| |
| Merih IŞIN |
| |
| Editör'ün
karikatürü, 1995 yılında Cenevre telekom fuarında uydu üzerinden
gerçekleştirilen videokonferans ile Rusya'daki çizer Vladimir
Mochalov tarafından çizilmiştir. |
|
|
Editör
GSM telefonların IMEI numarası işe yarıyormuş...
GEÇEN
yıl Eylül 2002, 84.sayımızın yine bu sayfasında konuyu gündeme getirmiş,
‘GSM telefonların IMEI numarası, ne işe yarar?’ başlığını atmıştık.
Yapılacak yeni seçimler sonrasında kurulacak hükümete, telekom sektörünün
ilk “ev ödevi”ni vermiştik. 1994 yılında oluşan GSM sektörünün,
son kullanıcılarını direkt olarak ilgilendiren bölümü olan GSM telefonlarının
yasalar ve yönetmelikler gereği hatsız, GSM hatlarının telefonsuz
satılmadığı günlerden bugüne gelirken, nasıl gelişmeler yaşamıştık
sektörümüzde? Dokuz sene önce; GSM telefon satış bedelleri yaklaşık
2.000 Dolar, vergi oranı da toplam yüzde 40’lar seviyesindeydi.
Bir ara 9 milyon Lira’ya kadar düşen bedellerle satılan el terminalleri,
bugünlerde alt-orta ve üst sınıf modeller olarak belirli aralıklarla
fiyat istikrarını yakaladı. Ancak, yaşanılan deprem felaketinden
sonra başta ‘geçici’ olduğu söylenen fakat kalıcı hale getirilen
ve oranları artırılan diğer çeşitli vergiler ile sektörün üzerindeki
vergi yükü dünyanın en yüksek ve inanılmaz oranlarına vardı. Yüzde
70’lere varan vergi yüküyle birlikte telekom sektörü, ülkemizin
altın yumurtlayan lokomotifi haline geldi. O tarihlerde her hat
karşılığı bir telefon satıldığı için, kaçak telefon diye birşey
yoktu. Tabii ki vergi kaçağı da oluşmuyordu. Satış rakamları gerçek
pazarı yansıtıyor, istatistiksel değerler de yüzde yüz doğruyu veriyordu.
Ülkemize yatırım yapmak isteyen yabancı sermaye, kolaylıkla erişebildiği
güvenilir ve doğru bilgilere göre karar verebiliyordu. GSM operatörlerimizin
kullandıkları teknoloji sayesinde de, IMEI numarası belli olan telefonların
yer tespiti kolayca gerçekleşiyor, telefon gasp ve çalıntı olayları
minimumda gerçekleşiyordu. Bugün GSM telefonda kaçak oranı; çeşitli
yerlerde dile getirildiği gibi yüzde 30’larda değil, yüzde 70’ler
seviyesindedir. Herşey bir yana, Avrupa’da yaşayan Türk nüfus üç
milyonun üzerindedir ve ortalama yılda bir kez ülkeyi ziyaret etmektedir.
1980’lerin başında kalkan yasaklar sonrasında, parasını verdiğiniz
sürece dilediğiniz herşeyin kolayca bulunabildiği ülkemizde, vergi
oranlarındaki aşırı yükseklik nedeniyle GSM telefon, ‘tek hediye’
haline gelmiştir ki, her gelen en az birkaç hediye telefonla memleketine
gelmektedir. Geçtiğimiz yıl ülkede satılan resmi telefon sayısı,
üç milyon yüz bin adet olup, yurtdışında yaşayan vatandaş sayımız
kadardır. Her birinin yılda bir kez bir telefon getirdiğini düşünseniz,
kaçak oranı zaten yüzde 50 olur. Gerisini anlatmama gerek yok. Uygulama
böyle devam ederse; ülkede satılan telefon sayısı da bilinmez, vergi
kaçağı da oluşur, resmi ithalat olmayan telefonlara hizmet verilmesi
sonucu elde edilemeyen vergi geliri de resmi kullanıcılar üzerine
yüklenir, gasp ve hırsızlık da olur ve yakalanamaz, resmi rakamlar
düşük olduğu için yabancı sermayenin gelişi de gecikir veya düşük
kalır, olur da olur. Telekomünikasyon Kurumumuz konuyu ele almış
ve gerekli düzenlemenin yapılması için çalışmalarını başlatmıştır.
En kısa sürede sonuçlanacağına inandığımız çalışma; öncelikle güvenilir
bir ortama ve daha düşük bedelli görüşme ve telefon edinim olanağına
kavuşacak tüketicimize, geliri artacak devletimize ve işi azalacak
güvenlik güçlerimizin işine yarayacaktır. Sonucu heyecanla bekliyor,
cesur kararlarından ötürü tebrik ediyor ve çalışmalarında Kurumumuza
başarılar diliyoruz. Hükümetimizin, operatörlerimize siyasi nedenli
olduğunu düşündüğümüz çeşitli engellemeler yaparak olumlu bir noktaya
varamayacağını düşünüyor, hatta dozunu artırması halinde önce lokomotif
sektörü ve çalışanını, sonra da makro ekonomiyi müthiş bir bunalıma
iteceği endişesini taşıyoruz. Sektörümüz, ülke ekonomisinin neredeyse
yarı vergisini ve günlük nakit akışını sağlamaktadır. Ricamız, elbette
olması gereken düzenin ve hakkaniyet ortamının yaratılması, ancak
bunlar gerçekleştirilirken de, olabilecek olumsuzluk ve sıkıntılar
dikkate alınarak ılımlı bir yol uygulanmasının sağlanmasıdır. 2004
yılı itibariyle, Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin tekel konumunun
ortadan kalkmasıyla başlayacak olan serbest rekabet ortamı telefon
görüşme bedellerini düşüreceğine ve AB’ye girmemiz durumunda da;
uygulanan vergi oranlarını diğer Avrupa ülkeleri seviyesine indirmek
zorunda kalacağımıza göre, bunun önlemini şimdiden alarak, haberleşme
ücret ve vergi sistemini de derhal gözden geçirmek durumundayız.
Saygılarımla.
|