AĞUSTOS 2003 Sayı: 95
Ben, okuduğumu anlamak isterim…
“ÇIKMAZ ayın son Çarşamba günü, Darion
Systems EMEA müdürü ve CEO’su tarafından yapılan lansman ile, beta testleri
geçen çeyrekte yapılan konsept ürünün demosu herkesin beğenisini kazandı.
Dizaynı İtalyan Meucci tarafından yapılan bu konsept ürün, globalleşen
dünyamızın trendlerini yansıtıyor. Bağımsız Xriatworld tarafından yapılan
benchmark testlerde de en yüksek notu alan dijital yardımcınız Trimo,
embedded firewall, 64MB buffer ve GPRS ve internetteki yüksek performansı
ile göz kamaştırıyor.
PDA’ler arasında hak ettiği yere çok kısa sürede geleceğine inandığımız
bu cihazın en önemli özelliği; TDMA, CDMA ve GSM gibi sistemleri aynı
anda kullanarak online real time WAN ve LAN bağlantısına girebilmesi ve
wireless teknolojilerini optimum kullanabilmesi. Backlight ve touchscreen
özellikli geniş ekranı, Bluetooth, IrDA, T9 klavyesi ve memory stick kullanabilmesi
diğer özellikleri arasında.
Sizi bilmem ama, ben hemen bir tane edineceğim. Ne muhteşem bir cihaz
bu böyle. Tüm corner ve shoplara dağıtılan teknoloji harikası, zaten sadece
yedi milyar Lira.
‘Bilişimciler’ diyor ki, anlamadığınız konuda ‘bilgisayarcı’nıza danışın.
Bir de başımıza, ‘bilişimci’ ve ‘bilgisayarcı’lar çıktı. Gerçi ben pek
anlamadım, bu ‘adamlar’ bilgisayarı ve bilişimi ne yapıyorlar ama, herhalde,
manavcının ve bakkalcının yaptığı gibi birşeyler yapıyorlar. Neyse, vardır
Guru’larımızın bir bildiği diyor, şimdilik yastık altına koyuyorum.”
Niçin bilgisayar satışları düşük? İnternet neden gelişmiyor?
Altyapı mı eksik, üstyapı mı? Toplantılar yapılıyor, seminerler düzenleniyor.
O bunu suçluyor, bu da şunu. Ama hiç kimse ana konuya temas etmiyor. Dil
sorununa yani. Tabii ki, herhangi olumlu bir sonuç da çıkmıyor. Temelsiz
evin duvarlarının kaymasına kimse engel olamıyor.
Ülkemiz zengin değil. Dolayısıyla, ülkemizin her vatandaşının teknolojiye
yeterli para ayırabilmesi de olanaksız. Ancak, kaynak ayırabilecek birey
ve şirket sayısı da, şu anki durumun en az üç beş kat üzerinde. Maddi
sorunları aşabilenler, bu kez de korku duvarına çarpıyorlar. İnsanın doğasında
vardır: Bilmediğinden, anlamadığından uzak durmaya çalışır. “Bilmemek
değil, öğrenmemek ayıp!” dediğinizi duyar gibiyim. İyi de, öğretmemek
veya anlaşılmaması için ısrarla inat etmek ne sizce? Sektöre ve ülkenin
gelişimine ihanetten başka bir şey değil.
Zararın neresinden dönülse kardır. İşi bildiğini iddia edenler! En büyük
görev sizlere düşüyor. İlgilenenlere, açık seçik ve onların anlayabileceği
biçimde yaklaşın. Korkularına engel olun. Olabilecek en az yabancı terimle
ve onların konuştuğu dilde hitap etmeye çalışın. Satışların nasıl arttığına
ve müşterilerin ne kadar kolay ikna edilebildiklerine sizler de şaşıracaksınız.
Kurulmasını arzu ettiğiniz yapının temelini sağlam tutarsanız, yaşanılabilecek
sorunların çok büyük bir bölümünün ortadan kalktığını zevkle izleyeceksiniz.
Karşınızdaki müstakbel kullanıcı, o soruları size, cevabını öğrenebilmek
amacıyla soruyor. Kullanılan yabancı terimlerin bolluğu; sizin hava atmanızı
sağlamıyor, tam tersine, anlayamamanın hayal kırıklığı ile insanların
sizden uzaklaşmalarına ve sıkıntınızın büyümesine neden oluyor.
Giriş paragrafımı ülkemizde kaç kişi anlar, kaç kişi
ilk iki cümleden sonra okumaz bile? Kullandığım yabancı terimlerin hangisinin
kullanılan Türkçe’mizde karşılığı yok? ‘Dijital’ kelimesinin, neden bu
kadar zor söylendiğini hiç düşündünüz mü? Lütfen, kendi kendinize ‘dijital’
der misiniz. Peki, hiç TDK’nın Türkçe sözlüğündeki karşılığına baktınız
mı? Bulamadınız mı? Çok normal, çünkü yok! Yani, Türkçe’de böyle bir kelime
yok. Siz hiç ‘sayısal’ diye bir kelime duydunuz mu? O zaman harika, hiç
durmayın çekinmeden kullanın. Ayrıca ‘sayısal’, çok da havalı bir sözcük.
Sadece sektörün ve ülkenin gelişimine değil, Türkçe’mizin
bozulmasına ve yozlaşmasına karşı, ufak da olsa bir katkınız olacak. Baksanıza,
bir taşla kaç kuş? Hep birlikte önce kendimiz ve sektörümüz, sonra da
ülkemiz ve Türkçe’miz için, dilimizde karşılığı olan yabancı terimleri
en azından yazı dilinde kullanmayalım.
Saygılarımla.
|