Av. Tolga İşmen, LL.M. (KCL)
tolga@telepati.com.tr



Kanun-e

'Dört şehir’

Gecen haftayı yurtdışında geçirdim. Önce Londra’daydım, daha sonra New York'a geçtim. Aklımda hep İstanbul vardı. Bir kaç hafta önce ise Dubai’deydim. Dört birbirinden farklı şehir, hepsi birbirine bağlantılı dört şehir. Bu satırları New York'ta gece yarısı yazıyorum, tam bu sırada İstanbul uyanıyor. Bugün İstanbul'un nasıl bir finansal merkez olabileceğini tartışırken, dünyanın finansal merkezini gözlemleme imkanı buluyordum. Dubai’nin nasıl bir finansal merkez haline geldiğini, Londra ve New York ile hangi benzerlikleri taşıdığını düşünüyordum. Önce İstanbul'u bir finansal merkez yapmaya isteyip istemediğimizi düşünmek lazım. Finansal bir merkez olmanın sadece iyi yönlerini, avantajlarını değil, kötü yanlarını da ele almamız lazım. Özellikle bu gibi kriz dönemlerinde finansal merkezlerin daha ciddi bir şekilde etkilendiğini unutmamız lazım. Finansal merkez olan şehirlerin, o şehirde doğmuş insanlar kadar, o şehirde çalışan kişilere de ait olduğunu, İstanbul'un finansal merkez haline gelmesi halinde, daha az Türkiyeli olacağını kabul etmemiz lazım. Finansal merkezlerin o ülke kadar olduğu kadar, hatta belki daha çok, diğer ülkeler için var olduğunu hatırlamamız lazım. Eğer bunlarla mutlu isek, bir kaç olmazsa olmazın altını çizmeliyiz.
İstanbul dışındaki finansal merkezlerin ortak özelliği, bankaların, danışmanların, borsanın ve düzenleyici kurumların ya bir birine yürüme mesafesinde olması yada çok çabuk bir şekilde ulaşılabilmesi. Bu konuda Londra ve New York tarihsel bir şekilde yoğunlaşmışlar. Dubai ise, bunu planlı bir şekilde DIFC (Dubai Uluslararası Finansal Merkez) yapılanması ile gerçekleştirmiş. İstanbul'da ne yazık ki böyle bir imkanımız yok. Bu yoğunlaşmaya en yakın bölge Maslak Bölgesi. Ancak Maslak henüz İstanbul'un kendi finansal yükünü taşıyamıyor. Uluslararası bir finansal merkez olma iddiasını karşılayacak ofis alanına sahip olmaktan çok uzak. Atatürk Sanayi Sitesinin bu amaca tahsis edilmesi ve Hükümet, Belediye ve iş dünyasının ortaklasa bir girişimi ile planlı bir şekilde yeniden inşası ile bu sorun çözülebilir. Bu bölge son derece ciddi bir şekilde ve hızlıca geliştirilebilir. Bu bölgenin sınırlarının belirlenmesi gerekiyor ve bu bölge içinde yer alacak şirketlere bazı kolaylıklar tanınması gerekiyor. Bu kolaylıklar; vergi (doğrudan veya dolaylı vergilerde), is hukuku gibi konularda olabilir. Ayrıca, bu bölgede yer alacak şirketlerin ayrı bir şekilde tercihen bu şirketlerin seçeceği bir düzenleyici kurum tarafından düzenlenmesi uygun olacaktır. İş dünyası için önem taşıyan düzenleyici kurumların da bu bölgeye taşınmaları gerekmekte. İkinci öncelikteki husus ise çalışma ve oturma izinleri. Bir finansal merkez olmak için yabancıların serbestçe Türkiye'ye çalışmak için gelmelerini teşvik etmemiz lazım. Bu bölgede çalışma izninin neredeyse otomatik olarak verilmesi son derece önemli. Şu anda yabancılara çalışma izni verilmesinde çok büyük zorluklar yaşanmakta. Ama sadece bireysel çalışma izinleri değil, kurumsal çalışma izinlerinin de çok çabuk temin edilmesi lazım. Bunun içinde öncelikle bankalar, avukatlar ve mali müşavirler olmak üzere, finansal hizmetler sunan veya bunları destekleyen şirketlere kolaylık sağlanması gerekiyor. Yani yabancıların bu bölgede bankacılık yapmaları, avukatlık veya mali müşavirlik yapmalarının önünde bir engel bulunmamalı.
Bir diğer konu ise, altyapının dünya standartlarına çıkarılması. Burada bahsettiğimiz altyapı sadece telefon, İnternet bağlantıları değil, yollardan park yerine, hizmet taşeronlarından, hukuk sistemine kadar uzanan çok geniş bir yelpaze. Tekrar hatırlatmamız gerekiyor, bu bölgede sunulacak hizmetler Türkiye kadar, hatta Türkiye'den çok diğer ülkelere yönelecek. Bunu bir tür transit taşımacılığa benzetebiliriz.
Peki acaba Türkiye bir finansal merkez olabilir mi? Bu noktada Dubai ile bir rekabete girmek anlamlı mı? Kesinlikle evet! New York dışında her finansal merkez, belli bir coğrafyaya hizmet ediyor, belli bir kültürün ihtiyaçlarını karşılıyor. Bu anlamda Viyana’dan Moğolistan’a kadar uzayan bölgede bir finansal merkez yok. Dubai sadece Arap, hatta Körfez bölgesine hitap ediyor.


Köşe Yazarları