| |
Bence
Fıkraları değiştirme zamanı..
Bilindiği üzere, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, başta MOBİSAD ve TÜTED olmak üzere ilgili sektörel sivil toplum kuruluşlarını da yanına alarak bir süre önce bir çalışma başlattı. Bu çalışmaya mobil sektörde yer alan cihaz sağlayıcılar ile Avea, Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone da güçlü bir katılım ve çözüme ulaşılmasına önemli önerileriyle güçlü destek sağladılar.
Bu köşenin yazarının da katılarak destek sağladığı bu yeni düzenleme pek çoğunuzun tahmin edebileceği gibi GSM telefonlarında Türkçe karakter kullanılmasına yönelikti. Kısaca ve sektör dışındaki okuyucularımıza da hitap edecek şekilde ifade etmek gerekirse; GSM telefonlarından gönderilen kısa mesajlarda Türk alfabesinde yer alan Üü, Çç, Ğğ, Şş, ı, İ gibi harflerin kullanılması halinde bu harflerin standartlarda harf olarak tanımlanmaması nedeni ile bir mesaj bloğu birden fazla mesaj haline gelebilmekte ve sonuçta kullanıcı aslında bir mesaj uzunluğundaki mesajı için iki veya daha fazla kısa mesaja karşılık gelen ücreti ödemek zorunda kalıyordu.
Bu önemli düzenleme ile; 1 Temmuz 2009’dan itibaren, Türkiye’ye yukarıda belirttiğimiz özelliği desteklemeyen cihazların girmesine izin verilmeyecek. Bu düzenleme ilgili alanda birçok ülkeye de örnek olması bakımından önemli ve öncü düzenlemelerden birisi olması bakımından ayrıca önemli.
Bu önemli ve öncü düzenlemenin hayat bulmasında emeği olan STK’lere, GSM İşletmecileri ile Türk Telekom Yönetimine, başta Kurul Üyeleri olmak üzere özellikle mutfak kısmında yer alan ve fitili ilk olarak ateşleyen Teknik Düzenleme ve Standardizasyon Daire Başkanı Ejder Oruç ve ekibine bir kullanıcı olarak teşekkür ediyor ve başarılarının devamını diliyorum.
Bu hafta içinde ülkemizi İngiltere’de başarı ile temsil etmekte olan bilim insanlarımızdan Sayın Ali Kuşçu hocamızın düzenlediği, “Mobil Devlet” sempozyumu Ankara’da gerçekleşti. Kamudan ve özel sektörden önemli katılımın gerçekleştiği bu toplantı katılımcılara özellikle GSM’de 3.Nesil-3N’nin hayatımızın bir parçası olmaya başlaması ile birlikte yeni birçok alanın açılacağını ve yeni dönüşümler gerçekleşeceğini açıkça gösterdi. Bu önemli etkinliğin düzenlenmesin, sağlayan Sayın İbrahim Kuşçu Hocamıza ve ekibine ne kadar teşekkür edilse azdır.
Bu toplantıda konuştuğumuz birçok uzmanın ortak görüşünün e-devlet uygulama ve stratejilerindeki başarı ve başarısızlığın, mobil devlet gibi uygulamaları da doğrudan etkileyeceği olduğunu ifade etmeliyim. Bu toplantıda esnasında ifade edilen ve genel olarak da kabul gördüğü bilinen görüşlerden birisinin de e-devlet uygulamalarının ama en genel anlamda bilgisayarlaşma sürecinin mevcut iş süreçlerinin aynen bilgisayarlaşma sürecine aktarılmaması gerektiği olduğunu belirtmeliyim.
MOBİSAD danışmanlığını sürdürdüğüm dönemde, birçok sektörel STK’nin katılımı ile e-devlet çalışmalarını değerlendirdiğimizi ve bu konuda yeni ayarlama, düzeltme ve düzenlemelere ihtiyaç duyulabileceğini konuştuğumuzu hatırlıyorum.
Bugün sizlerle bana heyecan veren bazı gözlemlerimi ve öğrendiğim bazı hususları da burada paylaşmak istiyorum.
Geçtiğimiz günlerde İstanbul’un Anadolu yakasında Ümraniye’den-Gebze’ye uzanan geniş bir alan içinde birkaç ziyaret gerçekleştirdim.
Bana göre önemli bir okul olmanın ötesinde, dünyada IP ve özellikle VoIP konusunda önemli bir yere gelen NETAŞ’ın, geldiği son noktayı Sayın Müjdat Altay’dan öğrendim. Bu görüşmemizde birçok meseleye bakışımızın ve yaklaşımımızın paralel olduğunu da gördüm. Bunlardan sadece birisi olan; Türkiye’de kürsel güçte marka yaratmak ve elde ettiğimiz birikimi ve gücü önce yerel düzeyde korumak hususunu burada vurgulamak istiyorum. Bu konuda SİNERJİTÜRK olarak yakında büyük ve önemli projelerimizi kamuoyu ile yakında paylaşacağız.
Kartal’da SIEMENS’in Türkiye’deki önemli yerleşkesini ziyaret etmek ve Sayın Ali Rıza Ersoy‘dan bu muhteşem yerleşke ve enerji alanında oluşturulan yeni Gebze yerleşkesi ve üretimleri konusunda bilgi aldım. Siemens Türkiye büyüyor ve önemli istihdam yaratıyor. Bu istihdamın önemli bir kısmının beyaz yakalı olması burada nitelikli işgücünün geldiği noktayı açıkça gösteriyor. Ancak, iki konuyu burada vurgulamak istiyorum. Bu potansiyel ile Siemens’in küresel yapısı içinde daha büyük bir ciroyu yakalamalıyız ki, bunun olabileceğini de gördüm. Bir diğeri fabrika girişindeki reklam panosunda küresel Siemens’te üst düzey görevlere gelmiş daha fazla Türk görebilmek. Çalışanları gösteren bu reklam panosunda, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı galiba bir kişi vardı.
Gebze Tübitak MAM yerleşkesinde yeni bir fidan hızla filizlenmekte, büyümekte. Bu şirketimizin adı ARDIÇ. ARDIÇ; ilk Türk açık kaynak gömülü işletim sistemi olan ARNUX’u geliştirmiş. Bir Linux distrosu olan ARNUX gömülü, konsol tabanlı bir işletim sistemi. Bu sistemin ve açık kod konusunun yaygınlaşması için bir “ARNUX Desktop Tasarım”yarışması düzenliyorlar. (Bkz www. ardictech.com). Bu ekibin başında Türkiye’yi ABD’den Çin’e kadar bir çok ülkede başarı ile temsil etmiş, orada büyük ARGE birimlerini yönetmiş Tunç Kahveci var.
Biraz önce Müjdat ALTAY beyle yapmış olduğumuz sohbet sırasında ortaya çıkan ortak bakışımızı tekrarlamadan sizlerin dikkatinize sunuyorum. Artık; ‘Cehennem’, ‘Zebani’, ‘Kazandaki Türkler’ gibi fıkraları değiştirme zamanı sizce de gelmedi mi?
Ankara 29.05.2009.
|
|