Fiber optik yapıyla uçlara gidebilirseniz ve bununla zenginleştirilen bir sabit telefon ki, bununla birlikte sabit hat üzerinden İnternet ve geniş bant İnternet geliyor. Peşinden IPTV veya bu hatlar üzerinden HDTV-Yüksek Çözünürlüklü Televizyon imkânını da sunabilmek mümkün.
3G (3N/3.Nesil) Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Dr. Tayfun Acarer'in de “ağırlık olarak tam zamanıdır” dediği gibi, şu anda kuralları aşağı yukarı tamam olmuş, standartları oluşmuş bir teknoloji denilebilir. Geniş bandın mobil anlamda uygulamaya sokulması demek oluyor. Fakat dünyada anlatılanlara ve bizim de okuduklarımıza göre en gelişmiş ülkede bile bu ihtiyacı duyan ve kullanan kişilerin toplamı %30'u geçmemekte. Birçok elektronik araçta hiç kullanılmayan onlarca özellik var. İnternet ise, büyük oranda kopya yazdırma olayı. Oysa bu teknoloji, yaratıcılığı desteklemesi amacı
yla kullanılması gereken bir şeydir. Bu yönden bakınca; ben pek zamanı olduğu konusunda Sayın Acarer'e hak vermiyorum. Çünkü 50 milyondan fazla mobil telefonunu kayıt altına alındığını ve bu pazarın 9 milyar Dolar olduğunu söylüyor. İlaveten, her sene de 10 milyon mobil telefon ithal ediliyor ve üretilmiyor, maalesef hepsi dışardan geliyor diyor. Şimdi mevcut satılmış olan ve satılmakta olanların – 59 milyon diye adı da konmuş- ne kadarının 3N'le yer değiştirileceğini düşündüğün zaman, yılda 10 milyon da ithal ediliyorsa onun Türkiye'ye kaça mal olacağını oturup bir düşünmek lazım, birincisi bu. İkincisi, ben bunu bir çelişki olarak görüyorum. Öteki taraftan da tam vakti bunu yapalım deniyor. Peki, o zaman o rakamlar; bütün milleti, hazineyi, memleketi ilgilendiren konuları keşke ortaya koymasaydın da, biz de 3N teknolojisi geliyor diye sevinseydik.
Sabit telefonu nerede kullanıyorsunuz?
İşe gittiğimiz zaman sabit bir telefonumuz var. Ki onlarda artık sabit değil, bizi masaya sabitlemeyen DECT ürünler. Bugün Telekom'un içerisinde Kısa Mesaj-KM gönderen telefonlar var, toplantılara onlarla katılıyoruz. Akşam evimize dönüyoruz. Ama İstanbul'un trafiği düşünüldüğünde, onca zaman o insanların mobil'e ihtiyacı var. Daha sonra Avrupa birliğinde çok önemli bir kesim yaklaşık 20 milyon kişi artık evinde çalışmaya başlayacak deniyor. Evinden çalışacaksa, kişinin mobil ihtiyacını da azalacak bir sebeptir bu. Sabit telefonun bir anlamda daha kıymetli olduğunu düşünüyorum şu anda. Fiber optik yapıyla uçlara gidebilirseniz ve bununla zenginleştirilen bir sabit telefon ki, bununla birlikte sabit hat üzerinden İnternet ve geniş bant İnternet geliyor. Peşinden IPTV geliyor veya bu hatlar üzerinden High Definition TV (HDTV-Yüksek Çözünürlüklü Televizyon) imkânını da sunabilmek mümkün. Geleceğe dönük bir şey, fakat alt yapınızın bir daha değişmesi gerekmeyecek. Bu alt yapının üzerinden her şey akabilir. IP telefonunun bunun üzerinden sağlanabileceğini düşünüyorum. Daha doğrusu dünyadaki genel eğilimler bunu gösteriyor. Adı da ‘üçlü oyun'. Sadece kablosuz haberleşmeyi de eklediğiniz zaman ‘quatro-dörtlü oyun' oluyor.
İnternet hizmeti nasıl başladı? Fiberin olanakları ve yeni teknolojiler…
Fiber kablo ve geniş bant imkanlarının sunulduğu bir alt yapı ki, fiber zaten bunu sağlıyor. Bunu iyileştirmek lazım. Nasıl iyileştirmek lazım? Şu anda Türk Telekomun yaptığı nedir? İlk başta bakır altyapı. Onlar da bunu değerlendirmek üzere harekete geçti. 3500 civarında deneme mahiyetinde olan ADSL ile patlama yaptı. Bunu çok hızlı bir şekilde hayata da geçirdiler. Birdenbire ADSL kullanıcıları arttı. 1,5 yılda 4 milyonu geçtiler. Şimdi yine bakır üzerinde daha farklı bir aşamaya çıkıp turbo ADSL dedikleri bir noktaya geldiler. ADSL2+ ile IPTV hizmeti verme planı yapılıyor. Bugünün koşullarında sadece dolgu malzemesi gibi görüyorum ADSL2+'yı. Bu benim kanaatim olduğu gibi, a
raştırıldığında da görülecektir. Eğer son gelişmelere bakarsanız ADSL olsun, ADSL 2+ olsun bakır yaşadığı sürece sürecek, ama pekte öyle ileriye dönük yeni gelişmeler vadeden bir altyapı değil. Dolayısıyla altyapının muhakkak fibere dönmesi lazım. Sadece santralar arasında veya özel büyük firmaların kiralık hatları şeklinde değil veya optik ethernet ya da metro ethernet denilen ki, metro ethernette optik altyapıya dayanmak durumundadır. Demek ki gereksinim fiberdir. Zaten yeni yatırım kalemleri arsında Türk telekom adına Celalettin Dinçer bey'de 30.000 km. yeni fiber hat öngördü. Burada benim firma olarak da olaya bakış açım biraz farklı. Geleneksel kablolama üzerinden değil de, yepyeni bir teknoloji kullanılan sistemde: Fiberin, bir anlamda üflenerek döşenmesi. Ama bu iş çok iyi bir planlama gerektiriyor. Böylelikle geleneksel kablolamaya nazaran % 30 daha ekonomik bir uygulama ve her yere fiber çekilebilmesi mümkün. Üflemeli fiberde, özellikle merkezi bölgelerden yaptığınızda 2 km. iki tarafa toplam 4 km. fiberi çok çok kısa sürede çekebiliyorsunuz. Ve önemlisi, ihtiyaç duyulduğu anda çekiyorsunuz. Yani diyelim ki, belli bir yerden bir yere fiber çekilecek, ekibinizin hemen oraya gitmesi, gerekli ekipmanının yerleştirilmesi ondan sonra alt birimlerin daha önceden boru döşenmiş duran sistemin hayata geçirilmesi söz konusu. Sadece bunun hayata geçirilmesi konusunda anladığım kadarıyla biraz zamana ihtiyaç var. Türk Telekom her ne olursa olsun konunun lideri. Diğer kurumlar da kendi altyapılarını oluşturma gayreti içindeler. Eğer Telekom bu konuda çok önemli bir adım atmazsa, tahmin ediyorum diğer kurumlar bu çok önemli bir yatırımı başlattıklarından itibaren, kısa sürede daha hızlı büyüyebilen önemli mesafeler alacaklardır. Bunun yanında, böyle bir fiber optik altyapının kurulması, elinize geniş bant sunum imkanı veriyor. Örneklerden en önemlilerinden biri, dünya pazarının % 40'ına seslenen ve İsveç firması olan Pocketfroud. Çok önemli bir örnek uygulama ise, Dubai İnternetcity. Bugünün koşullarında, 256 tane ekstra hizmet verebilen bir altyapı sunuyor. Hizmetler içinde güvenlik var, kamera sistemlerinin bağlanması ve trafik sinyalizasyonun bunun üzerinden taşınması var. Yani şu anda MOBESE diye sunulan, gerek Emniyet Genel Müdürlüğü'nü gerekse belediyeleri doğrudan ilgilendiren konuların altyapısının çok süratle tesisi mümkün fiber optik altyapıda.
WiMAX'la düşünülen bir MOBESE vardı. Eğer WiMAX'la merkezden çıkarsanız, otomatikman değişik müdahalelerle karşılaşırsınız. Sisteminizi criptolamanız-şifrelemeniz lazım. Şifrelemek eğer çok özel bir metotla yapılmıyorsa, muhakkak bant genişliğini şişirir ve bu nedenle fiber optik altyapı ile her yere gidip ondan sonra erişemediğiniz yerler için WiMAX'ı düşünmeniz gerekir. Kısacası iş, fiber optik altyapı ve bunu içinden rahatlıkla sunulabilecek olan geniş bant imkanı.
Dünya eğilimleri ve ülkemiz
Ankara'da bir otel bile, geniş bant sunuyorum diye reklam yapıyor. Size anahtar olarak verdiği kartın önünde ve arkasında, geniş bant'ı odanızda hemen kullanmaya başlayacaksınız diye reklam var. İngiltere'de BT'nin ve daha değişik operatörlerin reklamları da benzeri içerikte. Siz genelde 256K kullanıyor olabilirsiniz ve yetiyor olabilir ama, gerektiği anda bunu 8 Mb yapabilme imkanını size sunan yine o geniş bant ve fiber optik altyapı. Altı çizilmesi gereken bence fiber optik altyapının zenginleştirilmesi lazım. Bunun sürakli ve daha düşük maliyetli yapılabilmesi için de, geleneksel kablo çekme metoduyla değil, yeni olanakların kullanılıyor olması lazım. Bu teknolojilere yatırım yaparken de, sizin nakde ihtiyacınız var. Yatırılan paranın geri dönüşünde en doğru yol süratle parayı elde edeceğiniz yerden başlayarak yatırım yapmanızdır. Artık şehrin çevresinde yerleşke gibi zengin yerleşim yerleri, villalar yapılıyor. Bu villalar da; 800.000 Dolar'dan başlayıp, 1.400.000 Dolar'a kadar çıkan fiyatlarla satılıyor. Şimdi eve kadar fiber dediğinizde, genelde tavsiye edilen ağacın çiçeklerinden başlayarak ağacın gövdesine yaklaşmanız. Dolayısıyla bu yerleşkelerde kuracağınız, eve kadar fiber kablolama imkanı sunarken doğrudan para kazanmanız mümkün. İnşaat firmalarını yönlendirebilirsiniz. Çünkü 800.000 Dolar'a satarken bir kurum, örneğin 20.000 Dolar fazlasına bunu verebilir. Ki, biz bu fiyatların altında teklifler sunuyoruz. Hem de tam otomasyonla. Tamamiyle etkileşimli bir sistem ve üzerinde sorunsuz bir yazılım çalışıyor. Bizim sunduğumuz biraz farklı. Packetfront firması Cisco'yu Cisco yapanların kurduğu bir firma. Cisco fanlı anahtarlar üretirken, bu firma fansız anahtar üreten tek firma. Böylelikle arıza oranı neredeyse en aza indirilmiş vaziyette. Uçlarda aktif olarak da, ‘setup-box' tarafından içerik sağlayıcı, servis sağlayıcılar ve telekom türü operatörlerin hepsinde benzer bir yapılanmayla geniş bant'ın her türlü servisle çok kısa zamanda kurulabilmesi mümkün. Ve bunların parasal olarak çok kısa sürede geri dönüşü de mümkün.
Çok tüplü boru kullanarak teknolojinin 1. ayağını hayata geçirdik. Bunun yerlisi yok. Fakat katma değerli bir iş bu. Türkiye'de bir sürü firma var. Araya girip anlaştırıp burada üretilmesi de sağlanabilir. Nasıl ki artık fiber kablo, her ne kadar fiberi dışardan gelse de, Türkiye'de üretilmeye başlandı. Artık özel zırhlı fiber üretmeniz gerekmiyor. Çok daha basit, neredeyse bir kıl kalınlığındaki bir yapıda 4 fiberli, 8 fiberli, 12 fiberli kablo üretilebiliyor. Bu metod bizim zaman ve para kazanmamızı sağlayacaktır. Dünya'da geniş bant uygulamasını sunan kurumlar, bunlar devlet kurumu bile olsa, geniş bant uygulamasıyla altyapının ortak kullanıma açılması gündemden düşüyor. Çünkü diyor ki; artık geniş bant var. Sen içerik sağlayıcısın, gel bunun içinden git istediğin yere. Sen hizmetini sun, bana basit bir kira öde, hizmetini de sat. Altyapının ortak kullanıma açılmasında bildiğiniz gibi kurallar biraz daha farklı. Verdiğiniz anda gidiyor, artık siz kullanamıyorsunuz o hattı. Aslında altyapının ortak kullanıma açılması dediğimiz zaman, çok daha uygun fiyatlarla hizmetler alınabilir demek olmalı.
İlk başta tümleştirilmiş sözü çıktı, sonra da entegre devre. Şimdi de yeni bir moda var: ‘Convergence' diyorlar. Asıl ‘convergence-yaklaşım'ın firmaların arasında sağlanması lazım. Mobil operatörlerin arası da süt liman değil. Koşulları aynı değil.
Karşı çıkmak değil de, bu konuda bir ortak paydaya varmak gerekiyor. Bir tanesi telekom otoritesi ve ülkenin menfaatleri neredeyse onu vaaz etmek durumunda ama, bu arada da özel sektörün de ticaretinde uygulayacağı kurallarına fazla müdahale etmemesi lazım. Bir çıkış noktası bulması lazım. 3N ile hizmetlerini herkes zenginleştireceğini söylüyor. O zaman neden Türk Telekom bu kadar yatırımı yapmayı planladı? Çünkü o da pazarda bir şey kazanacak. Bunu nasıl yapabilir Türk Telekom? Hizmetlerini arttırarak yapabilir. Hala PSDN'le yapabilir mi? Geçmişte bir kanun çıkartıldı ve hata yapıldı diye, o kanunda ısrar etmenin alemi var mı? O zaman o kanunu değiştirmenin yollarına bakmak lazım. Ama bu ticari bir noktaya dayanıyorsa, ona bekli de bir ayrıcalık tanınabilir. Bir başka lisans mesela daha uygun bir bedelle ona verilebilir.
İhsan Mutlu kimdir?
Bilişim Teknolojileri alanında 40 yılı aşkın bir kariyere sahip olan K. İhsan Mutlu; Deniz Kuvvetleri hizmetinde bulunduğu 1959-1969 yılları arasında öncelikle San Francisco-Naval B School ve hemen ardından Stanford Üniversitesinde 1960-63 arası 3 yıl Bilgisayar Teknolojileri konusunda eğitim görmüş. Ordudan ayrıldığı 1969 yılında, önce kısa süreli IBM Türkiye ofisinde Sistem Kurulum sorumlusu olarak çalışmış, ardından Netaş firmasının “New Product-Yeni Ürünler bölümü”nde göreve başlamış. Netaş'ın ilk yerli ürünü olan NET-60 PABX sisteminin tasarımını gerçekleştirmesini takiben muhtelif yönetim kademelerinde görev üstlenmiş. Bu dönemde İşletme Fakültesi İşletme İdaresini bitirmiş ayrıca İşletme İktisadı Enstitüsü'nün 1 yıllık programını tamamlamış. Netaş'tan emekli olarak ayrılması ardından, Lazer Sistemleri ve Ticari Uygulamaları konusunda eğitim almış ve lazer gösteri alanında Jean-Michael Jarre'nin asistanlığını yapmış. Bu dönemde Paris ve Cezayir'de düzenlenen lazer gösterilerinde faal olarak rol almış. Bu eğitimini, Türkiye'nin değişik şehirlerinde ve TBMM'nin 75. Yılı kutlamaları da dahil olmak üzere birçok kurum için yapmış olduğu gösterilerle hayata geçirmiş. Değişik alanlardaki çalışmalarını bırakıp 1996 yılında tekrar telekomünikasyon alanına dönen K. İhsan Mutlu, muhtelif firmalarda İş Geliştirme Direktörlüğü, Genel Müdür Yardımcılığı ve Genel Müdürlükler yapmış. Bu tarihten itibaren Fiber Optik uygulamaları alanında çalışmalar yapmış ve özellikle “Eve Kadar Fiber (FTTH) ve Geniş Bant uygulamaları” konusunda muhtelif üniversitelerimizde gerçekleştirdiği anlatımlarla gelecekte kullanılacak bilişim ve haberleşme teknolojilerinin anlaşılmasına katkıda bulunmuş. 2004 yılı sonunda özellikle FTTx alanındaki yeni uygulamaların pazara sunulmasını gerçekleştirmek üzere Botmaş genel müdürlüğünü üstlenmiş. K.İhsan Mutlu, “Değişen teknolojilerle insan davranışının değişim ve gelişimi” konusunda kitap yazım çalışmalarını sürdürmekte.
BOTMAŞ
2005 yılı başında kurulan Botmaş, pazara açılışından kısa bir süre sonra Yerel ve Geniş Alan Haberleşme Ağları ve Yapısal Kablolama Sistemleri uygulama alanından Fiber Optik Teknoloji uygulamalarına odaklanarak; Eve kadar Fiber (FTTH), Geniş Bant uygulamaları ve Üçlü Oyun çalışmalarına ağırlık vermeye başlamıştır. Botmaş; İnternet, IP Telefon, IPTV ve yüzlerce ek hizmetin sunumuna imkan sağlayan bu çağdaş teknoloji uygulamalarıyla alanında lider olmayı hedeflemiş bir kuruluş. Teknolojiyi yakından izleyen firmamız, bu alanda teknoloji lideri iş ortakları birlikte çalışarak müşterilerine uzun vadeli ve yüksek performanslı çözümler sunmakta.
İş ortaklarını dünyanın en iyi firmalarından seçmeye özen gösteren Botmaş; altyapıda “fibreflow” teknolojisiyle temayüz eden Emtelle, Eve Kadar Fiber aktif ürün uygulamalarında lider PacketFront, fiber optik aksesuarları alanında uzman Optokon, Fiber Optik altyapı dağıtım ve yönetiminde Telect ve Güç Elektroniği alanında lider Emerson Network Power firmalarının Türkiye sorumlusu olarak ürün ve hizmet kalitesini en yüksek seviyede tutmayı hedeflemiş.
Botmaş, sunduğu ürün ve hizmetlerin daima ve koşulsuz olarak müşteri beklentilerine uygun olmasını sağlamaya odaklanmış durumda. Müşteriye sunulan çözümlerde, oluşturulan tasarımın, kullanılan ürünlerin, çözümün ayrılmaz bir parçası olan eğitim ve teknik destek gibi hizmetlerin, nitelik, zamanlama ve maliyet açısından müşteriyi tam olarak tatmin etmesi BOTMAŞ 'ın en öncelikli hedefi olmuş.