Uzak Mesafe Telefon Hizmeti (UMTH) lisanslarının Telekomünikasyon Kurumu tarafından dağıtılmasından ardından Türk Telekom'un şehirlerarası ve uluslararası görüşme tarifelerinde büyük bir indirime gitmesine izin verilmesi ve Telekom Kurumu'nun ara bağlantı fiyatları konusunda, gerek Türk Telekom'a gerekse GSM operatörlerine sektörde hizmet vermeyi zorlaştıran uygulamalarında müsamahakâr davranması, sektörde belirsizliklere yol açmıştı. Yatırımlarını aceleci davranmayarak, piyasayı gözlemleyerek yapmayı tercih eden İşNet'in o günden bugüne nasıl bir yol izlediğini ve sektörün içinde bulunduğu durumu Genel Müdür Yardımcısı Gürkan Ergenekon'la konuştuk.
Son gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Son dönemde telekomünikasyon sektörünün kendi dinamizminin içinde önemli gelişmeler yaşadığını söyleyebiliriz. Elbette olumlu gelişmeler de oluyor ama, beklediğimiz seviyelerde değil. Bizim için en önemli konulardan biri; biliyorsunuz, şehir içi görüşmelerin rekabete açılması. Çünkü sabit telefon sektörünü pazarının %80'i hemen hemen şehir içi görüşmelere dayanıyor. Bugüne kadar da şehir içi görüşmelerde biliyorsunuz biz alternatif Telekom işletmeciliğinde hizmet vermekten mahrum bırakıldık ki, bu konuda çok ciddi itirazlarımız var. En son geçtiğimiz ay TELKODER, sektör derneğimiz olarak bu konuyla ilgili Danıştay'a şehir içi görüşmelerin açılması gerektiği, açılmamasının hiçbir mantığının olmadığı savıyla başvuruda bulundu. Bunun öncesi yani Mart ayın
da da Telekomünikasyon Kurumu'na bir resmi yazı yazdık. 60 günlük süre içinde yanıt alınamadığı için zımnen ret edilmiş kabul edildi ve biz bunun üzerine Danıştay'a başvurumuzu yaptık. Açıkçası gelişmeler bundan sonra biraz daha hızlandı. Telekomünikasyon Kurumu'nun yeni tarife hazırladığı ve başbakanlığa gönderdiği ortaya çıktı ve bu bir basın duyurusuyla sektörle paylaşıldı. 14 Ağustos tarihinde de gerekli olan yönetmelik; sabit telefon yönetmeliği değişikliği bir ek olarak yayımlandı. Aslında bu bizi çok sevindiren ve beklediğimiz bir yönetmelikti. Hem veri, hem telefon, hem İnternet erişim hizmetlerini bu yönetmelik kapsamında sunabileceğiz. Ayrıca yönetmeliğin en kritik konularından biri de, coğrafi ve coğrafi olmayan numara tahsisi yapabilecek olmanız. Sektörün dilinde, hep şehir içi görüşmelerin rekabete açılmakta olduğu yer alıyor. Bu konuyla ilgili haberler hem basılı hem de görsel medyada yer buldu. Ama atlanmaması gereken çok önemli hususlar var. Sadece şehir içi görüşmelerin, lisans bedellerinin belirlenip rekabet açılması bizim için yeterli olmuyor.
Atlanmaması gereken hususlar nelerdir?
Birincisi coğrafi ya da coğrafi olmayan numara tahsisidir. Bunun önemi nedir? Bakın tüm dünyada ve Avrupa Birliği'nde geçerli olan ve çok net olan bir konu var. Sizin bir telekom şirketi olarak; benim müşteri adedim şudur diyebilmeniz için, sizin o müşterinize numara verebilmeniz gerekir. GSM operatörleri 05 ya da 5 ile başlayan bir numarayı tahsis ediyor ve abone sayısı verirken de, oradaki sattığı hatlara göre veriyor. Şu an baktığımızda, alternatif telekom operatörleri böyle bir imkândan mahrum. Geçtiğimiz günlerde Avrupa Birliği'nden gelen kişilerle yaptığımız toplantıda onlarında bu duruma şaşırdığına ve tepki verdiğine şahit olduk. Coğrafi olan numara ve coğrafi olmayan numaradan kastımızda 444'lü, 0800'lü numaralar. Bugün tüm çabalarımıza karşın, biz ne yazık ki müşterilerimize 444'lü bir hizmet sunamıyoruz. Bu hizmeti sadece Türk Telekom sunabiliyor. İşte bu, çok büyük bir haksız rekabettir. Çünkü ben de bir bankaya ya da büyük ve yaygın bir işletmeye gidip, İŞNET'in 444 benzeri numarasını kullanın diyebilmem gerek ama diyemiyorum. Ya da müşterisi ücret ödemeden çağrıları toplamak isteyen bir işletmenin 0800'lü num
arasını ben müşterime veremiyorum ve bu bizce çok önemli bir konu. Diğer taraftan yurt dışındaki uygulamalara da baktığımızda, ara bağlantı konusu var. Şehir içi görüşmeler rekabete açıldığında, bu alan içi ve alan dışının yanısıra, bir de yerel ara bağlantının belirlenmesi gerekiyor. Avrupa Birliği'nde bizdeki alan içi single transit (tek geçiş), alan dışı double transit (çift geçiş) karşılık gelir. Yerel ara bağlantı ücreti daha henüz yok, olması halinde de daha ucuz olmalı. Bu da belirlenirken geçmişte yaşadığımız gibi başlangıçta bir fiyat sıkıştırılması olmaması gerekir. Bunları biz zaten Telekomünikasyon Sektörü nezdinde dile getiriyoruz. Tabi bu işin kârlılığının artıp, bizim sunacağımız hizmetin de daha kaliteli olması için, maliyetlerimizi düşürmemiz gerekiyor. Bunun için de mümkün olduğunca yerel ara bağlantı yapılmalıdır. Bugünkü uygulamaya baktığınızda ben alan dışına 3 Ykr öderken, alan içine 1.89 Ykr ödüyorum. Yani neredeyse 2 katına yakın bir fark çıkıyor. Tabii yerel ara bağlantı çıktığında benim maliyetim daha da düşecektir. Biliyoruz ki, Türk Telekom'un 100'ün üzerinde ara bağlantı yapma imkânı olan noktası var. Hâlbuki şu an 19 il artı İstanbul'da da ekstra 20 tane noktada ara bağlantı yapılabiliyor. Küçük yatırımcı maliyet artacağı için bunu pek istemiyor, biz de zorlamada bulunmak istemiyoruz.
Peki, Türk Telekom ne düşünüyor bu konuda?
Türk Telekom bunlara hep itiraz ediyor . Zaten biz yeni açılan yerlerde ara bağlantı için başvuruda bulunduğumuzda, bununla ilgili kanuni işlemler devam ediyor. Telekomünikasyon Kurumu kararı nedeniyle uygulamaya devam edeceğini ve bu hattı bize çıkaracağını söylüyor ki, gerçekleştiriyor da. Ama ne yazık ki kanuni süreç konusu sorun oluyor ve sonuçta sonuna kadar zorluyor. Bir diğer önemli konulardan biri de, şehir içi konuşmalara açıldığında artık kendi müşterimiz diyebileceğimiz kesime ulaşabilmek için Türk Telekom ile müşteri arasındaki ticari iletişimi ortadan kaldıracak bir duruma gelmiş olmamız gerekir. Bu da, ya yurt dışında da olduğu gibi yerel ağın paylaşıma açılmasıyla, ya da basit bir (line rental) kiralık hatla gerçekleşir. Yani bir müşteri benden hizmet almak istediğinde, ben o hattı ücreti karşılığında Türk Telekom'dan üzerime alabilmeliyim. Nasıl ki kurumsal müşteriye kiralık devre çekildiğinde, aslında devre Türk Telekom'a ait olmakla beraber bana kiralıyor ve ben müşteriye bir hizmet olarak satıyorsam, aynı şekilde telefon hattı için de o hattı benim kiralayabilmem gerekir. O zamanda benim o hat üzerinden müşterime istediğim her hizmeti verebilmem gerekir.
Basında çıkan bazı haberlerde yerel ağın paylaşıma açılması kesin gibi yansıtılıyor. Bugün son durum tam olarak ne?
Yerel ağın paylaşıma açılması konusu birkaç kere gündeme geldi. Birkaç tane alternatif işletmeci arkadaşımız sözleşme de imzalayınca; sanki bu gerçekleşmiş, gerçekleşecekmiş gibi anlatıldı medyada. Ama şu anki geldiğimiz durumu izah edeyim ben size. Şu an topu topu 12 santralda, 15 adet kadar cihazlarınızı koyup bağlantı yapabileceğiniz noktalar hazır. Ama bugüne kadar sözleşme imzalayan o iki üç tane işletmeci arasında da henüz gerçekleştiren yok. Biliyorsunuz günümüzün en önemli konusu müşteriye geniş bant sayesinde yüksek hızda erişim sağlamak. En temel teknoloji olarak da, yaygın bir şekilde ADSL kullanılıyor. ADSL konusu da henüz çok gündeme gelemedi. Bununla ilgili de taleplerimiz var elbette. Ama sağ olsun bir vatandaşımız gündeme getirdi: Daha doğrusu Kocaeli'nde bir mahkemeden karar da aldırttı ama maalesef uygulanmıyor. Çıplak DSL denilen Naked DSL, yani telefon hattı gibi ücret ödeyerek alınmayan bir hat uygulaması gerekiyor. O zaman bu hattan, Türk Telekom sanki bir telefon hattıymış gibi sabit ücret alamayacak. Bu da ne demektir? ADLS'i rahat kullanmak için yüzlerce insan evine 2. bir hat çektirildi. Aboneler, o hat için telefon hizmetleri tarifesinin sabit ücretini ödüyor boşu boşuna. Ki, bu da birçok kullanıcının hoşuna gitmiyor. Şimdi bu konu niye önemli? Peki bu ücreti kazanamayan bir telekom şirketi ne yapacaktır? Maliyetlerine daha dikkat edecektir. Şu an bizi rekabette zor durumda bırakmak istediği ve Danıştay'da geçen haftalarda başvurusunu yaptığımız böyle tarifeleri yayınlayamayacaktır. Yani gidip şehirler arası bedelleri düşürüp, şehir içini arttırıp; nasılsa rekabete kapalıdır diyemeyecektir. O zaman fiyatlarını belki de daha yukarı çekmek zorunda kalacaktır. Öyle değil mi? Yaklaşık 4 milyon ADSL abonesi, hiç anlamı olmadığı halde mecburen aldığı 2. hat için de, telefon hizmetleri tarifesinin sabit hat ücretini ödüyor.
İşNet penceresinden bakıldığında manzara nasıl görünüyor?
Her zaman belirttiğimiz gibi İşNet, Türkiye'de katma değerli telefon hizmetlerinin sunulabilmesi için gerekli olan özelliklere sahip tek firma. Bizim o katma değerli hizmetleri sunabilmemiz için müşterimizin dışarıdan aranabilir olması gerekir. Mesela benim çağrı yönlendirme ya da çağrı bekletme özelliğini kullandırmam için, dışarıdan o telefonun aranılabilir olması gerekli. Bu telefonun aranabilmesi için de, bir numarası olması gerekir. Yani bakın her şey birbiriyle bağlantılı. Diyelim şehir içi görüşmeler açıldı ama, numara vermede gecikme oldu. Ben yine katma değerli bir iş yaratamıyorum. Alt yapım hazır ama, telefon görüşmesi yaptırtamam. Ancak kapalı devre ile görüşme olabilir.
3.5 senedir yapılması gerekenler belli, ancak tam anlamıyla bir ilerleme kaydedilemiyor. Bunun sebebi nedir?
Evet, yapılması gerekenler belli ve bir sıraya konmuş durumda. Sırayla da gerçekleştirilmeye çalışılıyor ancak burada en önemli etken zaman. Siz tabi yatırımcı olarak hazırladığınız iş planınızın dışına çıkmak zorunda kalıyorsunuz. Doğal olarak da bu durum sermayedarları rahatsız ediyor. Biz isterdik ki Türkiye pazarı, lisans alan işletmecilerin lisanslarını iptal ettirip dışarı çıktığı değil, bilakis herkesin yatırım yapmaya geldiği bir pazar olsun. Bu ne yazık ki gerçekleşemedi. Biz en son olarak Telekomünikasyon Kurumu'na TELKODER olarak bir acil eylem planı sunduk ve bu konuların artık hızlı bir şekilde çözülmesi gerektiğini söyledik. Aslında baktığımızda bu sektörün 2008 yılına sağlıklı girmesi lazım. Düşünün sektör serbestleşmeye 1 Ocak 2004'te başladı. Geçen 4 yıl içinde çoktan bir düzene girilmesi gerekiyordu.
Daha önce Avrupa Birliği ülkelerinde de çeşitli örneklere şahit olduk. Türkiye'nin bu süreçte daha bilinçli ve hazırlıklı olması gerekmez miydi?
Elbette, bizden önce özelleştirmeye giden ülkelerde de benzer durumlar ortaya çıkmış. Kimisi daha hızlı ilerlerken, kimisi de çok yavaş ilerleme kaydetmiş. Bunlar da zaten Avrupa Birliği raporlarına yansıyor. Raporlara baktığımızda o hızlı gelişmeyi sağlayanların yönetmelik konusunda da hızlı hareket ettiğini ve pazarı çok daha hızlı şekilde rekabete açtığını görüyoruz. Türkiye artık bu 4 yılın sonunda bu konuları aşmalıdır. Sık sık da gündeme getiriyorum. Bunların açılmaması için hiçbir neden yok. Siyasi irade şart, sonuçta en son sabit telefon hizmetleri ile ilgili lisanslama ücreti bakanlar kurulunun imzasını bekliyor. Gönül ister ki, Avrupa Birliği'nde olduğu gibi sadece bildirme esas olsun. Paralar istenmesin, o paralar yatırıma kullanılsın, yatırım teşvik edilsin. Elimizdeki kısıtlı sermaye lisanslama ücreti ile devlete aktarılması yerine biz onla yatırım yapalım ve yatırımdan elde ettiğimiz geliri de vergi olarak devlete ödeyelim. Ama görünen o ki, biz yine lisans ücreti ödeyeceğiz. Tamam, onu da ödemeye hazırız ama artık imzadan çıksın diyoruz.
Telekomünikasyon Kurumu'na sunduğunuz acil eylem planınızdan bahsettiniz ama genel olarak toparlar mısınız?
Elbette, toparlamak gerekirse; öncelikle şehir içi lisanslarının derhal verilmesi konusu, ara bağlantı ücretlerinin Avrupa Birliği ortalaması seviyelerine düşürülmesi, işletmecilere numara tahsisi yapılması, ara bağlantı nokta sayısının arttırılması ve yerel ara bağlantı imkânının sağlanması. Türk Telekom'dan aldığımız ara bağlantı için, kullanılan hatların ayrı bir kategoriye alınıp maliyetlerinin düşürülmesi. Geniş bant erişiminde yaşanılan sıkıntıların, yani orada bırakılan payların düşük olduğunu her ortamda söylemekten biz de yorulduk. Avrupa Birliği'ne baktığımızda %30-40'lar arasında olduğunu görüyorsunuz. Biz de % 20 bile değil maalesef. Çıplak DSL konusunda da bu uygulamanın Türkiye'de başlaması gerekiyor. Müşteri, telefon hattına para ödemeden ADSL alabilmeli. Kablo platform konusu gerçekten can sıkıcı bir durum... Orada lisans alan şirketler son derece mağdur duruma düştü. Bırakın katma değerli hizmet vermeyi, şirket yönetimlerinin dışında bırakılır hale geldiler. Diğer taraftan, WiMAX konusunda da biz lisanslamanın yapılmasını istiyoruz. Ama bu konuda Türk Telekomünikasyon Kurumu'nun bundan 4 – 5 ay önce net bir açıklaması olmuştu. Gördük ki, bu konuda da beklemekten yanalar ve 2008'e attılar. Umarım yurt dışındaki gelişmeleri takip ediyorlardır. Burnumuzun dibindeki Bulgaristan'da bile WiMAX'a geçildi. Geçenlerde basında bir haber çıktı: MCI ve INTEL ortak olmuşlar. Niye bu, Türkiye'de de olmasın?
Bütün bu koşuları göz önünde bulundurursak İşNet sektörde ne durumda?
Bugün İşNet'e baktığımızda sektörde son derece sağlıklı büyümesini gerçekleştiren bir firma. Gelirimiz 2007 yılı sonunda, bir önceki yıla göre %30'un altında olmamak üzere artış sağlayacak diyebiliriz. Biz gelirlerimizi 4 lisans kapsamında takip ediyoruz. Genel izin, karasal hatlar üzerinden veri iletimi, uydu hizmetleri lisansı ve Uzak Mesafe Telefon Hizmeti (UMTH) lisansı kapsamında dengeli olarak dağılımı var ve büyüme her tarafta gerçekleşiyor. Ciddi bir yatırım planımız var. Bu yılın en çok artış kaydeden hizmeti, UMTH'de oldu. UMTH ile ilgili yatırımlar 2006'nın sonunda tamamlandı. IP yeni nesil ağlar (IP NGN) oluşturduk. Tamamen IP tabanlı ve şu an 20'nin üzerinde yerde bağlantı noktası (port) noktası aldık. Halen 30 bağlantı noktasının açılımı devam ediyor. 1 ay içinde de yaklaşık 150 civarında olacağız. 2007 yılında Telekomünikasyon Kurumu'nun tarifelerini onaylaması nedeniyle, telefon konusunda yaşanacak çalkantıları da öngörerek, IP tabanlı veri hizmetlerine odaklandık. Orada da istediğimiz hedeflere ulaştık, aştık hatta. Müşteri sayımızı düzenli olarak arttırdık. 2008 yılının konuştuğumuz konularda olumlu gelişmeler olursa, 2007'den çok çok daha olumlu geçeceğine inanıyoruz açıkçası. Alt yapımızla, insan kaynağımızla, her şeyimizle hazırız. Hem müşteri, gelir anlamında hem insan kaynağı anlamında daha da büyüme hedefimiz var. Yeni oluşturacağımız kadrolar var. Yatırımlarımızı sektörü çok yakından takip ederek yapıyoruz. Bizim yakacak paramız yok. Sonuçta, pazardaki gelişmelere göre bu yatırımları yapacağız. Şu an için tamamen kurumsal pazara odaklanmış durumdayız. Ancak koşullar uygun olursa, hızlı bir şekilde bireysel pazara da girebiliriz. Tabi burada en çok ilgimizi çeken konu, geniş bant erişim. Biz kârlılığa odaklanmış bir şirketiz. Sektörün şu anki konumunda, butik bir telekom şirketi olarak kalmaktan yanayız. Yüz binlerce müşterimiz olsun gibi bir çabamız yok şu anki koşullar içinde. Daha farklı hizmetlerle başarılı olacağımızı düşündüğümüz için, şu anda KOBİ'lere yönelik, özellikle de İnternet ve telefon hizmetlerini birlikte sunabilmek için yaptığımız çalışmalarımız devam ediyor.