Numan AYDINOĞLU

 

 


@ktör


Avrupa Birliği ve Türkiye


TÜRKİYE, son günlerde iki önemli konuya odaklanmış vaziyette, oldukça sıcak günler yaşıyor. Bu ana başlıklar; Seçim ve Avrupa Birliği.
TBMM yaptığı son toplantıda bu iki konuda önemli kararlar aldı. Avrupa Birliği konusunda alınan kararlar sekiz sütuna manşet olarak verildi ve Meclis'in tarih yazdığı söylendi. Alınan kararları herkes alkışladı. Tüm Sivil Toplum Örgütleri bu konuda açıklamalar yaparak fikirlerini beyan ettiler. Ancak bu sivil toplum örgütleri içerisinde ben sektörümüzü temsil eden hiç bir kuruluşun konuyla ilgili bir beyanına veya bildirisine rastlamadım. Her toplantıda gündeme getirilen e-Türkiye konusunda sürekli beyanatlar veren sektörel örgütlerimizin bu konuda sessiz ve duyarsız kalmaları beni oldukça şaşırttı. "Kendi sorunları ile uğraşmaktan ülke sorunlarına eğilmeyen bir sektöre mi sahibiz acaba?" sorusu ile karşı karşıya kaldım. Oysa RTÜK yasası ile sektörümüze ciddi darbeler vurmakta olan Meclis, demokratikleşme yolunda önemli adımlar olduğuna inandığımız bu kararları çıkarmıştır.
1991 yılında, o zamanki adı ile TRUUG (daha sonra Türkiye Açık Sistemler Kullanıcıları Derneği, bugün ise Internet Teknolojileri Derneği) olan derneğin başkanlığını yaptığım dönemde, organize ettiğimiz Açık Sistemler sempozyumunun açılışına Avrupa Açık Sistemler Derneği'nin bir temsilcisini davet ederek, derneğimizin Avrupa Açık Sistemler Derneği'ne üye olduğunu beyan etmiştik. Açılış konuşmacılarından Sayın Tınaz Titiz o gün bize, Avrupa'ya giden yolda bu tür sivil toplum örgütlerinin Avrupa ile entegrasyonunun, ilerisi için daha ciddi bir altyapı oluşturacağını söyleyerek bizlere cesaret vermişti.
Sektörümüze ait oldukça fazla kuruluş olduğunu biliyorum. Hatta aynı amaca yönelik derneklerimiz bile var ve üzülerek görüyorum ki zaman zaman olay kişisel çekişmelere de yol açıyor. Avrupa Birliği'nin sektörümüze getirecekleri konusunda nasıl bir çalışma var bunu bilmiyorum, eğer bir yerlerde yayınlandı ise de ben okumadım. Sektör kuruluşlarımızın bu konuya daha hassas davranmaları gerektiğini düşünüyorum. İki tane çok önemli kuruluşumuz var TÜBİSAD ve TİSSAD. Bu iki kuruluşa da soruyorum; Avrupa ile yakınlıkları nelerdir ve oradaki meslektaşları ile nasıl bir ilişki içerisindeler? Türkiye'nin Avrupa topluluğuna giriş çalışmaları sırasında yaptığı çalışmalara nasıl destek oluyorlar?
Tüm bunları yazarken aslında bir noktaya daha değinmek istiyorum. Meclisin çıkartmış olduğu kararlar bizi ne kadar Avrupalı yapar bilmiyorum ama seçim telaşı yaşayan ülkemizde bu kanunları çıkartan milletvekillerinin Avrupalı gibi düşünmediklerini görmek de zor değil. Sanırım bu seçim onların da son şansı. Hani Avrupa'daki meslektaşları başarısız olunca veya haklarında görevi kötüye kullandıkları gerekçesi ile bir soruşturma açılınca hemen istifa ediyorlar ya!!! Bizim vekillerimiz veya siyasilerimiz bundan sonra Avrupalı gibi de düşünecekler mi, yoksa herşey yazıda mı kalacak merak konusu. Senelerce aynı insanları karşımızda bizden oy isterken mi bulacağız? O zaman da Avrupa Birliği'nde olmanın bize ne faydası olacak?

Saygılarımla.