Yaklaşık on yıldır dilimize yerleşen ve özel bir
isim olan, “The Net” yani Dünya ağlar ağı İnternet, geçtiğimiz ay
itibariyle TDK – Türk Dil Kurumu imla kılavuzunda yerini aldı (www.tdk.gov.tr).
DARISI
diğer teknolojik terimlerin başına. On yıldır bilen bilmeyen; özel
isim dedi, cins isim dedi. Büyük harf “İ” ile başlar dedi, küçük “i”
ile yazılır dedi. TDK görevini yapmıyor, ben Türkçeleştirdim diyenler
bile çıktı. Halbuki doğru tekti: “Internet”. Kafamıza göre kelime
uyduramayız, yabancı kaynaklı özel isimleri kendi kendimize Türkçeleştiremeyiz.
Ancak, gerekçeli dileklerimizi yetkililere arz edebiliriz. Olur ya
da olmaz. Örneğin; “ağ” anlamına gelen “network”, çok daha eski olmasına,
yoğun olarak kullanılmasına ve hatta cins isim olmasına rağmen, “netvörk”
olarak Türkçeleşmedi de, “ağ” olması uygun görüldü. Tıpkı “computer”e,
“bilgisayar”, “printer”e “yazıcı” dendiği gibi. Ayrıca belirtmeden
geçemeyeceğim: “I - i” ile başlayan yabancı sözcükler genelde dilimize,
söyleniş kolaylığı ve ses uyumu sonucu “i” yerine “e” harfi kullanılarak
alınmışlardır. “international – enternasyonal” veya “information –
enformasyon” gibi. “Internet”e de, “Enternet” denilebilirdi.
Şimdi “Internet”in Türkçe’si, “İnternet” olduğuna göre
doğru yine tek: “İnternet”. Bugüne kadar “İnternet”i çok değişik,
farklı ve yanlış yazanlara sesleniyorum: “Yanlış yazmadaki inadınızı
sürdürecek misiniz?”. Özellikle iletişim sektörüne (medya) sesleniyorum:
“Basın ilkeleri çerçevesinde, insanlara yanlış bilgi vermeye ve onları
yanlış yönlendirmeye devam edecek misiniz?”. Bakın, sekiz senedir
yanlış yazan çok değerli köşe yazarlarınız bile, doğru yazmaya başlamış
oldular. İnternet’in sahibi servis sağlayıcı (İSS), dernek ve vakıflarına
sesleniyorum: “Teknolojiyi yaratamayan, sadece kullanmaya çalışan
son kullanıcılarda kavram kargaşası yaratmaya devam edecek misiniz?”.
Ha, bu arada “iletişim”i medya kelimesiyle açıklamaya
çalışmamı yadırgayanlar için söylüyorum: “İletişim, komünikasyon demek
değildir!”. İnsanlar, göz veya ten teması ile de iletişim kurabilirler.
Hatta, “Telepati” yoluyla bile iletişim kurabilenler var aramızda.
“Komünikasyon”, bir araç vasıtasıyla gerçekleşen iletişimdir ve anlam
olarak iletişime göre daha dar kapsamlıdır. Detaylı açıklamasını yine,
TDK imla kılavuzu ve sözlüğünde bulabileceğiniz gibi, Mart ayında
yapılan “İletişim Şurası”nda da, hiçbir komünikasyon kurum, kuruluş,
dernek, vakıf veya kişinin çağrılmaması, sadece RTÜK, çeşitli görsel
ve yazılı medya şirketleri ve ilgili yasaların ele alınmış olması
bunun en açık kanıtıdır. Şura’ya davet edilmediği için yakınan İvHP
– İnternet ve Hukuk Platformu’nun, “İnternet”i çeşitli biçimlerde
yanlış yazarak ve bilişim-iletişim-RTÜK-Telekomünikasyon Yasası konularında
kavram kargaşası içerisinde geçen ay yayınladığı “Kamuoyu Uyarı” yazısı
da, anlatmaya çalıştığım konunun derhal ele alınarak açıklığa kavuşturulması
gerektiğinin en net uyarısı olmuştur. “Bilişim Şurası ve İletişim
Şurası” yapıldı. Şimdi sıra, “Komünikasyon Şurası”nda. EKT – Enformasyon
ve Komünikasyon Teknolojilerini ima etmek için, “Bilişim ve İletişim
Teknolojileri” diyenlere duyurulur. Yanlış hesap, on yıl sonra da
olsa Bağdat’tan dönüyor. Haberiniz ola. Başka neleri mi yanlış kullanıyorsunuz?
Dergimizin Web sayfasında, “Yanlış Kullanılan Teknolojik Terimler”
bölümünde bulabilirsiniz (www.telepati.com.tr).
“İnternet ve Türkçe” konulu açık oturum yapıldı
Türk Dil Kurumu’nda 7 Nisan 2003 tarihinde yapılan “Türkiye’de
İnternet’in (Genel Ağ) Onuncu Yılında İnternet ve Türkçe” konulu açık
oturumun açılış konuşmasını Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu
Başkanı Prof. Dr. Sadık Tural yaptı. Tural, konuşmasında bilgisayar
ve yazılım alanlarında yaklaşık 2500 Türkçe terim üreten Prof. Dr.
Aydın Köksal’ın da toplantıda bulunduğunu belirterek; dili, dilcilerin
değil, mesleği ne olursa olsun aydınların koruyacağını belirtti. “Türkçe’ye
sahip çıkmazsak, bilgisayar aracılığıyla tarihin ve Tanrı’nın bu bölgeye
huzur, sükûn, adalet ve barış getirmek üzere gönderdiği bu halkı,
kirli bilgiyle Genel Ağ’da kötü gösterenlere, karşı bilgiyi, anlamlı
tepkiyi, doğru cümleyi yazmazsak gelecekte çok acı çekeceğimizi” vurguladı.
Tural, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’na bağlı dört kuruluşun
da çalışmalarının tamamında, bizi yanlış tanıyan veya bizi yanlış
tanımak isteyenlere karşı kendimizi doğru tanımış olmanın getirdiği
bilgi ve hakla doğru bilgiyi, temiz bilgiyi üretmeye çalıştığını belirterek
konuşmasını bitirdi.
Açış konuşmasından sonra “Türkiye’de İnternet’in (Genel Ağ) Onuncu
Yılında İnternet ve Türkçe” konulu açık oturum, Doç. Dr. Mustafa Akgül
başkanlığında başladı. Akgül, bu açık oturumda Türkçe karakterlerin
kullanımındaki sorunların, karakter setlerinin genişlemesi gerektiğinin,
bilgisayar terimlerinin Türkçeleştirilmesi gerekliliğinin, alt bir
kültürün oluşturulduğu Genel Ağ ortamında insanların kendilerine özgü
olarak kullandığı kısaltmaların yarattığı kargaşanın ve Genel Ağ’da
Türkçe içeriğin hangi yollarla yaygınlaştırılabileceğinin tartışılacağını
belirterek ilk konuşmacı olan Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Şükrü
Halûk Akalın’a sözü verdi.
Akalın, konuşmasının başında e-Türkçe kavramı ile Türk dilinin temel
başvuru kaynaklarından başlayarak bütün kaynaklarının elektronik ortama
taşınmasının anlaşılması gerektiğini belirtti. Bu yolla, Türkçe ile
ilgili zengin bir sanal kitaplık oluşturulması gerekliliğini vurguladı.
Öncelikli olarak basılı ortamdaki bütün türlerdeki sözlüklerin, iki
dilli, çok dilli, terim, hem yazılı hem de sesli olarak söyleyiş,
derleme ve tarama sözlüklerinin, atasözleri ve deyimler sözlüğünün,
ansiklopedik sözlüğün, Türk lehçeleri sözlüğü vb. sözlüklerin Genel
Ağ’da yer almasını arzuladıklarını, ikinci aşama olarak da Türk dilinin
anıt niteliğindeki eserlerinin çeşitli düzeylere göre hazırlanmış
sürümlerinin elektronik ortama aktarılmasıyla Orhon Yazıtları’ndan
başlayarak edebiyatımızın seçkin eserlerinin özgün metinleri ile günümüz
Türkçe’sine aktarılmış biçimlerinin elektronik ortamda yayımlanmasını
amaçladıklarını belirtti.
Akalın, konuşmasında e-Türkçe anlayışındaki amacın, Türkçe’yi başvuru
kaynaklarıyla, anıt eserleriyle elektronik ortama taşımak, enformasyon
teknolojilerinden yararlanarak Türkçe’nin doğru ve güzel kullanımını
yaygınlaştırmak olduğunu belirtti. Bu amaca yönelik olarak Türk Dil
Kurumu’nun ağ kümesinde yer alan Güncel Türkçe Sözlük, İmlâ Kılavuzu,
çok sık karşılaşılan yanlış kullanımların belirtildiği Doğru Yazalım,
Doğru Konuşalım, Yabancı Kelimelere Karşılıklar, Bilgisayar Terimlerine
Karşılıklar Kılavuzu gibi çalışmaları ayrıntılarıyla tanıttıktan sonra
Kurumun ağ kümesinin bir kısmının görme ve işitme engelliler tarafından
kullanılabilir hâle getirildiğini, yakın zamanda da tamamının bu biçimde
hazırlanacağını belirtti.
Açık oturumda ikinci konuşmacı Hürriyet Gazetesi yazarı Yurtsan Atakan
idi. Atakan konuşmasında tüketicinin bilinçsizliği, tüccarın sorumsuzluğu,
Sanayi Bakanlığı’nın ilgisizliği nedeniyle Q klâvye kullanımının yaygınlaştığı
düşüncesinde olduğunu ve bu konuyu yazılarında zaman zaman dile getirdiğini
belirtti.
Bir sonraki konuşmacı Prof. Dr. Ümit Karakaş idi. Karakaş, e-evren
kavramının telgrafın kullanımıyla başladığını belirterek; 1983 yılına
gelindiğinde Almanların, Fransızların ve diğer ülkelerin bu konuda
standartlarının olmaması nedeniyle zor durumda kalmalarıyla Avrupalı
teknokratların baş kaldırdığını ve kod tablolarının hazırlandığını,
ancak bu toplantılara Türkiye’nin katılmaması yüzünden bu konuda bir
standardımızın olamadığını belirtti.
Türk Standartları Enstitüsü’nü temsilen gelen Bilgi Teknolojileri
ve İletişim Hazırlık Grubu Başkanı Dr. Mustafa Kemal Akgül, konuşmasında;
standartların uluslararası boyutta nasıl hazırlandığı konusuna ve
şu anda Enstitüde yapılan çalışmalara kısaca değindi.
Bir sonraki konuşmacı Tüm İnternet Derneği’nden toplantıya katılan
Nevzat Basım idi. Basım, “İnternet’te Türkçe İçerik, Neden Tüm İçeriklerin
Binde 4’ü” konulu konuşmasında bunun sebebi olarak bu teknolojiyi
bizim üretmemiş olmamızı gösterdi. Diğer bir sebebin ise psikolojik
olduğunu, Türklerin, bilgisini, ilgisini, merakını İnternet’e yansıtma
konusunda çekincelerinin bulunduğunu belirtti.
Türk Bilişim Derneği’nin kurucularından Prof. Dr. Aydın Köksal, İnternet’in
dillerin ve kültürlerin tekdüzeleşmesinin mi yoksa çeşitliliğinin
korunmasının mı aracı olduğu biçimindeki kendi sorusuna, korunması
için bir araçtır biçiminde cevap verdi. Köksal konuşmasında, Türkiye’de
2500’e yakın Türkçe bilişim teriminin üretildiğini, bilgisayar mühendisliği
öğretiminin başladığını, kamusal ve özel kuruluşlarda bilişim dizgelerinin
gerçekleştirildiğini vurguladı. Yeni teknik bilime ayak uydurmamızın
zorunluluğunu, bilinçli ve ilkeli bir toplum yapısına sahip olarak;
teknik ve bilimsel çalışmalarımızı Türkçe metinler olarak hakemli
bilim dergilerinde yayımlamamız, bunların özetleri ve işledikleri
konuları gösteren anahtar sözcükleri ile birlikte bilimsel konulara
İnternet üzerinde ulaşılmasına olanak veren ulusal bir bilgi erişim
dizgesinde toplamamız gerektiğini vurguladı.
Oturuma katılanların konuşmaları sona erdikten sonra işlenen konu
üzerinde düşüncelerinde soru işareti olan izleyicilerden gelen sorularla
konu biraz daha açık hâle geldi.
Daha sonra oturum başkanı Doç. Dr. Mustafa Akgül, bir sonraki yılda
ne kadar ilerlendiği ve ne yapılması gerektiği konusuna daha fazla
odaklanılan bir toplantı yapma sözü vererek oturumu sona erdirdi.
Milli Eğitim F klavyeden yana
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, yayımladığı genelge
ile F klavyeyi tanıttı. Genelgede, F klavyenin yaklaşık 30 bin kelime
ve 185 bin harfin incelenmesiyle oluşturulduğuna işaret edildi. F
klavye çalışmalarının 1945’te başladığının ve çalışmalar sonucunda
1955 yılında kullanıma geçildiğinin anlatıldığı genelgede, gelişen
teknolojiye uygun olarak 1991’de yeniden düzenleme yapıldığı kaydedildi.
Genelgede F klavye kullanımının yararlarına değinilirken, ticaret
meslek liseleri başta olmak üzere Bakanlığa bağlı okullarda ve yetişkinler
için düzenlenen kurslarda F klavyeyi esas alan yazı makinelerinde
“on parmak ile bakmadan yazma” metoduyla yüz binlerce kişinin eğitildiği
anlatıldı. Başta bilgisayar olmak üzere her türlü makinelerde klavye
kullanımı ve temininin şu esaslara göre yapılması talimatı verildi:
Bakanlığımız ve bağlı
kuruluşları ile her derece ve türdeki okul ve kurumlarda TS 2117 numaralı
F klavye kullanılacaktır,
Halen Q klavyeye göre
üretilmiş makinelerin klavyeleri kademeli olarak F klavyeye, mahalli
imkanlarla dönüştürülecektir,
Klavyeli makineler satın
alınırken veya bağış yoluyla temin edilirken F klavyeye göre üretilmiş
olmasına dikkat edilecektir,
Daha önce Q klavyeye
göre beceri kazanan personelin, F klavyeye geçiş eğitimlerini sağlamak
üzere ticaret meslek lisesi müdürlüklerince mahalli kurslar düzenlenecektir.