Av. Tolga İşmen, LL.M. (KCL)
tolga@telepati.com.tr



Kanun-e

3N hangi bahara?

3N ihalesine sadece Turkcell teklif verdi ve bu nedenden ötürü de ihale iptal edilmek zorunda kaldı. Diğer işletmeciler numara taşınabilirliği olmadan 3N ihalesinin sonuçlanmasının rekabeti olumsuz etkileyeceği inancı ile ihaleye katılmadıklarını beyan ettiler. Telekomünikasyon Kurumu ise, yakın bir ifade ile “rekabet ve yarışma koşullarının oluşmadığı gibi; ihalenin onaylanarak istekli işletmecinin yetkilendirilmesi halinde mevcut durumda sektörde etkin ve verimli bir rekabet ortamının temini ve muhafazasının mümkün olmayacağı dikkate alınarak …” gerekçesi ile ihaleyi iptal etti. Daha sonra ise, sanki şaka yapar gibi bir sonraki ihalede aynı oyunun oynanmaması için gerekli tedbirlerin alınması için çalışma yağılmasına da karar vermiş. Allah aşkına ne zaman telekom sektöründe aklı başında bir ihale yapmayı becerebileceğiz? Eğer bu sorununu çözümü “çalışma yapılarak” giderilebiliyordu ise, neden daha önce bu çalışmayı yapmadık? Öncelikle ve en önemlisi belirtelim ki, 3N teknolojisinin Türkiye'de kullanılamıyor olması bir skandaldır. Bence en önemli öncelik, bu teknolojinin Türkiye'de kullanılmaya başlanmasıdır. 3N'nin mevcut rekabet şartlarının geliştirilmesi için kullanılması, yapılacak ihale sonucunda Hazine'ye önemli miktarda kaynak kazandırmak gibi amaçlar, ancak ikincil amaçlar olarak kabul edilmelidir. Bu çerçevede bence bütün GSM işletmecilerine 3N teknolojisi ile hizmet sunmak için gerekli lisanslar herhangi bir fazladan bedel almadan hemen tahsis edilmelidir. Devlet mobil telefon hizmetlerinden zaten %25 Özel Tüketim Vergisi, %18 KDV ve şirket karlarından %30 Kurumlar Vergisi almakta. Bu nedenle ne kadar daha fazla hizmet sunulur, pazar ne kadar genişlerse; o kadar vergi gelirleri artacak, devlet zaten bu genişleyen pazardan önemli miktarda pay elde edecektir. Geçen ay da belirttiğimiz üzere aslında 3N ihalesinin esas önemli kısmı; 3N hizmeti sunma hakkı değil, 3N hizmetine bağlanmış olan frekans tahsisidir. Frekansları ise, ayrı birer ihale ile işletmecilere tahsis edilebilir. Böylece esas amacın 3N hizmeti sunmak mı, yoksa fazladan frekans kullanım hakkına sahip olmak mı olduğu ortaya çıkabilir.

Bir diğer ihale ise, GSM 900 MHz kanallarının tahsisine ilişkin ihale. Geçen ayki yazımda bahsettiğim bu ihale Ekim ayının 10'unda gerçekleştirilecek. Peki burada bir soru daha soralım, eğer diğer işletmeciler (yani Vodafone ile Avea) bu ihaleye de katılmazlarsa ne olacak? Yine Telekomünikasyon Kurumu, etkin rekabet gibi nedenler ile Turkcell'e bu kanalları tahsis etmekten imtina mı edecek?

Mobil hizmetler pazarı çok büyük ve çok önemli bir rekabet söz konusu. Turkcell'in şiddetle ve en kısa zamanda frekansa ihtiyacı var. Diğer işletmeciler ise, rekabette Turkcell'i tahtından etmeyi bir şekilde beceremiyorlar ve bu frekansları almasını engelleyerek rekabette avantaj sağlamaya çalışıyorlar. Bir diğer deyişle, Turkcell abonelerini daha kötü kalitede servise mahkûm ve tüm Türkiye'yi 3N hizmetlerinden mahrum bırakarak rekabette avantaj sağlamaya çalışıyorlar. Telekomünikasyon Kurumu ise; ne diğerlerinin oyununu bozabiliyor ne de Turkcell'in yer yer hakim durumunu kötüye kullanmasını engelleyebiliyor, sadece iyi niyetle çalışıyor. Bakalım biz bu karmaşada ne zaman 3N hizmetler ile tanışabileceğiz. Gürcistan'da bile olan 3N'den yararlanmamız, küçük hesaplar nedeniyle bakalım daha ne kadar engellenecek?

Tolga İşmen

30 Ekim 2007, Esentepe


Köşe Yazarları