| |
| Merih IŞIN |
| |
| Editör'ün
karikatürü, 1995 yılında Cenevre telekom fuarında uydu üzerinden
gerçekleştirilen videokonferans ile Rusya'daki çizer Vladimir
Mochalov tarafından çizilmiştir. |
|
|
Editör
BU
yazı; tüm Türk vatandaşları için bir uyarı, Telekomünikasyon Kurumu,
Rekabet Kurumu, Reklam Özdenetim Kurumu, Tüketici Dernekleri ve
ilgili diğer kurum ve kuruluşlar için de bir ihbardır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, GSM 1800 hizmetinin ülkemizde de verilmesi
için bir ihale açmıştı. Üç sene önce 2,5 milyar Dolar gibi rekor
bir lisans bedeli ile sonuçlanan ihaleyi, İş-Tim ortaklığı kazanmıştı.
Ortaklığın % 51’i, Atamızın kurduğu dünya devi İş Bankamıza, % 49’u
ise 14 ülkede faaliyette olan bir başka dünya devi İtalyan Tim’e
aitti. Aria adıyla faaliyetini sürdürmekte olan GSM operatörünün
ödemiş olduğu lisans bedeli, o tarih itibariyle başlangıçta yadırganmış
ise de, Dünya ve Türkiye pazarı için günün telefon operatörlerinin
birim abone değerleri üzerinden hesaplanması halinde, rayiç bedel
olarak karşımıza çıkıyordu. New York borsasına kote edilen ilk Türk
şirketi Turkcell’in yine o tarihlerdeki değeri de, bugüne göre bir
hayli yüksekti. 2000 yılında zirve yapan telekom sektörü, yaşanılan
küresel ekonomik ve sektörel krizler sonucu büyük bir düşüş yaşamıştı.
İş-Tim’in ardından,; rekor, bir gün sonra yenileniyor ve bir Türk
Telekom A.Ş. kuruluşu Aycell, aynı bedelle yeni bir rekor kırarak
GSM 1800 operatörlüğüne soyunuyordu. Günlük basında yıllardır halka
yanlış aksettirilen ve ülkemize getirildiği söylenen yabancı sermaye
miktarı 2,5 milyar Dolar değil, yabancı ortağın payına isabet eden
1,225 milyar Dolar’dı. Yani hazinenin GSM 1800 lisans bedellerinden
elde etmiş olduğu 5 milyar Dolar’ın 3,775 milyar Dolar’ı tamamen
yerli sermaye olup, sadece 1,225 milyar Dolar’ı dışarıdan gelmişti.
Aria ve Aycell, kazandıkları devlet ihalesi sonucu hak ettikleri
lisans sözleşmesini devlet ile imzalamışlardı. Yani taraflar, hazine
ve operatör firmalardı ve lisans sözleşmesi ile ilgili oluşabilecek
anlaşmazlıklar taraflar arasında çözülecekti.
Aycell, lisans sözleşmesi maddelerinden biri uyarınca; belirtilen
süre içerisinde, belirtilen oranlarda kapsama alanı sağlamak ve
olması gerektiği biçimde GSM 1800 hizmeti sağlamak üzere derhal
yatırımlara başlamış, gerekli ihaleleri birbiri ardına sonuçlandırmıştır.
Gerekli personel alımını da yapmaya başlamış fakat, günlük basının
"Fuzuli yatırım", "Fazla eleman istihdamı" veya
"Hesapsız para harcama" gibi suçlamalarına maruz kalmıştır.
GSM 900 operatörlerinin sistem ve personelini kullanarak hizmet
verme, yani "Ulusal dolaşım" anlaşması ile ilgili GSM
1800 lisans sözleşmesinde yer alan bir diğer madde; piyasa rayicindeki
bedellerle olmak üzere, kabul eden operatörlerin birlikte hizmet
sunması olanağıdır ki, Aycell kısa süreli olacak bu çözümde çok
ısrarcı olmamış, nasıl olsa yapması gereken yatırımı yapacağını
hesaplayarak bir yandan ülkemizin düzenleyici kurumu olan Telekomünikasyon
Kurumu’ndan piyasa rayici bedellerin hesaplanarak deklare edilmesini
talep etmiş, diğer yandan her türlü baskı ve eleştiriye rağmen yatırımlarına
devam etmiştir.
Aynı sürede Aria, pazarlamaya ağırlık vermiştir. Tim International’ın
faaliyette bulunduğu çeşitli ülkeler için dünya telekom krizi ile
başlayarak, uygulamaya koyduğu yatırım durdurma veya kısıtlama kararlarından
ülkemizin de etkileneceği yine günlük basında manşet olmuştur. Aria,
lisans sözleşmesindeki ulusal dolaşım maddesinin uygulanması için
Turkcell ve Telsim’e başvurmuş ancak, her biri ticari kuruluş olan
taraflar rayiç piyasa bedeli belirleyememiş, dolayısıyla anlaşamamışlardır.
Yani hepimizin ekonomi dersinden iyi bildiği; arz ve talep eğrileri
kesişememiş, denge noktasına ulaşılamamıştır. Durum, Telekomünikasyon
Kurumu’na iletilmiş, ivedi çözüm istenmiştir.
Kurum, dünya telekom pazarlarını da dikkate alarak ülke şartlarını
oluşturmuş ve kısa süre içerisinde çalışmasını tamamlayarak taraflara
bildirmiştir. Yani Telekomünikasyon Kurumu, düzenleme ile ilgili
görevini yerine getirmiştir. Ancak tarafların hiçbiri, belirlenen
bedeli kabul etmemiş, hatta Turkcell mahkemeye başvurarak yürütmeyi
durdurma kararı aldırmıştır. Kurum, tüm bu çalışmaları gerçekleştirirken,
yine günlük basın ve diğer operatörlerin GSM1800 operatörlerinin
kayrılması ve haksız rekabet oluşturulması doğrultusunda eleştirilerine
maruz kalmıştır.
Bunun üzerine İş-Tim, Telekomünikasyon Kurumu’nu mahkemeye vermiştir!
Hem de ABD’de Tahkim’e! Yani %51 hissesi İş Bankası’na ait olup,
Yönetim Kurulu Başkanı da Türk olan şirket, Türkiye’yi ABD’ye şikayet
etmiştir. Bizi yıllardır yanlış tanıdıkları yetmiyormuş, ülkemize
getirilmesi için çırpınılan yabancı sermayeyi olumsuz etkilemeyecekmiş
gibi, hem de lisans sözleşmesinde taraf olmayan, kendilerini kayırdığı
iddiası ile eleştirilen, ülkemizdeki en büyük yardımcılarından şikayetçi
olmuşlardır. Devlet ihalesi sonucu imzaladıkları sözleşmede İş-Tim’in
karşı tarafı, lisans bedelini ödedikleri Hazine, yani Türkiye Cumhuriyeti
Devleti’dir. İş-Tim ve büyük ortak durumundaki İş Bankası, bir anlaşmazlık
varsa, Hazine’yi mahkemeye vermeliydi, hem de Türkiye’de ve usulen
İdari Mahkeme’ye başvurarak. Kaldı ki, ortada tarafların yarattığı
suç sayılabilecek ve şikayetçi olunabilecek bir konu mevcut değildi.
Sorun; bir hukuk devleti olan ülkemizde faaliyet gösteren ticari
kuruluşların, kısaca GSM operatörlerinin, almak ve satmak istedikleri
ürün ve hizmet bedelleri üzerinde anlaşamamış olmasıdır.
Aria şikayetçi olana kadar kimse suçlu değildi. Ancak bazı gerçekleri
hatırlamakta yarar var. Aria ihaleyi bu denli yüksek bedelle kazanınca;
Koç, Sabancı, Doğan Holding gibi Türk pazarını ve rekabeti iyi bilen
diğer talipler pazardan çekildiler. Bugün onlardan biri pazarda
olsa idi; iş istihdamı, rekabet ve yatırımlar farklı olabilirdi.
Yabancı ortaklarının ülkemize getireceği sermaye daha yüksek bile
olabilirdi.
Ayrıca Aria, tüm ülkeye GSM 1800 hizmeti vermek için kurulmuştu.
Türkiye’yi dünyaya şikayet etme pahasına çok istediği ulusal dolaşımı
uygulayarak, GSM 900 operatörlerinden aldığı hizmeti aktaracaksa;
Web sitesinde, broşürlerinde veya reklamlarında altını çizerek belirttiği
gibi, GSM 1800’ün üstün teknolojik hizmetini vatandaşa nasıl sağlayacaktı?
Ben ülke sathına yayılmış GSM 1800 hizmetini ne zaman alabilecektim?
Yoksa lisans maddelerinden biri olan; belirtilen sürede, belirtilen
kapsama alanını sağlayamayacak, Tim’in kısıtlaması ile gerekli yatırımı
yapamayacak da, daha önce Turkcell ve Telsim’e uygulanan "kapatma"
cezasını, Telekomünikasyon Kurumu’nun Aria’ya da uygulayabileceğini
mi düşünüyor? Taraf olmasa da Kurum’u mahkemeye vererek hedef mi
şaşırtıyor? Peki bu şikayet sonucu oluşabilecek bir Dolar’lık bile
olumsuzluk, her bir vatandaşıma nasıl yansıyacak?
İki ticari şirketin alım satım bedellerine, devletin müdahale ederek
bedel dikte ettiği bir başka konu biliyor musunuz? Bir şirketin,
bir diğer firmanın personel ve hizmetlerini devlet zoruyla kullanarak
kendi müşterilerine sunduğu bir örnek mevcut mu? Aria, Türk halkından
ve karşısına aldığı tüm kurum ve kuruluşlardan derhal özür dilemelidir.
Saygılarımla.
|