AB 7'inci Çerçeve Programı'nda en büyük pay “Bilgi ve Haberleşme”ye

Fatma Ağaç

AB 7'inci Çerçeve Programı'nda 9 milyar Avro'luk bir fonla en büyük pay bilgi ve haberleşme teknolojilerine ayrılırken, Türkiye'de telekomünikasyon endüstrisine yazılım sağlayan birçok KOBİ ve büyük telekomünikasyon operatörlerinin tamamının bu programda yer alması bekleniyor.
Türkiye, TÜBİTAK (Türkiye Bilimsel Ve Teknolojik Araştırma Kurumu) aracılığıyla Avrupa Birliği (AB) 6'ıncı Çerçeve Programı'nın ardından 7'inci Çerçeve Programı'na da resmen dahil oldu. 53,2 milyar Avro'luk bütçesi ile AB'nin en büyük topluluk programı olan, “AB 7'inci Çerçeve Programı”na Türkiye'nin asosye ülke statüsünde katılımını resmileştiren mutabakat zaptı 1 Haziran 2007 tarihinde Brüksel'de imzalanmıştı. Mutabakat zaptına Brüksel'deki Türkiye Araştırma ve İş Dünyası Kuruluşları (TURBO) Ofisi'nde Türkiye'nin AB Daimi Temsilcisi Büyükelçi Volkan Bozkır ile AB Komisyonu Araştırma Genel Müdürü Jose Manuel Rodriguez imza koymuştu.

AB Çerçeve Programları (ÇP), Avrupa Birliği'nde çok uluslu araştırma ve teknoloji geliştirme projelerinin desteklendiği başlıca Topluluk Programı. İlki 1984 yılında başlayan Çerçeve Programları çok yıllı programlar olup, 7'inci Çerçeve Programı 2007-2013 yılları arasında devam edecek. Büyüme için bilgiye dayalı Avrupa Araştırma Alanı inşasını öngören 7'inci ÇP'ında ülkemiz diğer Avrupa Birliği üyesi ülkelerle eşit şartlarda yer alıyor. Toplamda ulaştığı 53,2 milyar Avro'luk bütçesi ile 7'inci ÇP dünyanın en büyük sivil araştırma programı olurken, Program araştırma ve teknoloji geliştirmenin şampiyonlar ligi olarak tanımlanıyor.
AB 7'inci Çerçeve Programı'nda 9 milyar Avro'luk bir fonla en büyük pay bilgi ve haberleşme teknolojilerine ayrılırken, Türkiye'de telekomünikasyon endüstrisine yazılım sağlayan birçok KOBİ ve büyük telekomünikasyon operatörlerinin tamamının bu programda yer alması bekleniyor.
AB 7'inci Çerçeve Programı Ulusal Koordinatörü Okan Kara, bilgi ve haberleşme teknolojileri alanında hedefin 4N (4'üncü Nesil) olduğuna işaret ederek, 7'inci Çerçeve Programı kapsamında 4N'nin alt yapısını oluşturacak teknolojilerin bugünden geliştirileceğini söyledi. Kara, AB 7'inci Çerçeve Programı'na ilişkin tüm bilgileri “Telepati”ye şöyle aktardı:

 “AB 7'inci Çerçeve Programı'nda süreç devam ediyor”
Ülkemiz 6'ıncı Çerçeve Programı ile AB çerçeve programına dahil olmuştu. 6'ıncı Çerçeve Programı 2002-2006 yılları arasındaydı. Yaklaşık 19 milyar Avro'luk bir fon büyüklüğü vardı. 6'ıncı Çerçeve Programı'nı 2006'da bitirdik. 2007 yılı ile birlikte de 7'inci Çerçeve Programı başladı. Toplam 7 yıllık bir program. 2013'e kadar sürecek. Ve toplam 53,2 milyar Avro'luk dev bir fon. Ülkemiz için de çok kritik bir program tabi. Çünkü bu programda geleceğin teknolojileri geliştiriliyor. Türkiye gibi gelişmekte olan bir ekonominin de böyle bir programda bütünleşik bir şekilde yer alması çok önemli. Türkiye, Avrupa Birliği'nin (AB) resmi olarak tam üyesi olmadığı için bir mutabakat zaptı imzalayarak programa dahil oldu. Biz bir senedir bu mutabakatın Türkiye'nin çıkarları çerçevesinde olabilmesi için teknik seviyede müzakereleri yürüttük. 2007 Haziran ayının başında mutabakat zaptını imzaladık. Bakanlar Kurulu'ndan geçti, Resmi Gazete'de yayımlandı. Fakat bu geriye dönük işliyor. Yani Türkiye 1 Ocak 2007'den itibaren programa girmiş durumda tam üye olarak. Ve şu anda kuruluşlarımız aktif bir şekilde çalışmalarını sürdürüyorlar, proje vermeye devam ediyorlar.

“AB 6'ıncı Çerçeve Programı'nda başarısız olduk diyebilmek için, elimizde karşılaştırma yapabileceğimiz rakamsal bir veri yok”
AB 6'ıncı Çerçeve Programı'nda başarısız olduk diye bilmek için elimizde o kadar da karşılaştırma yapabileceğimiz rakamsal bir veri yok açıkçası. Türkiye aslında ilk kez bu programa katıldı. Diğer ülkelere baktığınız zaman, rakiplerimiz 20 yıldır bu sistemin içerisindeler. Bu sistemin kendine özgü bir bürokrasisi var. Ayrı bir araştırma gerektiriyor. Bir kere projelere baktığınız zaman hepsi yabancı ortaklarla yapılan projeler. Dolayısıyla, bu da ayrı bir tecrübe gerektiriyor.
İlk çerçeve programı; bizim için 6'ıncı Çerçeve Programı gerçek anlamda bir tecrübe kazanma programıydı. Hem üniversiteler, kamu kurumları hem de özel şirketler açısından. Sonuçlar Türkiye açısından oldukça umut verici. Çünkü 6'ıncı Çerçeve Programı'nın sonuna baktığımız zaman toplamda 500'e yakın Türk kuruluşu çerçeve programın projelerinde yer almış. Türkiye gibi ilk kez programa dahil olan bir ülke için aslında iyi bir rakam. Ve binlerce kuruluş proje başvurusunda bulundu. Fakat bunların içerisinde 5,090'a yakını onaylandı. Bu da şunu gösteriyor ki, aslında bu işe hevesli ciddi bir kitle var. Biz de bu yüzden son bir senedir çok yoğun bir şekilde Türkiye'nin her yerinde hem üniversitelerde hem sanayi ticaret odaları nezdinde hem de büyük şirketlere birebir tanıtım faaliyetleri düzenliyoruz. TÜBİTAK AB Çerçeve Programları Ulusal Koordinasyon Ofisi'nin oluşturduğu ( www.fp7.org.tr ) adresinden ülkemiz kuruluşlarının başarı hikayeleri ve projelerin giriş süreçleri izlenebiliyor.
Ve, 2007 Ocak ayından beri baktığımız zaman çok yoğun bir ilgi var. Şimdiden yüzlerce şirket projelerini sundular. Projeler şu anda Avrupa Komisyonu'nda değerlendirme sürecindeler. Tahminimiz, 2007 Ekim ayı sonunda 2007 yılı için ilk sonuçları elde etmeye başlayacağız. Aslında o yüzden ümit verici. Oldukça yoğun bir ilgi var şu anda.
6'ıncı Çerçeve Programı için başarısız oldu demek kesinlikle yanlış. Aslında bu Türkiye'nin bir nevi öğrenmesinin bedeli oldu. Bu işlere girmeden öğrenilmiyor. Türkiye açısından devlet olarak biz 6'ıncı Çerçeve Programı'na girdik. Bu işi öğrenmenin bir bedeli var. O bedeli ödedik. Şimdi 7'inci Çerçeve Programı'nda öğrendiklerimizin meyvelerini toplamaya başlıyoruz.
6'ıncı Çerçeve Programı'nın son iki yılında KOBİ sayısı çok çok azdı. Fakat 2004'ün ikinci yarısından itibaren KOBİ'lerde yoğun bir faaliyete giriştik. Ve 6'ıncı Çerçeveye baktığımız zaman yaklaşık 100'e yakın Türk KOBİ'si projelere girdiler. 7'inci Çerçeve'de tabi bu sayının katlanarak artmasını bekliyoruz.

“Programlarda öncelik üniversitelerden çok özel sektörde”
Türkiye'de programa dahil olmak için projelerin önemli bir kısmı, yaklaşık yüzde 50'si üniversitelerden. Yapılan 500 başvuruya baktığımız zaman 250'ye yakını üniversitelerden. Bu da çok normal. Çünkü akademisyenlerin bu tarz proje hazırlama konusunda yetkinlikleri doğal olarak KOBİ'lere göre biraz daha yüksek. Ama bu programların özelliğine baktığımız zaman bizim için öncelik üniversitelerden çok özel sektör. Çünkü amaç teknoloji geliştirmek. Teknolojiyi geliştirdiğiniz zaman birinin bunu pazara sunması; ürün haline getirmesi lazım onu yapacak olan da özel sektör. Bu yüzden yeni stratejimiz Türk üniversiteleri ile Türk şirketlerini birlikte projelere sokabilmek. Böylece bir değer zincirinin tüm halkalarındaki oyuncuları hep beraber işin içine sokabildiğiniz zaman ülkeye katma değer dönüşü daha fazla oluyor.

“7'inci Çerçeve Programı'nın sonucunda neler elde edilecek?”
Çerçeve Programları'nın şöyle bir farklı yapısı var; önümüzdeki dönemde piyasaya çıkacak teknolojileri geliştirmek. Ortalama 3 ila 5 yıl sonra piyasada olunacak. Yani şu anda hiç piyasada olmayan ileri teknolojiler geliştirilmeye çalışılıyor. Türkiye'nin gerçek anlamda elini uzatıp dokunabileceği son ürünlere bir iki sene sonra ulaşmaya başlayacağız. Ve 6'ıncı Çerçeve'nin sonuçlarını görmeye başlayacağız. Örneğin Türkiye'den kuruluşlarımız bugün 2010 yılından sonra piyasaya çıkacak geleceğin uçak teknolojilerinin gövde tasarımlarını yapıyor. Bunun dışında Türkiye'den yazılım firmaları 5 yıl sonra piyasada olması öngörülen üç boyutlu televizyonların görsel tasarımlarını yapıyor. Yani projelerin tamamı bu tarz ve henüz günlük hayatta kullanmadığımız projelerle ilgili. Geleceğe dönük ve bunların da şöyle bir yararı var tabi; her biri dev pazarlar oluşturacak ürünler. Dolayısıyla siz bu yarışta olmazsanız, bu pazarda pay alan değil tüketen olacaksınız. Çünkü Türk kuruluşlarını programlara dahil etmemizle birlikte, tüketen olmanın yanında, aynı zamanda bu teknolojileri üreten ülke konumuna da gelebileceğiz. Teknoloji ihracını çok yoğun bir şekilde yapabileceğiz. Programların sonucunda böyle bir durum söz konusu. Ana hedef de o zaten.

“En büyük pay 9 milyar Avro'luk bir fonla bilgi ve haberleşme teknolojilerine”
Hangi alanlarda proje verebiliyoruz onlardan da bahsetmek gerekir. Baktığımız zaman çerçeve programının 10 tane öncelikli bilimsel alanı var. Bunlar sağlık, gıda, bilgi ve haberleşme teknolojileri, nano teknoloji, enerji, çevre, taşımacılık, sosyo-ekonomik ve beşeri bilimler, güvenlik ve uzay.
Fakat en büyük pay 9 milyar Avro'luk bir fonla bilgi ve telekom teknolojilerinde. Bu alan Türkiye açısından en dinamik alanlardan bir tanesi. Bu alana baktığınız zaman telekomünikasyon endüstrisine yazılım sağlayan Türkiye'de birçok KOBİ var. Bunların tamamı bu programda rahatlıkla yer alabilir. Bunun dışında Türkiye'deki büyük telekomünikasyon operatörlerinin tamamı bu programda yer alabilir. Bunlardan birkaç tanesiyle temas halindeyiz. Onlar projelerini hazırlamaya başladılar.
Bunların dışında özellikle eko sistemdeki KOBİ'ler bizim için çok önemli. Bu tarz projede yer almak isteyen bir firma olursa aslında yapması gereken birinci şey; kendi teknoloji vizyonunu çizmesi. Yani benim bugünkü teknoloji yetkinliğim nerede? 3-5 yıl sonra nerede olmak istiyorum. Bunları belirledikten sonra çerçeve programlarının sistematiği şudur: 7 yıl boyunca hangi alanları, alt alanları destekleyeceği zaten belli. Bunlar 50-60 sayfalık dokümanlar. Bunlara baktığınız zaman şunu görüyorsunuz: bilgi ve telekomünikasyon teknolojileri alanında hedef 4N (4'üncü Nesil). 3N'nin teknolojisi geliştirildi. Ama uygulamaya yeni yeni geçildi.
7'inci Çerçeve Programı için hedef 4N'nin alt yapısını oluşturacak teknolojilerin bugünden geliştirilmesi. Çünkü çerçeve programlarına baktığınız zaman; 4'üncü Çerçeve Programı'nda bugün günlük hayatta kullandığımız GSM teknolojilerinin alt yapıları geliştirildi. Bundan 10 yıl kadar öncesi; sonra onlar günlük hayatta kullanılan teknolojiler haline geldi.
5'inci Çerçeve Programı'nda ve 6'ıncı Çerçeve Programı'nın bir kısmında 3N ile ilgili teknolojiler geliştirildi. Bunları artık kullanmaya başlayacağız. 7'inci Çerçeve Programı'nda 4N'nin altyapıları oluşturulacak.
Bu yüzden dev bir pazarda sadece tüketen olmamak için, Türk kuruluşlarını mutlaka bu programa sokmamız onların da bu 4N'den pay almalarını sağlamamız gerekiyor. Kuruluşların yapmaları gereken şey; kendi teknolojilerinin vizyonlarını belirledikten sonra bize başvurmaları. Bir kamu kurumu olduğumuz için bizim tüm hizmetlerimiz ücretsiz. Biz firmalarla bire bir çalışıyoruz Onların hangi alanlara yönelmesi gerektiği, yurtdışında kimlerle ortaklık yapmaları gerektiğini belirledikten sonra; Türk ürünlerini kağıt üzerinde pazarlanabilir bir doküman haline getiriyoruz ve ondan sonra da Avrupa Komisyonu'na başvuruyoruz.
Başvuru zamanında bir sınırlama yok. Avrupa Komisyonu yılda iki kez çağrı açarak bize proje verebilirsiniz diyor. Firmalar bu yazıyı okuduktan hemen sonra bize başvurabilirler. Arkadaşlarımızla birlikte birebir çalışabilirler.
Bunun dışında da bazı desteklerimizde var: Firmalarımızın yararlanabileceği; desteklerden bir tanesi şu: Bir firma proje hazırladığı zaman biz o projeyi bir ön değerlendirmeden geçiriyoruz. Böylece Avrupa Komisyonu'na sunmadan önce ön değerlendirme yaparak eksiklerini hatalarını düzeltme şansımız var. İkincisi seyahat desteğimiz var; bu projeler hep çok ortaklı. Birden fazla kuruluşla, yabancılarla işbirliği yapmak gerekli. Eğer bir kuruluş yurtdışına yabancı ortaklarıyla görüşmeye gitmek isterse; uçak masraflarını biz karşılıyoruz. Yeter ki gitsinler. Onlarla birlikte oturup; projelerini hayata geçirsinler. Bugüne kadar 100'ün üzerinde kuruluş bu desteğimizden yararlandı. Bizim çok fazla imkanımız var; umarım firmaların tamamı da bu imkandan yararlanır.

“Projelerde dikkat edilmesi gereken çeşitli hususlar”
Projelerde dikkat edilmesi gereken çeşitli hususlar vardır. Aşağıda yer alan sorulara ne kadar çok “evet” cevabı verirseniz, projeniz Çerçeve Programları'na sunulmak için o oranda uygun olacaktır.
Projeniz Avrupa odaklı mı?
Projeniz Avrupa'nın hali hazırda bulunduğu bilimsel-teknolojik duruma katkıda bulunuyor mu? Proje sonuçlarının Avrupa'ya faydaları olacak mı?
Projeniz yenilikçi mi?
Araştırma projeniz kurumunuzun öncelikleri ve çalışma alanı açısından gerçekten önemli mi?
Araştırma projenizi kullanılabilir ticari bir çıktı elde etmek ya da yeni bilgi ve en iyi uygulamayı üretmek için mi yürütüyorsunuz?
Projeniz çok ortaklı olmaya müsait mi ve bundan faydalanabilecek mi?
Avrupa'daki diğer kuruluşlarla işbirliğinden faydalar elde edebileceğinizi düşünüyor musunuz? (Daha büyük pazarlara açılmak, risk paylaşımı, yeni irtibatlar ve yeni uzmanlıklar bağlamında)
Büyük sorumluluk alacağınız bir konsorsiyumda çalışabilir misiniz?
Fikri mülkiyet hakları da dahil olmak üzere proje çıktıları konusunda müzakereler yürütmeye hazır mısınız?
Proje teklifi sunulması ve projenin yürütülmesi aşamalarında Avrupa'nın dört bir yanından konsorsiyum ortakları ile görüşmeler yürütmek için gerekli yönetimsel zaman ve kaynak ayırmaya hazır mısınız?
Hibenin alınması halinde, yönetimsel sorumlulukları yüklenmeye hazır mısınız?
2 ila 5 yıl sürecek bir projede yer almaya hazır mısınız?