| |
Kanun-e
Tekel'in kalkmasına bir yıl kaldı (mı?)
450
Sayılı Kanun ile değiştirilen 406 Sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu
uyarınca, Türk Telekom’un kamu şebekesi üzerinden ses iletimi ve telekomünikasyon
altyapı hizmetleri alanında kanuni bir tekel hakkı bulunmaktadır.
Yani bu alanlarda faaliyet göstermek imkanı sadece Türk Telekom’a
aittir ve Türk Telekom dışında bir işletmecinin kamu şebekesi üzerinden
ses iletimi veya altyapı hizmetleri vermesi hukuka aykırıdır.
Bu tekel hakkı sınırsız bir süre için Türk Telekom’a tanınmamıştır.
2000 yılında (yaklaşık üç sene önce), 4502 Sayılı Kanun ile Türk telekomünikasyon
sektöründe liberalleşme çalışmaları yapılandırıldığında, bu tekel
hakkı dört yıllık bir geçiş dönemi için belirlenmiş ve dört yılın
sonunda, yani 1 Ocak 2004’te sona ereceği hükme bağlanmıştır. Sektörün
genel yaklaşımı, 1 Ocak 2004 tarihinin sihirli bir tarih olduğuna
inanmamıza neden olmaktadır. 1 Ocak 2004 sabahı uyandığımızda sanki
zamanda yolculuk yapacağız ve kamu şebekesi üzerinden ses iletimi
ve altyapı hizmetleri alanlarında rekabet başlayacak. Keşke. Keşke
bu düş bari 2007’de gerçekleşecek olsa.
Kanuni tekel hakkı bir teşebbüsün bir hizmeti tekel olarak sunmasının
kanun ile düzenlendiği, Türk Telekom’un şu günkü durumu gibi durumları
belirler. Fiili tekel ise, bir teşebbüsün bir hizmeti tek başına sunmasının
kanun dışında nedenlerle meydana geldiği durumları belirler. 1 Ocak
2004 tarihinde Türk Telekom kanuni tekel olmaktan çıkacak, fiili tekel
olacaktır. Soru, bu fiili tekel durumunun ne kadar devam edeceği sorunudur,
yoksa kanuni tekelin tek başına kaldırılması hiçbir pratik fayda sağlamayacaktır.
Ben Türk Telekom’un fiili tekel durumunun daha uzun yıllar devam edeceğinden
endişeliyim.
Bu endişemin birkaç nedeni bulunmakta. Öncelikle biraz önce belirttiğim
geçiş dönemine gerek duyulmasının en önemli nedeni; Türk Telekom’un
özelleştirilmesine imkan tanınmasıydı. O dönemde kanuni tekel hakkını
haiz bir Türk Telekom’un özelleştirme çabalarının daha kolay başarıya
kavuşacağı düşünülmüştü. Ancak, Türk Telekom iki kere teşebbüs edilmesine
rağmen bu dönemde özelleştirilemedi. Dolayısıyla kanuni tekel hakkından
beklenen fayda henüz sağlanmadı.
İkinci olarak Telgraf ve Telefon Kanunu uyarınca hiçbir teşebbüs yetki
belgesine sahip olmadan bir telekomünikasyon hizmeti sunamaz. Yani
Türk Telekom’un kanuni tekel hakkının ortadan kalkmasından sonra,
hukuken kamu şebekesi üzerinden ses iletimi sağlamaya ve altyapı hizmetleri
sunmaya yetkili tek işletmeci halen Türk Telekom olmaya devam edecek.
Bu durumun değişmesi için başka işletmelere de gerekli yetki belgelerinin
Telekomünikasyon Kurumu tarafından verilmesi gerekmekte. Bu yetki
belgeleri ise mobil telefon işletmecileri ile imzalananlar gibi imtiyaz
sözleşmeleri olmak zorunda. Bu imtiyaz haklarının özel teşebbüse bedava
verilmeyeceği ve İş-Tim’in ödediği miktar düşünüldüğünde ise, çok
yüksek miktarlarda lisans ücreti talep edilmesinin son derece muhtemel
olduğu görülmekte. Ayrıca bu hizmetlerin sunulması için işletmecilerin
son derece ciddi yatırımları yüklenmeleri de gerekmekte. Ulusal dolaşım
konusunda yaşadığımız zorlukları hatırlayalım. Ses iletimi vermeye
çalışacak bir işletmeci ile Türk Telekom’un arasında yaşanması muhtemel
problemler var. Altyapı hizmetleri sunacak işletmelerin bu hizmetleri
sunabilmeleri için, örneğin belediyelerden almaları gereken izinlerin
ulusal dolaşımdan daha az sorun yaratacağını düşünmemek lazım. Son
olarak günümüzün çökmüş telekomünikasyon altyapısı piyasasında bu
hizmetleri sunmaya, gerekli lisans bedellerini ve yatırımları yapmaya
niyetli işletmeler bulmak lazım ki bu belki de en zoru.
4502 sayılı Kanun çıkarıldığında yetki belgesi çıkarmak için gerekli
bütün düzenlemeler hazırken, hali hazırda işletmeciler telekomünikasyon
hizmeti sunmaktayken, gerekli yetki belgelerinin verilmesi iki yılı
buldu. Şimdi biz 1 Ocak 2004 tarihinde sektöre değecek sihirli değneği
bekliyoruz. 1 Ocak 2004 tarihinde Türk Telekom’un fiili tekelinin
kalkabilmesi için gerekli hazırlıklarda şimdiden geç kalındı. Kendimizi
kandırmayalım, ne 1 Ocak 2004’te ne de böyle devam edersek onu takip
eden 1 Ocak’larda Türk Telekom’un tekel durumu değişmeyecek.
24 Aralık 2002, İstanbul
|