"Anlaşılmak" veya "yanıtlamak"
GEÇEN gün dikkat ettim de, insanlarla doğru iletişim
kuramıyorum. Birilerine birşey söylemek istediğim zaman; Türkçe olduğuna
inandığım kelimeleri biraraya getirerek anlamlı ve açık olduğunu sandığım
bir takım cümleler kuruyorum. Karşı taraf genellikle ifade etmeye
çalıştıklarımı, bir defada anladığını belirten kelimeler ile cevap
veriyor veya en azından baş göz işaretleri ile yanıtlıyor. Fakat bir
süre sonra, karşı tarafın beni hiç anlamadığını veya yanlış anladığını
ya da başka bir deyişle kendimi ifade edemediğimi fark ediyorum. Ve
bu anlattıklarım bir hayli sık oluyor. Tekrar düşündüm ve bu duruma
inanılmaz sıkıldım.
Neydi sorun? Ben mi Türkçe bilmiyordum, yoksa bozulan ve süratle bozulmaya
devam Türkçemiz, insanların anlama ve düşünme sistemlerini de mi bozmuştu?
Bana birşeyler satmaya uğraşan birisine "param
yok" diyorum, "olsun çek verirsin" diyor. "Param
yok" cümlesi bana göre; belirtilen ürün ve hizmet için ayırabileceğim
paranın var olmaması; ona göre ise üzerimde yeterli miktarda para
taşımıyor olmam anlamına geliyor.
Anlaşmaya varılan bir konuda; "son gün" için sorulan soruya
verdiğim cevap, olabilecek son günün cevabı, sorana göre; her zaman
aşılabileceğine inandığı bir fikir sadece. Olası bir gecikme durumunda
gayet rahatlar: "Ne var ki, topu topu bir gün veya üç vakit"
gecikildi.
"Ne içersiniz?" sorusuna; "Buzsuz, limonsuz buz gibi
bir kola" cevabım üzerine, buzlu ve içine bir parçada limon konulmuş
bir bardak kola getiren garson özürünü şöyle kapatıyor: "Herkes
böyle tercih ediyor". Birincisi; öyle olsa fabrika vanilyalı
kola ürettiği gibi limonlu kola da üretirdi. İkincisi; madem benim
dediğimi yapmayacaktın, neden sordun?
"45 numara ayakkabınız var mı?" sorusunun çok basit iki
cevabı vardır: "Evet" veya "Hayır". "Bizim
kalıplarımız geniştir" ya yanlış cevaptır, ya da numaralamayı
beceremediklerinin ispatıdır.
Bir de, iletişimsizliğin farklı bir boyutu var:
Soru neden sorulur? Cevabını öğrenmek, anlamak istediğimiz için!
Bir avukata sorduğunuz sorunun cevabında; "layiha", "içtihat"
ve "celse" gibi kelimeler, bir doktora sorduğunuz sorunun
cevabında, "pinemokonyus", "pelat", "krup"
veya "vertigo" gibi teşhisler, ilk öğretimde okuyan bir
öğrenci velisinin bir bilgisayar satıcısına sorduğu sorunun açıklamasında;
"Megabyte", "GigaHertz", "Cache", "EDORAM"
gibi teknolojik terimler varsa, soruyu soranların %99'u hiçbirşey
anlamıyor. Üstüne üstlük anlayamadığı için de çok utanıp, ne pazarlık
edebiliyor ne de anlamak zorunda olduğu diğer konularla ilgili soru
sorabiliyor. Ödemesini yapıyor, sessizce mekanı terk ediyor. Madem
verilen cevapları anlamayacaktı, neden sorular soruyordu ki? Oysa,
tüm soruların Türkçemiz'de anlaşılabilir bir karşılığı vardı.
Düşünün bakalım bu iletişimsizlikler içinde kim ne kazanabiliyor?
Örnekleri neredeyse sonsuza taşıyabileceğimiz bu
iletişimsizlikler, sanırım sizinlerin de başına gelmiştir. Yoksa gelmiyor
mu?
Peki söylenenleri neden anlamıyor veya anlamak istediğimiz gibi anlıyoruz?
Çok mu vurdumduymazız ya da hoşgörülüyüz? Yoksa çok mu sorumsuz veya
ard niyetliyiz? Son bir seçenek daha aklıma geliyor: Ya aptalız ya
da aldığımız eğitimin sonucu.
Şöyle yazarsam kimbilir kendimi belki de İngilizce
karşılığı ile daha iyi ifade edebilirim: İnsanlar arasında "communication"
yok. Olan, sadece "connection". Bu da beni çok rahatsız
ediyor.
Saygılarımla...