Üçüncü ve olmazsa olmaz aktörümüz
ise, sektör temsilcilerimiz. Onlar da fikir sağlama fonksiyonunu
yerine getiriyorlar. Biz neden şanslıyız? Siyasi karar alma mekanizması,
Telekomünikasyon Kurumu ve sektör temsilcilerimiz, serbest piyasa
ekonomisinin getireceklerine bu sektörde yürekten inanmış insanlarız.
Bunu, en azından 1 yıl gibi kısa bir sürede icraatlarıyla ortaya
döken bakanımız ve kıt kaynaklarımıza rağmen ellerinden geleni yapan,
en azından verdiğimiz sözlerin arkasında olduğumuzu ispat etme kararlılığı
içinde olan tüm Telekomünikasyon Kurumu çalışanları paylaşıyor. Bu
büyük bir avantaj gerçekten. Siyasete ve fikirlerin çatıştığı bir
ortama rağmen, serbestleşmeye geçmek, başarılı bir serbestleştirme
yapmak mümkün değil. Bunu, ülkemizde, 1980'den itibaren radikal bir
iktisadi sistemde yaşadıklarımızla görüyoruz. Özelleştirmede hukuksal
ve kurumsal altyapı olmayışının ve finansal piyasalardaki serbestleşme
düzensizliğinin faturasını, sadece bu sektörde faaliyet göstermek
isteyenler değil, milletimizin her kesimi ödüyor. 1980'lerden beri
tüm hükümetlerin hepsinin söylemi aynı; “Küçük ve etkin bir devlet
ve piyasanın artık giderek serbestleşmesi” Ancak, söylemle eylemler
maalesef uzun bir süredir birbiriyle örtüşmedi. Mevcut hükümet, kamu
yönetimi reformu, mali yönetim tasarısı gibi bu alanda da yaptığı
pek çok çalışmayla yeni radikal süreci başlatabildi. Diğer bir noktada,
bu avantajlarımızı serbestleşme süreci içerisinde iyi değerlendirmemiz
gerektiği. Dünyada en gelişmiş ülkelerden, gelişmekte olanlar kategorisine
doğru indiğimizde bile, bunun bir düzen içerisinde gitme gereği olduğunu
görüyoruz.
Pazar yasası oluşturuluyor
ve bunun günümüzdeki sürümü olarak yeni bir yaklaşım var. ABD
şu anda dünyada, en serbest ama en düzenli piyasa yapısına
sahip ülke. Bu, piyasaya olan inanç ve mevcut düzenleyici kurumların,
çağın gereklerine uygun olarak yeniden yapılandırılması veya
gerçekten siyasi açıdan düzenleyici bir otoritenin eline götürülmesiyle
başarılıyor. Ülkemizde de, en azından bu başlangıç döneminden
sonra yaşayacağımız süreçte, siyasi iradenin bu kararlılığını
gördükten sonra, asıl yük biz kuruma ve siz sektöre düşüyor.
Aslında bunu böyle ayrı kategorize etmekte doğru değil, çünkü,
bizler bir bütünüz. Söz verip de |
 |
yapmaya çalıştıklarımızın %98.6'sını gerçekleştirdik. Bu 12-13 aylık
süreç, Türk Kamu Yönetimi sistemi içerisinde gerçekten büyük bir başarıyı
ortaya koyuyor. Bunu yaparken mükemmel mi yaptık? Asla böyle bir iddiamız
olmadı. Ancak birşeye başlayıp, kendi imkanlarımızla aksaklıkları görerek düzeltmenin, belkide daha sağlıklı olabileceğini gördük.
Üstelik bu başarıyı, kamu yönetiminde çok nadir görünen bir biçimde,
sizlerle herşeyi gerek elektronik ortamda gerekse kurumumuzda
yaptığımız toplantılarda paylaşarak, elde ettik. Bu deneyimlerin arka
planında yatan nedenleride, masaya yatırarak onlarıda şeffaf bir biçimde
sizlerle birlikte irdeledik. Bu noktadan itibaren, sektör temsilcilerine,
artık her bir yaklaşımla kuruma yetişme görevi düşüyor. Yetkilendirme,
Bakanlar Kurulu'nun onayından geçip, resmi gazetede yayınlandıktan
sonra Kurumumuzca hızlı bir şekilde gerçekleştirilecektir. Ancak bazı
hizmet türleri, fiili olarak bugün yetki verip, sizin başlamanızı mümkün
kılmayan bir yapıda arzediliyor. ABD ve Batı Avrupa ülkeleri incelendiğinde,
bazı hizmet türlerinde, bizim anladığımız tam rekabetin dışında bir
piyasa yapılanmasına sahip olunduğunu ve bunun en ideal hukuk olduğunu
gözlemlemek mümkündür. Türkiye, bizim sektörümüzde özellikle de bireysel
piyasada aynı örnekleri yaşadı. Piyasayı kabul edilebilir, sürdürülebilir
bir rekabet ortamı içerisinde götürecek olan firma sayısını, piyasa
kendi finalistleriyle belirliyor. Bizim görevimiz, bu finalistlerin
oluşmasında ve hayata geçmesinde zarar görebilecek olan tüm orta veya
büyük boyuttaki işletmelerimizi uyarmak, serbestleşme sürecinde yer
almaları gereken hacmi, piyasanın kendi yapısı içerisinde sağlıklı
belirlemelerine imkan sağlayacak zemini hazırlamaktır. Tabii yetkilendirme,
hepimizin dikkatinin toplandığı bir konu. Yetkilendirmenin arka planında,
sanırım ondan daha önemli ve daha büyük emek gerektiren düzenlemelerimiz
var. Onlarca düzenleme yaptık, bütün bunlar yetkilendirmenin bir düzen
içerisinde gitmesini sağlayan hususlardı. Dolayısıyla düzenleme, yetkilendirme
ve denetleme kavramlarını hep bir arada düşünmeliyiz. Türkiye'de düzenli
bir sektör olarak tanımlanan telekomünikasyon sektöründen yani bizden
bekleneni vermemiz, ancak bu şekilde koordineli ve planlı çalışmamıza
bağlı. Bu konuda da benim, kurumum ve tüm çalışanlarımız adına hiçbir
endişem yok. En büyük desteği de sizlerden gördük. Eleştirilere tabi
ki her zaman açığız ancak, bu eleştirilerin objektif ve yapıcı olmasını
çok önemsiyoruz. Yıllardır yaşadığımız onca kriz ve iktidar sorunları
nedeniyle, toplum yapımız üzerinde çok şüpheci ve belki de bazı kesimlerde
karamsar bir hava oluştu. Sizden çok rica ediyorum; birazda optimizmi,
güzellikleri ve iyilikleri düşünelim. Çünkü, Türkiye'de hepimiz buna
ziyadesiyle layığız. Ancak bu ‘Polyanna'cılık oynayalım anlamına
da gelmiyor. Gerçekleri kabul ederken, bakış açımızın huzurlu, iyi
ve doğru olması, en çok ihtiyaç duyduğumuz manevi destek ve motivasyon
açısından son derece önemli bir olgu.
İşimiz bundan sonra
başlıyor dedim ve sektör temsilcilerinden rica ediyorum; bize
artık ayak uydurun ki, 2004 iş planımızı sizin önceliklerinize
göre birlikte belirleyelim ve bu sene yaptığımız gibi hayata
geçirelim. Devletin kurumları arasında bir gerginlik, bir ayrımın
olması hiç hoş değil. Yani artık hukuksal milliyetçilik sevdamızdan
vazgeçip, Türkiye sevdalısı olmak ve herkesin kendi işini en
doğru bir biçimde yaptığı bir ekonomik yapıya kavuşmak durumundayız.
Yazılı ve görsel medyada yer alan bazı eleştiriler, olumlu
ve yapıcı olduğu sürece tarafımızdan dikkate alınıyor. Ancak,
bazı şeyleri devletin işleyişine zarar vermeden ortaya koymamız
lazım. Olayları farklı sunmadığımızı sektör temsilcilerimizin
çok iyi bildiği gibi, ilgisiz bazı kesimlerinde bilmesinde
büyük yarar görüyorum. Telekomünikasyon Kurumu'nun kuruluş
anlayışı kapsamında, telekom sektörünün serbestleştirilmesi
ve teşvik edilmesi yeralıyordu. Sektörün otoritesinin tek olduğunu
kabul ederek, öncelikle müracaatlarınızı ve sıkıntılarınızın
çözümlerini bize aktarmanızda büyük yarar var. Yoksa bu |
|
‘form shopping' dediğimiz yani, taraflara başvurarak kendisi için en
uygun kararı çıkarma yöntemiyle uğraşılması, sektörümüzde kargaşa ortamın oluşmasına neden olabilir. Bu anlamda var olan gelişmeler, bundan sonra
yaptığımız hataların tekrarlanmama dersini verdiği için bunları birkez
daha sizlerle paylaşmakta yarar var. Serbestleşmenin bir düzen içinde
gitmesini isterken, bunun biraz daha gecikmeye yol açmayacağını, bir
taktik endişesi taşımamanızı rica ediyorum. Örneğin altyapı işletmeciliğini
veya bu tarz farklı bir işletmeciliği sizin bugün bize ulaştırma imkanınız olmadığını
biliyoruz. Biz, sizin bu konuda önünüzü görerek, tüm detayları bilerek,
gerekli hazırlıkları yaparak bize müracaat etmeniz durumunda anında
yetkilendirmeye başlayalım diye düşünüyoruz. Tabii bu süreçte de,
bizim kurumumuz ve kurum üyelerimizin onayından geçecek en hızlı
zaman şeklinde kendimize de küçük bir pay bırakmak durumundayız.
Bu sistemi ve kurumumuzun yapısını, karar alma mekanizmasını, sektörümüzün
tüm temsilcileri yakinen biliyor. Bu nedenle, Türkiye'de 13 ay önce
bunun gerçekleşme ihtimalinin çok zayıf olduğunu ve belkide hiç olmadığını
düşünenler fazlayken, şu anda eğer bu işin düzene girerek hızlı bir
biçimde gerçekleşeceğine inananların sayısı onun çok üzerindeyse,
sanırım biz sektöre olan güvenilirliği sağlamış olacağız.
Bizim takımımızın bir önemli sert ayağı da medyamız. Objektif, tarafsız,
eleştirel akla dayanan ama eleştirilerini yapıcı bir biçimde gerçekleştiren
sektörümüzün özgün medyasının önemi gerçekten çok büyük. Görevini
gerçekten kurumumuzu akılcı, yapıcı ve eleştirel anlamda objektif
olarak destekleyen ve bizi gerçekten motive ederek çalışma şevki
aşılayan değerli Telepati dergisi yöneticilerine tekrar teşekkür
ediyorum.” Dedi.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ise,
2004 yılından itibaren,
Telekomünikasyon ailesi genişliyor. Telekomünikasyon Kurumu
Başkanı, meseleyi ortaya koydu ancak, “Bizi destekleyin” dedi.
Siz hakemlerin oyuncular tarafından desteklendiğini hiç gördünüz
mü? Biz kulüp başkanıyız, oyunun kararını verdik, oyuncuları
sahaya koyduk, şimdi iş sizin. Kazasız belasız bu oyunu yürütmeli,
düdükleri yanlış yere çalmamalı ve her tarafın memnun olarak
işlerini görmelerini sağlamalısınız. Çok basit bir değerlendirmeyle
şu anda içinde bulunduğumuz safaları böyle gözlemliyorum. Biraraya
geldiğimiz zamanlarda Telekomünikasyon sektöründen, bize sık
sık bir soru geliyor; “Ses tekelini erteleyecek misiniz? 2004'te
ne olacak?” O günlerde bu işlerle ilgili fazla bilgim yoktu,
geçiştirmeye çalışıyordum ama sonradan işin içine girdim, hakikaten
bayağı bir iş varmış. “Erteleme yok, ne dendiyse o yapılacak”dedik,
ancak buna kimseyi inandıramadık, hala bu tarz sorular gelmeye
devam ediyor. Önemi yok, sonunda herkesin göreceği gibi sözlerimiz
gerçekleşecek. Biz politikamızı, stratejimizi |
|
açıklayacağız ve buna göre de Telekomünikasyon Kurumu ikincil düzenlemeleri
yapacak, imtiyazları ve lisansları verecek. Sektör artık mevcut bir zeminde kendi rekabet koşullarıyla çalışmaya başlayacak.
Bu bir süreç yani “Biz serbestleşmeyi yaptık. Tamam, herşey bitti.”
diye düşünürsek en başta biz yanılmış oluruz. Bu konuda ülkelerin yaşadıkları
tecrübeler ortada. Serbestleşme sürecinin ne kadar meşakkatli geçtiğini,
ve 5-6 yıla varan bir dönemin yaşandığını biliyoruz. Ama bu süreci
mümkün mertebe, ülke için, tüketici için ve sektördeki oyuncular açısından sağlıklı birşekilde oluşturmak, kurmak hepimizin görevi, sadece bizden
beklemeyin. Biz iyi-kötü bir politika koyduk ortaya. Telekomünikasyon
Kurumu kurulduğundan beri politika koyan bakanlıkla en uygun, en verimli
çalışma dönemini yaşıyor. Bu nedenle, bu düzenlemelerde %96-98 başarı
varsa, bu uyumlu çalışmanın sonucudur. Bu bakıma önemli bir döneme
girdik. Biz inanıyoruz ki, bu dönemde herşeyden önce rekabet koşulları
oluşacak ve bundan tüketici yararlanacak, pazar büyüyecek. Türkiye,
telekomünikasyon alanında hakettiği pazar büyüklüğüne sahip değil.
1-2 yıl içerisinde pazar iki katına çıkacak. Türk Telekom'u biz ayakta
tutacağız diye vatandaşı mağdur edemeyiz demiştim. Bakanlığıma bağlı
telekomünikasyon sektörüne böyle bir söz söylemem arkadaşların ağrına
gitti ama doğru olanı yapmak mecburiyetindeyiz. Doğru olan, kamu ve
özel sektör ayrımı yapmaksızın, bu ülke için üretilen bütün kaynakların,
bu ülke insanları için bu ülkenin geleceği için olduğunu görmek, ve
politikamızı, düzenlemelerimizi buna göre yapmaktır.
Hükümetimiz kısa dönem acil planında yeralan serbestleşme dönemini
en iyi şekilde hazırlamak için bazı değerlendirmeler yapıyor. Yetkilendirme
yönetmeliği bitti, ortak yerleşim tesis paylaşımı bitti, yerel ağın
paylaşıma açılması tamamlandı, numaralandırma devam ediyor. Tüketici
hakları ve piyasa ile ilgili düzenlemeler tamamlanmak üzere. Bunun
yanında bir de yetkilendirmeler var. Bununla ilgili olarak hem AB'ye
uygunluk sağlamak, hem de kendi sürecimize hazırlık bakımından, bu
alanda da, kiralık hatlar, kamu platformu ve katma değer hizmetlerde
düzenlemeleri yapmış bulunuyoruz. Bunlar ilan edilen takvim içerisinde
tek tek uygulamaya girecektir.
2003 yılının son günlerinde bir tabloyla açıkladığımız serbestleşme
politikası ve stratejisi içerisinde yer alan düzenlemelerle ilgili
olarak da, ortak kullanımlı telsiz hizmeti, uzak mesafe telefon hizmeti,
kablo platformu, sabit telsiz hizmeti ve altyapı işletmeciliği gibi
alanlardaki çalışmaların kimi tamamlandı, kimi de tamamlanmak üzere.
Bu saydığımız alanlar dışında, sırada telefon hizmet sağlayıcısı,
kendi altyapısını veya diğer işletmeci altyapısını kullanarak kendine
ait numaralarla ses hizmetini verebilecektir. Mobil İnternet sağlayıcı
işlevleri, akıllı şebeke işletmeciliği, sanal mobil şebeke hizmetleri,
uygulama hizmetleri sağlayıcılığı, faturalama hizmetleri sağlayıcılığı,
katma değerli telefon hizmetleri ve ankesörlü telefon hizmetlerinde
serbestleşmeye geçişle birlikte rekabet etkin bir şekilde gelişecek.
Tüketici ve diğer sektörlerle birlikte ülkede oluşacak bu rekabet
ortamının, tam anlamıyla yararlı olması bir zaman alacaktır. Bu zaman
içerisinde sektöre girecek olan yeni aktörler, kendi altyapılarını
kurmak ve pazar paylarını arttırmak için sadece yerleşik işletmeyle,
hakim işletmeyle değil; aynı zamanda birbirleriyle de yarışacaklar.
Serbestleştirmeyle beraber büyüyecek olan pazar içerisinde de, uygun
rekabet ortamının sağlanmasıyla birlikte, kaliteli ve güvenli bir
hizmet sunma imkanı sağlanacak, sağlık alanında, eğitim alanında,
ticarette, sanayide ve günlük hayatımızı ilgilendiren, vatandaşın
yaşamını kolaylaştıran birçok alanda hizmetler yaygınlaştırılacak.
Tarifelerde de sağlanacak indirimlerle, tüketici lehine bir ortam
geliştirilmiş olacaktır. Bunların yanısıra, yatırımların ve pazar
hacminin büyümesi, buna bağlı olarak yeni işletmeciler, pazarda pay
sahibi olacakları gibi piyasaya sundukları mal ve hizmet ürünleriyle
piyasanın zenginleşmesini ve varlığını sürdürmesini sağlayacaklardır.
Yerli üretim, AR-GE faaliyetleri teşvik edilecek, yeni sermaye şirketlerinin
pazara girişiyle birlikte, içerik sağlayıcı, istihdam gibi alanlarda
ülke ekonomisine önemli katkılar sağlayacaktır. Tekel konumundaki
ülke kaynakları fazlalıklarının, serbestleştirme sonucu pazara yeni
giren işletmecilere kiralanması ve devredilmesiyle, kapasite fazlası
değerler ekonomiye dahil edilecek, pazara yeni girecek işletmecilerden
alınacak ücretlerle ve ilave kaynak yaratılmasına teşvik edecek vergiler
de olacak. Ayrıca mevcut telefon hattının daha etkin kullanılması
amacına yönelik, yüksek hızlı veri, ses ve görüntü iletişimini aynı
anda sağlayan bir modem teknolojisi ile, bant arttırılacak. Böylelikle
kullanıcıya geniş bant imkanı sağlayarak, ülke çapında 80 bin aboneye
ulaşan bu hizmetin, 2004 yılının ilk çeyreğinde, 200 bin kapasiteye
ve yıl sonu itibariyle de 2 milyona ulaşması hedeflenmektedir. Bizim,
kamu kuruluşlarını büyütmek, beslemek daha da genişletmek gibi bir
amacımız yok.
Hakikaten sizlerin arasına girdiğim zaman, bir anda dünya vatandaşı
olduğumuzu hissediyorum çünkü, telekomünikasyon sektörünün sınırı yok.
Yeni dönemin ve telekomünikasyon sektöründeki bu dönüşümün ülkemize,
sektörümüze ve insanımıza yararlar getirmesini diliyorum.” Diyerek
sözlerini tamaladı.